Hipokrat insanların nasıl besleneceği ve ne kadar egzersiz yapacağı konusunda doğru önerilerin bir çok hastalıktan korunmayı sağlayacağını söylemiş. Yıllar önce, yaklaşık 2500 yıl önce. Nasıl beslenmeliyiz? Ve nasıl ve ne kadar egzersiz yapmalıyız? Bu sorular 2500 yıldır yanıt aradığımız sorular.
Doğru yanıta yaklaşıyor muyuz? Bilim yaklaşıyor olabilir. Ama insan hayatı doğru çizgiden her geçen gün, her yeni teknolojik gelişimle uzaklaşıyor. Bilgi bizi doğruya yönlendirirken hayatımızın akışı doğrudan uzaklaşıyor. Hayat yolunu, tüm insanlık hep birlikte yürüyoruz. Kimimiz en ortasında kimimiz en önde kimimiz biraz uzağında kalabalığın. 20- 60 yaşında insanları düşünelim, uzak kalabilen kaç kişi var, akıllı telefondan, sanal dünyadan, yapay zekadan. Uzak kalabilenler ise akıllı telefonlardaki sanal dünyaya yapışmış insan sürüsünden ayrılmaksızın ama biraz uzaklarından yürüyor.
Böyle bir dünya da yakın zamanda yayımlanam PURE çalışmasının adından bahsetmek istedim. Çalışmayı daha detaylı inceleyip özetlemeye çalışacağım ama meraklı gözlerden kaçmış ise fark ettirmek istedim. PURE çalışması klasik bilgilerde ve kılavuz önerilerinde önemli değişikliklere neden olacak. 2500 yıllık (belki daha da eski) soruya hala net cevap veremediğimiz ama cevaba yaklaştığımız düşüncesindeyim. Ama bizim jenerasyonumuz cevabı net cevabı bilemeyecek.
"Bilgi yavaş yavaş evriliyor.Sonuçta bin yıllık sorular bunlar"
"Bilgi yolumuza aydınlatan ışık, ışık açık olduğunda yolu bulmak kolay
ama henüz aydınlanmadığında yolu nasıl bulacağız ?
İşte bu felsefenin işi, bilimsel gerçek bilgileri referans alarak
henüz bilimin aydınlatmadığı bir yolda yönümüzü bulabilmek,
benim için felsefenin tanımı bu.
Bir gün o yol gerçek bilgi ile tamamen aydınlanana kadar felsefe ile yönümüzü bulabiliriz."
Kalbimi koruyorum Rehber kitapta vurguladığım besleme kitabının da temelini oluşturan felsefeyi anımsatmak istiyorum. Minimum (olabilecek en az ) düzeyde endüstriyel beslenme.
Beslenmenin içeriğinde en önemli sorunun bizim hayatımızda olduğu gibi gıdaların da doğal hayatlarının bozulması.
İnsan bedeni doğal hayatla baş edebilecek ya da uyum sağlayabilecek çok uzun yıllara dayanan evrimsel süreç geçirdi. Ancak gıdalardaki hızlı endüstriyel dönüşüm evrimsel sürecin bizde oluşturduğu uyum gücünün dışında kalıyor. Benim düşünceme göre,baş etmekte güçlük yaşadığımız şey bu: Bedenimizin uyumluluğu olmayan gıdalara maruz kalması.
Beslenmenin içeriğinden önce beslenme felsefesinin insana daha çok katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bireysel sağlığımızı korurken öncelikli yönelimimizin beslenme felsefesi olmalı,
"Felsefe beslenme içeriğini düzenlemekte bize yardımcı olacaktır."
Günümüz pazarlama çağının beslenme bilincimizi tamamen bozduğu, beslenmeyi bedenin bir ihtiyacın giderilmesinden alıp, zevk, statü baş edilmez haz şekline çevirdiği bir dünyadayız. İçerikten önce felsefeye, bilince dönmeliyiz. Evrimsel uyum gücümüzü hatırlamalıyız.