11 Eylül 2017 Pazartesi

YAKIN GELECEKTE 100. YAŞ KUTLAMAALARI RUTİN OLABİLİR Mİ?


KARDİYOLOJİDE YAKIN TARİHLİ HEYECAN VERİCİ GELİŞMELER BİZE NE DİYOR OLABİLİR?

YAKIN GELECEKTE 100. YAŞ KUTLAMAALARI RUTİN OLABİLİR Mİ?

Kardiyoloji ile ilgili yeni çalışmalarını sonuçlarını gördükçe, heyecan verici bir dönemde olduğumuzu içtenlikle söyleyebilirim. Eğer 10 yıl daha kalp krizi (ya da yeni bir kalp krizi)  geçirmemeyi başarabilirseniz,  belki hiç kalp krizi geçirmeyeceksiniz. Benzer durum kanser hastalığı içinde geçerli gibi görülüyor. Modern tıp bir 10 yıl sonra ortalama ömre 30 ile 50 yıl civarında bir süre katabilir.

Yakın zamanda kalp krizi vb. kalp damar olaylarını önleme konusunda etkin yeni tedavi olasılıkları gündeme geliyor. Özellikle monokonol antikorlar ile yapılan çalışmalar kardiyoloji pratiğini kökten değiştirmek üzere. Birkaç dekad (10 yıl) sonra hiç kalp krizi görmeyebiliriz. İki üç yıl öncesine kadar yapılan çalışmalarda teorik olarak LDL kolesterol ( halk arasında kötü kolesterol diye bilinir) seviyesinin 36 mg/dl’ye indirilmesi ile kalp krizinin ortadan kalkacağı ön görülüyordu. Ancak o dönemlerde bu seviyelere indirebilecek ilaçlar yoktu ve veriler tahmini idi. Şimdi ise PCSK9 inhibitörleri denilen deri altına enjeksiyon şeklinde ayda bir ya da iki kez yapılan ilaçlar ile LDL seviyeleri çok daha aşağılara indirilebiliyor. Ağustos 2017’de çıkan bir çalışmada (yayımlanalı daha bir ay olmadı) çok düşük LDL kolesterol seviyelerinde bile yan etkide artış olmadığını gösteriyor. Ön görülerin aksine LDL seviyesi 10 mg/dl altına indirildiğinde bile hala faydalı etki görülüyor. Yani 36 mg/dl altına indirilmesi kalp damar olaylarını ciddi oranda azaltsa bile tam önlemiyor ki 10 mg/dl altında bile olay önleme konusunda istatistiksel anlamlı sonuçlar çıkıyor. İki üç yıl önceki öngörüleri destekliyor ama daha da düşük seviyelerin önleyiciliği ile ilgili net veriler geliyor.  

Şurası net ki artık LDL kolesterol seviyeleri anlamlı bir yan etki olmaksızın çok çok düşük seviyelere kadar indirmek mümkün. Dolayısıyla düşük LDL kolesterol seviyeleri ile ilgili konuda ön görü değil artık net istatistiksel çalışmalar yapılıyor. Çok yakın zamanda daha da net veriler elde edilecek.

İşin heyecan verici yanı bir yandan LDL kolesterol seviyeleri çok düşürülebiliyorken bir yandan da LDL kolesterolün oksitlenmesi (oksidasyonu) önlenebiliyor. (LDL Oksidasyonu kalp damar olaylarını gelişmesinde anahtar rol oynayan bozukluk detaylı bilgi için kalbimi koruyorum rehber kitapta neden kalp krizi geçiriyoruz bölümüne bakmanızı öneririm) Yine ağustos 2017 yılında çıkan bir makalede – yayımlanalı daha bir ay olmadı- canakinubad isimli molekül LDL kolesterol seviyesine etki etmeden oksitlenmeyi azaltıyor ve kalp damar olaylarını belirgin bir şekilde azaltıyor. İlginç olanı ise yeni başlayan akciğer kanseri sıklığını azaltıyor. Kanserden ölümleri ise çok belirgin bir şekilde azaltıyor.  Yan etki olarak enfeksiyona bağlı ölüm riski artıyor. Ama çalışma oksitlenmeyi azaltmanın önemini çok net bir şekilde kanıtlamış oldu. Bu yolla hem kalp damar olayları hem de kanser ihtimali belirgin bir şekilde azalmış durumda.

Gelecek bize şunu vaat ediyor. LDL kolesterol seviyesini ve onun oksitlenme miktarını azaltmak mümkün. Bu şekilde bir karma tedavi ile kalp krizinin tamamen ortadan kaldırmak çok mümkün.

Muhtemelen beraberinde kanser azaltılacak. Hatta oksidasyonun Alzheimer oluşundaki önemi de düşünüldüğünde bu hastalığında azaltılabileceğini öngörmek mümkün.

İnsanlık içen 100 yaş kutlamaları yakın çağda rutin bir aktivite olması mümkün. Şimdiden marketing (pazarlama) firmaları en güzel 100. Yaş kutlamaları için “event”’ler (eğlenceler) pazarlamaya başlasa iyi ederler. Sonra pazar payları geride kalabilir.

Bilim ve sanayi yoğun bir çaba içinde çalışıyorlar ve elbette ki onları kamçılayan güç para “kar” gücü. Ama motivasyon ne olursa olsun çok yoğun ve saygıdeğer bir çaba içindeler. Özellikle modern tıp ve bilim insanları etik, ön yargısız, akılcı ve takdire şayan bir çaba ile önümüzü aydınlatıyor insan sağlığına müthiş katkıda bulunuyorlar.

Peki bu dönemde bireye, her bir insana düşen nedir?   Aslında cevap çok net: Sağlıklarını korumak için çaba göstermek. Bu bloggta, kalbimikoruyorum kalbimikoruyorumrehberkitap facebook sayfalarında ve bizzat yayınlanmış olan kalbimi koruyorum rehber kitap’ta bu konuda yazıyorum.

10 yıl sonra bu güne müthiş ilaçlar reçete edebileceğiz. Şimdi ise size kalbimikoruyom felsefesini anlamanızı öneririm. 10 yıllık çaba size belki 50 yıl artı ömür olacaktır. Daha fazlasını ben hayal edebiliyorum yazmayışım ise konuşmak için çok erken.

Sağlıklı günler dileğiyle

Sağlık emektir.

Dr Deniz  Demirci.

27 Temmuz 2017 Perşembe

KALBİMİ KORUYORUM REHBER KİTAP

 
 
Bir düş benimkisi
Tüm çocukların
Tüm insanlığın ve tüm canlıların
Hatta cansız bildiğimiz örneğin dağın, taşın bile
Sağlıklı olabildiği bir dünya düşü
İnsanlığın yeniden içindeki iyiliği keşfebildiği bir dünya
Bu kitap ise bir damla katkı sağlamak çabası
Bu düşe

22 Şubat 2017 Çarşamba

kalbim: Kalp krizlerini ne kadarı önlenebilir ?

kalbim: Kalp krizlerini ne kadarı önlenebilir ?: Bu blogg yıllar önce kurulduğundan beri şunu söylemek istiyor: Kalp krizleri kader değildir. Bilinçsizce yapılan tercihlerin zamanla ortaya...

Kalp krizlerini ne kadarı önlenebilir ?

Bu blogg yıllar önce kurulduğundan beri şunu söylemek istiyor: Kalp krizleri kader değildir.
Bilinçsizce yapılan tercihlerin zamanla ortaya çıkan sonucudur.

Yıllardır koruyucu kardiyoloji ile ilgili çalışmalar yapıyorum. Bir takım projeler üretmeye çalışıyor, bu konuda eğitimler veriyorum. Bildiğim, gördüğüm gözlemlediğim sonuçlar var. İnsanın kalbini koruma çabası gerçekten mütiş sonuçlar elde etmesini sağlıyor.

Peki bilimsel çalışmalar bunun ne kadar  mümkün olacağını söylüyor. Yani koruyucu kardiyoloji kapsamında yapılanlar kalp krizlerini ne kadar önlüyor ?
Cevap çok çarpıcı. Avrupa kardiyoloji derneğinin son koruyucu kardiyoloji kılavuzundaki bilgi.
% 80
Evet kişinin alacağı koruyucu önlemler % 80 olasılıkla kalp krizleri önlenebilir.
Hatta bu kapsamda yapılanlar kanser oranlarını da % 40 azaltabilir diyor aynı kılavuz.
Bu rakamları iyi düşünmek ve yorumlamak gerek.  

Bu rakamı şöyle de yorumlayabiliriz. Kalp krizi geçiren her yüz kişiden sekseni önlenebilir bir kalp krizine maruz kalmış.

Yada şöyle diyelim önleyebilmek daha yüksek olasılıkken insanlar daha düşük olasılığa maruz kalıyor.
Tuhaf bir durum değil mi?
Kalp krizi kader değil. Bu geleceği değiştirmek mümkün.