KALP İÇİN ETKİN SPOR
Aşağıda paylaştığım tabloda yaşa göre hesaplanmış maksimum kalp hızı ve efektif bir sporda ulaşılması gereken kalp hızı sınırları var. Örneğin 35 yaşında birinin maksimum kalp hızı dakikada 185'dir. Bundan daha fazlasında kalp için yeterli oksijenin sağlanamayacağı ve oksijensiz kalacağı anlamına gelir. Kısaca daha üst hızlar kalp için sakıncalı olacaktır.
Egzersizin kalp performansını ve sağlığını artırması için belirli bir kalp hızına çıkması gerekir. Buda maksimum kalp hızının %70 ile %85'i arasındaki kalp hızlarıdır. Yine 35 yaşında birisi için bu hızlar 155 ile 130 arasıdır. Günlük kalp hızının bu etkin aralıkta olduğu en az 20 dakika mümkünse 30 dk yapılacak spor kalp için ve genel vucut sağlığı için çok faydalı bir egzersiz programı anlamına gelir.
Sadece kalp performansı düşünüldüğünde kalp hızını bu aralığa getiren her tür aktivite aynı sonucu doğurucaktır. Yüzerken bisiklete binerken, yürürken, koşarken, halk oyunu oynarken, dans ederken... Kalp ne şekilde bu hıza ulaştığı ile ilgilenmez. Bu hıza ulaşıp 30 dk bu egzersizi devam ettirmeniz koşulunda kalp için çok önemli bir fayda sağlanmış olacaktır. Burada üzerinde durulması gereken nokta vücuda aşırı yük bindiren örneğin yüksek ağırlıktaki halter ya da damblların kaldırıldığı sporlar kalp için istenmeyen bir yük bindirecektir. Kalp kaslarında kalınlaşmaya neden olacaktır. Ayrıca bu tür sporlarda anerobik oksijensiz solunum devreye girdiği için kaslarda biriken laktik asit kısa sürede yorgunluğa neden olacak ve kalp hızını artırıcı bir egzersiz yapılmasını önleyecektir. Bu tarz yapılan ağırlık egzersizlerinin (yüksek ağırlıkla ) kalp sağlığı için bir faydası olduğunu söylemeyiz hatta zararlı olabileceğini söylemek mümkün. Daha önce yazdığım bir yazıda detaylıca değindiğim tip 1 ve tip 2 kas lifleri konusu da düşünüldüğünde yüksek ağırlıkla elde edilen kas kitlesinin temelde vücuda bir faydası yok. Aksine yürüme gibi aerobik oksijenli solunumla geliştirilen kas lifleri vücutta aktif olarak çalışmakta ve bir çok faydalı etki yaratmaktadır.
26 Nisan 2014 Cumartesi
17 Nisan 2014 Perşembe
İnsanın kalbini koruması için dikkat etmesi gerekenler
İnsanın kalbini koruması için dikkat etmesi gerekenler
(genel başlık olarak)
1. Düzenli egzersiz
2. Sağlıklı beslenme
3. Sigarasızlık
4. Stresten uzak olmak
5. İyi bir insan olmak
6. Gerekli hallerde verilen ilaçları düzenli kullanmak
Zamanla bu başlıkların altının dolduğu yazılarda buluşmak üzere.
(genel başlık olarak)
1. Düzenli egzersiz
2. Sağlıklı beslenme
3. Sigarasızlık
4. Stresten uzak olmak
5. İyi bir insan olmak
6. Gerekli hallerde verilen ilaçları düzenli kullanmak
Zamanla bu başlıkların altının dolduğu yazılarda buluşmak üzere.
10 Şubat 2014 Pazartesi
Gerçekten bedenimiz bize yalvarıyor hareket edelim diye
Ben kalbin için hareket et diyordum.
Aşağıdaki yazıda (bloomberg ht'den alıntı) beynin için hareket et diyor.
Gerçekten bedenimiz tüm varlığıyla tüm ruhu ile bize hareket etmemiz için yalvarıyor
Geç olmadan
Güç olmadan kulak ver bedenine
Hadi artık harekete geç
Haftada 4 gün 20 dk yürüyüşle başla, bu bile o kadar çok şeyi düzeltecek ki
kaynak: http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1507525-hareket-etmeniz-icin-yalvaran-bedeninize-kulak-verin
Aşağıdaki yazıda (bloomberg ht'den alıntı) beynin için hareket et diyor.
Gerçekten bedenimiz tüm varlığıyla tüm ruhu ile bize hareket etmemiz için yalvarıyor
Geç olmadan
Güç olmadan kulak ver bedenine
Hadi artık harekete geç
Haftada 4 gün 20 dk yürüyüşle başla, bu bile o kadar çok şeyi düzeltecek ki
kaynak: http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1507525-hareket-etmeniz-icin-yalvaran-bedeninize-kulak-verin
Hareket etmeniz için yalvaran
bedeninize kulak verin
Günün önemli bir bölümünün geçirildiği masadan kalkıp,
sadece yarım dakika hareket etmenin, dikkati toplama, algı düzeyinin artması ve
zihinsel uyanıklık gibi birçok yarar sağladığı belirtildi
- 10 Şubat 2014 Pazartesi, 11:47
Günün önemli
bir bölümünün geçirildiği masa başından kalkıp, sadece yarım dakika hareket
etmek, dikkati toplama, algı düzeyinin artması ve zihinsel uyanıklık gibi
birçok yarar sağlıyor.
Yıldırım Beyazıd Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Canan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insanın hareketli hayatını mümkün kılacak tüm kontrol mekanizmalarının, sinir sistemi denilen yapıda bir araya geldiğini söyledi.
Sinir sisteminin, hareketli bir yaşam için var olduğunu belirten Canan, beden hareketinin, özellikle insanlarda, sinir sisteminin çok değişik düzeylerde kontrol etmesi gereken karmaşık bir faaliyet olduğunu ifade etti.
Modern şehir yaşamının getirdiği rutin durumların, insan bedeninin donanımıyla pek uyumlu olmadığını aktaran Canan, çalışanların masa başı işlerde, öğrencilerin de ders sıralarında uzun süre oturarak, sağlığını tehlikeye attığını dile getirdi.
- Basit birkaç fiziksel hareket, zihinsel uyanıklığı artırır
Özellikle uzun süre oturularak ve hareketsiz şekilde yapılan faaliyetlerin, zihinsel uyanıklığı ve dikkati toplamayı zorlaştırdığını vurgulayan Canan, şunları kaydetti:
"Dikkat dağınıklığını toparlamak için biraz hareket etmeliyiz. Tüm bedenimiz bize hareket etmemiz için adeta yalvarıyor. Bu çağrıya kulak vermek, yaşamımızın ileriki dönemlerinde sağlıklı, mutlu ve 'açık zihinli' hayat sürmemiz için en temel gereksinimlerimizden biridir. Günlük hayatta hareket halinde olmaya her zaman fırsat bulunamasa bile, bu konuda yeni alternatifler de üretilebilir. Mesela, arkadaşlarınızla bir yerlerde oturup konuşmak için ayırdığınız zamanın bir bölümünde, onları yürüyüşe davet edebilirsiniz. Yürüyüş yapılırken muhabbet etmeye başlandığında, oradaki zihinsel uyanıklık yüksek oranda fark edilecektir. Diyelim ki uzun süredir masanızın başında ders çalışıyorsunuz veya derin bir mesele üzerinde ciddi ciddi düşünerek oturuyorsunuz. Dersinize konsantre olmakta zorluk çekiyor veya düşündüğünüz mesele üzerinde halen net karara varamıyorsanız, öncelikle uyanıklık ve dikkat düzeyinizi kontrol edin.
Yıldırım Beyazıd Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Canan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insanın hareketli hayatını mümkün kılacak tüm kontrol mekanizmalarının, sinir sistemi denilen yapıda bir araya geldiğini söyledi.
Sinir sisteminin, hareketli bir yaşam için var olduğunu belirten Canan, beden hareketinin, özellikle insanlarda, sinir sisteminin çok değişik düzeylerde kontrol etmesi gereken karmaşık bir faaliyet olduğunu ifade etti.
Modern şehir yaşamının getirdiği rutin durumların, insan bedeninin donanımıyla pek uyumlu olmadığını aktaran Canan, çalışanların masa başı işlerde, öğrencilerin de ders sıralarında uzun süre oturarak, sağlığını tehlikeye attığını dile getirdi.
- Basit birkaç fiziksel hareket, zihinsel uyanıklığı artırır
Özellikle uzun süre oturularak ve hareketsiz şekilde yapılan faaliyetlerin, zihinsel uyanıklığı ve dikkati toplamayı zorlaştırdığını vurgulayan Canan, şunları kaydetti:
"Dikkat dağınıklığını toparlamak için biraz hareket etmeliyiz. Tüm bedenimiz bize hareket etmemiz için adeta yalvarıyor. Bu çağrıya kulak vermek, yaşamımızın ileriki dönemlerinde sağlıklı, mutlu ve 'açık zihinli' hayat sürmemiz için en temel gereksinimlerimizden biridir. Günlük hayatta hareket halinde olmaya her zaman fırsat bulunamasa bile, bu konuda yeni alternatifler de üretilebilir. Mesela, arkadaşlarınızla bir yerlerde oturup konuşmak için ayırdığınız zamanın bir bölümünde, onları yürüyüşe davet edebilirsiniz. Yürüyüş yapılırken muhabbet etmeye başlandığında, oradaki zihinsel uyanıklık yüksek oranda fark edilecektir. Diyelim ki uzun süredir masanızın başında ders çalışıyorsunuz veya derin bir mesele üzerinde ciddi ciddi düşünerek oturuyorsunuz. Dersinize konsantre olmakta zorluk çekiyor veya düşündüğünüz mesele üzerinde halen net karara varamıyorsanız, öncelikle uyanıklık ve dikkat düzeyinizi kontrol edin.
Ardından
ayağa kalkın, ellerinizi başınızın üzerine, gökyüzüne doğru uzatın, biraz
gerinin, ayak uçlarınızda üç-dört kez yükselin, kollarınızı iki yana açarak
derin nefes alıp verin. Bunu üç-beş defa tekrarlayın. Yaklaşık yarım dakikalık
egzersizden sonra, yerinize oturup yazıyı okumaya devam edin. Uyanıklık ve
dikkat düzeyinizdeki yenilenmeyi hemen fark edeceksiniz. Basit bir kaç fiziksel
hareket, zihinsel uyanıklığınızı artırmakta oldukça etkilidir."
Canan, hareket ihtiyacının tek sebebinin sadece beynin uyuşmasından kaynaklanmadığını, bedensel hareketin, tüm bedenin ihtiyaç duyduğu temel bir biyolojik işlev olduğunu unutmamak gerektiğinin altını çizdi.
Canan, hareket ihtiyacının tek sebebinin sadece beynin uyuşmasından kaynaklanmadığını, bedensel hareketin, tüm bedenin ihtiyaç duyduğu temel bir biyolojik işlev olduğunu unutmamak gerektiğinin altını çizdi.
19 Aralık 2013 Perşembe
Bir adım daha
her gün kalbinizi ihmal ederken bir an için gözünüzü kapatıp kendinizi kalp krizi geçirirken görün. O an gecmise dönüp bu günlerde yapmadığınız bir çok şey için kendinize çok kızacaksınız. Geriye donebilmeyi cok isteyeceksiniz. Peki geriye donebilecekmisiniz. Sonra gozunuzu acin. İste geriye dondunuz. Bu sans bir kez daha elinize gecmeyebilir.
Kalbiniz sizden bir adım daha atmanızı bekliyor.
Kalbiniz sizden bir adım daha atmanızı bekliyor.
18 Aralık 2013 Çarşamba
Bir adım kalbin icin
Bir adım daha atmasını bekler insanın kalbi kendi bedeninden bir adımına çok daha fazlası ile yanıt verir insanin kalbi.
Yarın geç bugün bir adım at kalbin için.
20 dakika yürü ornegin
29 Eylül 2013 Pazar
Gün kalbine doğsun
GÜN KALBİNE DOĞSUN
Hayat bir motivasyondur.
İyi bir kalbin varsa
Güneş
her gün
yeniden bıkmadan ve usanmadan senin için doğar.
Sen uyuya kalma emi.
Yeniden başlamak için her gün bir fırsat
gece kalan bir şey yok
bu gün yeni başladı.
Hadi kalk ayağa
ve yürü
koş
kalbin senden çok az şey bekliyor
karşılığında verebileceklerine göre
Hadi
Gün boşa doğmasın
Senin için doğsun
Bu bir karara bakar
bir inanca
Dr Deniz
Hayat bir motivasyondur.
İyi bir kalbin varsa
Güneş
her gün
yeniden bıkmadan ve usanmadan senin için doğar.
Sen uyuya kalma emi.
Yeniden başlamak için her gün bir fırsat
gece kalan bir şey yok
bu gün yeni başladı.
Hadi kalk ayağa
ve yürü
koş
kalbin senden çok az şey bekliyor
karşılığında verebileceklerine göre
Hadi
Gün boşa doğmasın
Senin için doğsun
Bu bir karara bakar
bir inanca
Dr Deniz
4 Temmuz 2013 Perşembe
Yeterli Uyku kalp krizinden koruyor
http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1387309-kalp-damar-hastaliklarinda-uyku-faktoru
Yukarıdaki linkte yayınlanan haberde yeterli uykunun kalp krizi , kardiovasküler olay riskini azalttığını gösteriyor. Haberin tam metni aşağıda.
Uykunun dışında kalan faktörlerin, "ölümcül olan veya olmayan" KDH riskini yüzde 57, "ölümcül" KDH riskiniyse yüzde 67 oranında azalttığı biliniyordu. Yeterli süreli uykunun gecede 7 saat ve daha uzun süreli uyku olarak tanımlandığı araştırma, bunun da diğerler faktörlere eklenmesiyle "ölümcül olan veya olmayan" KDH riskinin yüzde 67, "ölümcül" KDH riskinin ise yüzde 83 oranında azaldığını orta koydu. Araştırma, diğer faktörler olmasa da sadece yeterli süreli uykunun bile "ölümcül olan veya olmayan" KDH riskini yaklaşık yüzde 22, "ölümcül" KDH riskini de yaklaşık yüzde 43 oranında azalttığını ortaya çıkardı.
Araştırmacılar uyku da dahil olmak üzere tüm faktörlere uygun bir hayat tarzının benimsenmesi durumunda, teorik olarak, "ölümcül olan veya olmayan" KDH'nin yüzde 36'sının, "ölümcül" KDH'nin ise yüzde 57'sinin engellenebileceğini veya ertelenebileceğine dikkati çekti.
Kronik Hastalıklarda Risk Faktörlerini İzleme Projesi (MORGEN) adlı ileriye dönük çok katılımlı araştırma, 20 ile 65 yaşları arasındaki kalp damar hastalığı bulunmayan 6672 erkek ve 7967 kadın katılımcının 12 yıl boyunca izlenmesiyle yapıldı.
Katılımcılara ilişkin fiziki aktivite, beslenme, alkol tüketimi, sigara kullanımı ve uyku sürerelerine ilişkin ayrıntıların 1993 ile 1997 yılları arasında saptandığı araştırmada yer alan kişiler, Hollanda'daki ulusal hastane ve ölüm kayıtlarına bakılarak takip edildi.
Uyku süresinin diğer bilinen 4 faktöre eklenmesinin KDH riskinin azaltılması üzerinde bir katkısının bulunup bulunmadığı konusunda şmdiye kadar yapılmış ilk bilimsel çalışma olma özelliğini taşıyan araştırma, "European Journal of Preventing Cardiology" adlı bilimsel dergide yayımlandı.
Araştırmayı yürüten bilim ekibinin başı, Hollanda Ulusal Kamu Sağlığı ve Çevre Enstitüsü'nden Dr. Monique Verschuren, yaptıkları bilimsel çalışmaya ilişkin açıklamada, "yeterli sürede uyku almanın da KDH riskini azaltmada ek bir yöntem olarak bahsedilmesi gerektiğine işaret etti. Verschuren, "Sonuçların teyit edilmesi her zaman önemlidir. Ancak KDH risk faktörleri listemize uyku süresinin de eklenmesi gerektiğine ilişkin delillerin giderek arttığı kesinlik kazanıyor" dedi.
Ortalama 7 saatlik uyku süresinin "insanların çoğu için yeterli olabileceğine" işaret eden Verschuren, aynı bilim ekibiyle birlikte, uyku kalitesini de göz önüne almak suretiyle daha önce yaptıkları bir araştırmanın, ortalama 7 saatten daha az uyku alan ve her sabah tam olarak dinlenmeden yataktan kalkanlarda KDH riskinin, yeterli uyku alanlara oranla göre yüzde 63 daha yüksek olduğunu gösterdiğini belirtti. Verschuren, dinlenmiş olarak yataktan kalkanlarda ortalama 7 saatten daha az uyku almış olsalar bile KDH riskinin artmadığının gözlemlendiğini vurguladı.
Yukarıdaki linkte yayınlanan haberde yeterli uykunun kalp krizi , kardiovasküler olay riskini azalttığını gösteriyor. Haberin tam metni aşağıda.
Mutlaka okumak gerekir
Kalp damar hastalıklarında "uyku" faktörü
Gecede 7 saat veya
üzeri uyku, kalp damar hastalıklarından korunmaya yardımcı oluyor
Hollanda'da yapılan geniş katılımlı bir araştırma,
yeterli sürede alınan uykunun, "egzersiz yapma", "sağlıklı beslenme", "az
alkol tüketme" ve "sigara içmeme" gibi faktörleri içeren
sağlıklı hayat tarzının, kalp damar
hastalıkları (KDH) üzerindeki koruyucu
etkisini yüzde 10 ila 16 artırdığını gösterdi.
Uykunun dışında kalan faktörlerin, "ölümcül olan veya olmayan" KDH riskini yüzde 57, "ölümcül" KDH riskiniyse yüzde 67 oranında azalttığı biliniyordu. Yeterli süreli uykunun gecede 7 saat ve daha uzun süreli uyku olarak tanımlandığı araştırma, bunun da diğerler faktörlere eklenmesiyle "ölümcül olan veya olmayan" KDH riskinin yüzde 67, "ölümcül" KDH riskinin ise yüzde 83 oranında azaldığını orta koydu. Araştırma, diğer faktörler olmasa da sadece yeterli süreli uykunun bile "ölümcül olan veya olmayan" KDH riskini yaklaşık yüzde 22, "ölümcül" KDH riskini de yaklaşık yüzde 43 oranında azalttığını ortaya çıkardı.
Araştırmacılar uyku da dahil olmak üzere tüm faktörlere uygun bir hayat tarzının benimsenmesi durumunda, teorik olarak, "ölümcül olan veya olmayan" KDH'nin yüzde 36'sının, "ölümcül" KDH'nin ise yüzde 57'sinin engellenebileceğini veya ertelenebileceğine dikkati çekti.
Kronik Hastalıklarda Risk Faktörlerini İzleme Projesi (MORGEN) adlı ileriye dönük çok katılımlı araştırma, 20 ile 65 yaşları arasındaki kalp damar hastalığı bulunmayan 6672 erkek ve 7967 kadın katılımcının 12 yıl boyunca izlenmesiyle yapıldı.
Katılımcılara ilişkin fiziki aktivite, beslenme, alkol tüketimi, sigara kullanımı ve uyku sürerelerine ilişkin ayrıntıların 1993 ile 1997 yılları arasında saptandığı araştırmada yer alan kişiler, Hollanda'daki ulusal hastane ve ölüm kayıtlarına bakılarak takip edildi.
Uyku süresinin diğer bilinen 4 faktöre eklenmesinin KDH riskinin azaltılması üzerinde bir katkısının bulunup bulunmadığı konusunda şmdiye kadar yapılmış ilk bilimsel çalışma olma özelliğini taşıyan araştırma, "European Journal of Preventing Cardiology" adlı bilimsel dergide yayımlandı.
Araştırmayı yürüten bilim ekibinin başı, Hollanda Ulusal Kamu Sağlığı ve Çevre Enstitüsü'nden Dr. Monique Verschuren, yaptıkları bilimsel çalışmaya ilişkin açıklamada, "yeterli sürede uyku almanın da KDH riskini azaltmada ek bir yöntem olarak bahsedilmesi gerektiğine işaret etti. Verschuren, "Sonuçların teyit edilmesi her zaman önemlidir. Ancak KDH risk faktörleri listemize uyku süresinin de eklenmesi gerektiğine ilişkin delillerin giderek arttığı kesinlik kazanıyor" dedi.
Ortalama 7 saatlik uyku süresinin "insanların çoğu için yeterli olabileceğine" işaret eden Verschuren, aynı bilim ekibiyle birlikte, uyku kalitesini de göz önüne almak suretiyle daha önce yaptıkları bir araştırmanın, ortalama 7 saatten daha az uyku alan ve her sabah tam olarak dinlenmeden yataktan kalkanlarda KDH riskinin, yeterli uyku alanlara oranla göre yüzde 63 daha yüksek olduğunu gösterdiğini belirtti. Verschuren, dinlenmiş olarak yataktan kalkanlarda ortalama 7 saatten daha az uyku almış olsalar bile KDH riskinin artmadığının gözlemlendiğini vurguladı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
