28 Ekim 2011 Cuma

Kalp krizi kader değildir. Doğru beslen boş kalori alma

Öncelikle bu blogta sıklıkla baş vuracağım kendi tanımlamalarım olan boş kalori zararlı kalori faydalı kalori kavramlarını açıklamakta fayda var.
Faydalı kalori: Birim kalori başına vücuda alınan faydalı madde miktarının > sıfırdan fazla olması
Boş kalori: Birim kalori başına alınan vucuda faydalı ve zararlı madde miktarını sıfır olması
Zararlı kalori: Birim kalori başına vücuda alınan zararlı madde miktarının sıfırdan fazla olması
Örneklerle açıklayalım: Elma yerken kalori alınır ancak bununla birlikte birtakım vitaminler ve lifler de alınır bunlar vücut için gerekli ve faydalıdır dolayısıyla elmadaki kalori faydalı kaloridir
Bir çok gazlı içecekte yine cipslerde ciddi oranda kalori var iken beraberinde vücut için zararlı bir çok madde de alınır (zararlı kalori).
Çaya atılan şeker boş kaloridir gereksiz kalori olmasının dışında beraberinde zararlı bir madde yada faydalı bir madde içermez (tabi üretim ve işlenme koşullarına göre zararlı bir takım bileşenler içerebilir)
Sonuçta kalori hesabı yaparken sadece matematiksel toplam kalori miktarına bakmak değil birim kalori başına
alınan faydalı bileşik miktarına bakmalıyız. Zararlı  kalorileri tamamen hayatımızdan çıkarmalı boş kalorilerden olabildiğince uzak durmalıyız.
Aslolan zararlı ve boş kalorilerin hayatımızdan çıkarılması faydalı kalorilerde herhangi bir hesap yapmamamızdır. Ancak evrimsel süreç yaşam biçimimizi belirgin bir şekilde değiştirirken fizyolojimiz buna henüz uyum sağlayabilmiş değildir. Sonuçta sürekli harekete ve enerji harcamaya uyumlu insan organizması masa başında televizyon karşısında hareketsiz bir yaşama sürüklenmiş üstelik birde (dünyanın çoğunluğu) çok kolay kaloriye ulaşabilir hale gelmiştir. Buda sürekli kilo artışı getirmektedir. Mevcut hareketsiz hayatımıza olabildiğince hareket katmak ve harcayabileceğimizden daha fazla kalori tüketmemek gerekir.
Hazin bir çelişki dunya sağlık örgütünün rakamlarına göre dünyanın bir yanında açlıktan ölümler olurken dünyadaki obez sayısı aç insan sayısını geçmiş durumda

14 Ekim 2011 Cuma

Biraz  önce dahiliye yoğun bakımda yatan bir hasta için konsültasyona gittim. Hemşire hanımı beklerken hemşire deskinin hemen karşısında yatan genç delikanlıyı gördüm. Öyle melek gibi uyuyor Özgür'müş adı. Şaşırdım.
 -Neden yatıyor bu çoçuk burda?
 -Süisid (İntihar) girişimi intoks (ilaç zehirlenmesi)
Parasetomol almış yüksek dozda.
 Öyle etkileyici ve üzücü ki capcanlı bir beden toy ve öyle huzurlu bir uykuya dalmış görünüyor ki sanki gülümsüyor uykusunda. Bu delikanlının hayatına kastedeceği düşüncesi hiç uyanmıyor insanda. Bilincin altında bir huzur var üstü belli kirlenmiş.
-A be delikanlı sen ne zaman büyüdün de hayatı tanıdın da onu sonlandırma kararı verdin.
Hemşire hanımla konsültasyon için geldiğin hastanın dosyasını incelerken konuşuyoruz. Kız meselesiymiş.
-Ah Ah daha o yürek ne sevgiler yaşayacak ne aşk acıları böyle erken vazgeçmek var mı genç.
Diyorum ki hemşire hanıma 'Doyasıya mutlu olması gerekirken bu genç onun borda olması biz erişkinlerin bir hatasının izdüşümü.
Sonra garip bir çelişki konsülte ettiğim hastanın başındayım burtan genç de görünüyor. Biri 15'inde biri 85'inde. 85'inde 2 hafta önce mide perforasyonu (delinmesi ) nedeniyle ameliyat olmuş: Sonra solunum yetmezliği tedavisi başlanmış bu gün ani bir mide kanaması geçirmiş. Şimdi kalp hızı yüksek kardiyoloji değerlendirmesi isteniyor. Bir hayat mücadelesi sağlık çalışanları ile birlikte verilen hayatta kalma mücadelesi. Öte yanda hayat dolu bir bedenin hayatın çelişkilerine takılışı ve düşüşü. Hata bizin hayatı o genç yaşta destekleyemeşimiz. Bu gencin burda olması biz yaş almışların ortak eksilkliği ve hatasıdır.
Sonra hemşire hanımla empati kurup kendi hayatlarımızdan çoçuklarımızla olan ilişkilerimizden konuşuyoruz. Allah korusun diyoruz.
Biraz fazla şımartılıyor gibi geliyor yeni nesil hemşire hanıma.
Bense tam tersi etkili ilgi veremediğimizi düşünüyorum çoçuklarımıza. Kendimizi tam olarak veremiyoruz onlara. Tek şuçlusu biz değiliz. Yada hiç değiliz. Ama temel suçlu da biziz göremeyişimizden görmezden gelişimizden bizi bizden ayıra bu fazla ve gereksiz yorucu hayatı.
Kaçımızın enerjisi ve isteği kalıyor evde çoçuklarıyla oynamak vakit geçirmek can kulağıyla onları dinlemek için. Onların bizinle vakit geçirmek isteyip başaramayınca bizden yüz değilde güç bulamayınca başlattıkları isyan koparıveriyoruz bağımızı. İnce ince usul usul örülüyor aramızdaki duvar. Zaman çok iyi bir duvar ustasıdır kimi zaman hep birlikte içindesindir duvarın -ne mutlu onlara- kimi zaman ayrı ayrı...
Günün yorgunluğunda bir nefes almak için açıp televizyonu yada bilgisayarı sanal dünyaya yollarken çocuğumuza örülür duvar. Ve biz suçlu değiliz sadece yorulmuşuz da yorulmakla kalmamışız üzülmüşüz kızmışız kırılmışız ve birazda tüketmişiz özümüzü. Bir soluk almak ...
Ama zaman usta olduğu kadar duyarsız ve sinsi kimi zaman acımasız örüyor inceden ve usul usul duvarını. Ve sonra seslenince aslında çarpıp duvara geri geliyor sesimiz geç kaldıysak artık hiç duymuyor ki bize ve kendine körpeliği ile toyluğuyla bir hayat kurmaya çalışıyor hatalarıyla. Şans bazen işler çok zora girmiyor. Ama bazende melek yüzlü bu Özgür gibi alabildiğine tersine gidiyor işler.
Ne olursa olsun seninle oynamak konuşmak vakit geçirmek istiyorsa çoçuğun hala şansın varken hiç reddetme. Hiç bir iş ondan öncelikli ve önemli değil aslında biliyor ve çok unutuyorsun. Ne olacak bir Einstein değiliz ki öyle dünyayı değiştirecek fikirler buluşlar geliştiriyor değiliz ki. (bir parantez açmalıyım ki yeterince sevilmemiş ilgilenilmemiş çoçukların büyüyüp yönettiği bir dünya alıyor Enstein'bir atom bombası yapıyor. Keşke o kadar çalışmasaydı Enstein  bulmasaydı diyor insan. Yoksa o hoşgörüsüz erdemsiz insafsız yönetici tayfı nasıl bulsun atom bombasının formülünü.
Ve son söz genç kalpleri koruyup yaşatacak yere dezorganize hayatta dalgaya ters çırpınıp tüketiyoruz tüm enerjimizi ve zamanımızı. Farkına varan da pek yok hanı dalganın da deniz'in de.

12 Ekim 2011 Çarşamba

Kalp krizi bir tercihtir

Kalp krizi bir tercihtir.
Bunu biz mi seçiyoruz yoksa hayat mı bize o seçimi yaptırıyor ?
Ayşe Emre'nin kitabından (Önce kalbim) bir alıntı bu soruyu yanıtlıyor sanırım
< Yunan mitolojisinde tıp tanrısı Asklepios'un kızı, sağlık tanrıçası Hygei'aya tapınanlar için sağlık, olayların doğal düzeni kabul edilir ve hayatlarını akıllıca yönetebilen insanlara bahşedilen olumlu bir niteliktir.>
 Burda temel nokta şu hayatlarını akıllıca yönetebilen insanlar
Bunun için önce sağlıklı yaşam için gerekli bilgi donanımına ulaşmak gerekiyor. Bunu yaparken bilmiş görünen cahillerden kaçınmak ayırt edebilmek gerek öyle çoklar ki. Bir kişinin doğru şeyler söyleyip söyelemediğini test etmek için onun yaşamına bakmak gerekir. Eğer yaşamı ile ilgili bilgi kısıtlı ise bedenine bakın bu her şeyin aynasıdır. Size bir dobişko sağlıklı beslenmekten bahsediyor ise orda ya yanlış bir bilgi vardır yada özümsenememiş ezbere bilgiler. Kişi bilgiyi özümseyememiş ise (yani bilginin özüne ulaşamamış ve kendi özüyle birleştirememiş ise)  bu bilgi size onun tarafından ulaştırılamaz. Bazı kişilerin konuşması bizi aydınlatır hiç yeni bir şey söylemeselerde.
Bu blog'ta doğru bulduğum bilgi kaynaklarına yöneltmekte bir araç olacak.

kalp krizi bir kader değildir

Yüzyılımızın en ölümcül hastalığı kalp krizidir ve bir kader değildir farkında olmayarak yapığımız bir tercihtir. Yada yaptığımız seçimlerin toplamının  gelecek zamandaki bir izdüşümüdür.
İlk sigara ya başladığımızda yada yıllarca bırakıp uzanırken uzatılmış bir sigaraya içme diyen iç sesimizi bastırırken ...
Spor yapmak yerine yatıp televizyonun karşısına izlediğimiz dizelerle zaman kaybederken...
Ölçüsüzce tıkabasa yerken...
Hayatın tadının kapağın altında sanıp kafaya diktiğimiz gazlı içeçeklerle susuzluğumuzu giderirken...
Hayatın anlansız meselelerine kafayı takıp tüm vucudumuzu ağır bir psikolojik strese maruz bırakırken...
Dostluklarımızı günün telaışına satarken...
Erdemi hayatımızdan dışlarken...
Hep bir tercih yapıyoruz aslında ve bu tercihlerin gideceği yol belli
Son sadece bir zaman meselesi
O zamada geliyor bir gün
Burda ben işin tıbbi yanlarına ve tibbi yanlışlarına değineceğim

11 Ekim 2011 Salı

Kalp krizi bir kader midir?

Bu soruyu sor kendine
Gözünü kapak  kalp krizi nedeniyle acil serviste anjio ekibinin sana müdahele etmek için hazırlandığı göğsünde ölümcül bir ağrı hissederken düşün ve  hatırla bu soruyu.
Bu benim kaderim miydi?
 Değiştirebilir miydim?
Nasıl değiştirebilirdim?

6 Ekim 2011 Perşembe

4 emir

1. kilonu kontrol et
2.düzgün beslen
3.sporunu yap
4. bekleme şimdi yap 
  geçen zaman kalbinden geçiyor

Geçen zaman

Kimden geçti zaman
Neden böyle geçti zaman
Neler götürdü kalbinden zaman