Bir kardiyoloji uzmanı olarak bu blogda mı yoksa bir ekonomist olarak ekonomi bloğunda mı yazmalıyım diye düşündün Mustafa Koç'un vefatı için duyduğum derin üzüntüyü.
Sonra elbette Kalbim Bloggu bunun doğru yeri dedim.
Derin üzüntü çünkü (geçiyorum ülkeye büyük katkıları vs...) iki kız çocuğu sahibi bir baba erkenden ve vakitsizce vefat ediyor. Ve onca imkan varken. Bir kalp krizi önlenemiyor.
Bu blogda ve kalbimi koruyorum projelerinde hep anlatmaya çalıştığım, hep korunmak gerektiğini söylediğim konunun hazin bir örneğini yaşadık. Genç ve üretken yaşlarda bir insanın kaybı. Çok fazla seveni olan bir ülkenin kaderinde etkin ekonomik faaliyetlerinde tek başına çok önemli bir yer tutmuş bir insanın vaktinden çook erken kaybı. Bu hazin hikayeyi biliyorum. Çok örneğini görüyorum kahramanlar hep böyle ülkeye mal olmuş çok tanınmış insanlar olmuyor. Ama her insan kendi hikayesinin kahramanıdır elbet.
Çok hazin bir hikaye. Genç yaşta kalp krizi ve o krizden vefat eden bir insan ve giden babanın ya da annenin ardından dökülen göz yaşları hele de kız çocukları olunca, o gözden düşen damlalar içimi yakıyor. Çünkü
Ben tüm kalp krizlerinin önlenebileceğini ya da çok geç yaşlara ötelenebileceğini düşünüyorum.
O zaman bu göz yaşları boş yere akıyor ya da vaktinden çook önce akıyor diye üzülüyorum.
Yazılarımda bunun yol ve yöntemlerinden bahsediyorum.
Kimse bana Mustafa Koç'un kalp krizinin önlenebilir ya da ötelenebilir olmadığını söyleyemez. Ama yapılması gereken alınması gereken önlemler vardır ve çoğunluğu kişinin kendi üzerine düşen görevlerdir. Bu görevleri yerine getirmeye çok yıllar önce başlanmış olmalıydı. Bu gün yaptığımız doğru hareketler 10 yıl sonraki bir krizi önleyici olacaktır. Ya da tersinden söyleyecek olursak, 10 yıl sonraki bir krizi önlemek istiyorsak bu günden bir şeyleri düzeltmeye başlamalıyız.
21 Ocak 2016 Perşembe
7 Ocak 2016 Perşembe
SOĞUK ALGINLIĞI VE SOLUNUM YOLU HASTALIKLARINDAN KORUNMANIN YOLLARI
(Elbette ki kalbi korumak tüm vücut sağlığını korumak ile mümkün olacaktır. Bilgimin yettiği kadarıyla soğuk algınlığından korunma yollarını paylaşmak istedim )
SOĞUK ALGINLIĞI VE SOLUNUM YOLU HASTALIKLARINDAN KORUNMANIN YOLLARI.
Kış koşullarında solunum yolu
hastalıkları sıklığı artıyor daha dikkatli olmakta fayda var. Burada iki temel
nokta var. ( bir )Vucudun fazla soğuğa maruz kalması ve (iki ) bağışıklık
gücünün görece düşük kalması.
Görece Fazla soğuğa maruz kalma şöyle oluyor. Esintili ve soğuk havalarda
vücudumuz çok ısı kaybediyor bu nedenle uygun giyinmek özellikle kat kat
giyinmek aradaki hava katmanları sayesinde soğa karşı koruyucu oluyor. Diğer
nokta özellikle başımızın bere şapka atkı ile korunması. Burnumuzda daha düşük
ısılarda yaşayabilen bir takım virüsler yerleşik olarak bulunur bunlar baş
bölgesinin ısı kaybı ile daha hızlı üreme şansı bulurlar. Yapıyarı gereği
yaklaşık 33 , 34 derecede daha aktifler. Bu nedenlede burunda yaşarlar. Burun
vucudun geneline göre daha düşük ısılıdır. vucut ısısı düşünce bu virüsler için
uygun ortam oluşur ve muhtemelen sayıları artıp solunum yolunun daha ilerisine
doğru ilerlelerler ve bir takım maddeler salgılayarak diğer mikrorlarında
çoğalabileceği ortamlar oluşturup solunum yolunun temel bağışıklık
mekanizmalarını zayıflatırlar. Soğuk algınlığı ile artan solunum yolu
hastalıklarında bu mekanizmanın önemi burda yatmaktadır. Bu nedenle vücudun ısı
kaybına engel olmak gerekir, engel olunamayan bir durum sözkonusu ise soğuğa
maruziyet süresini minimuma indirmek gerekir. Örneğin yağmurda ıslandığınız bir
an önce kurulanmak gerek. Islaklık vucut isısı ile buharlaşmaya neden olur.
Buharlaşma ortamdan çok fazla ısı çeker saçların ıslaklığı kışın hastalıklar
için çok önemli bir risk oluturur. Islak saçlar kururken (ki bu ancak ve ancak)
buharlaşma ile olur.Siz bunu her zaman gözlerinizle göremeyebilirsiniz. Bu
buharlaşma başınızdan çok fazla ısı kaybı oluşturur. Herkesin bildiği bir bilgi
vardır. Piknikte karpuz soğusun diye kesilir ve bir süre güneşin altına konur
bu esnada buharlaşan karpuz suyu karpuzun soğumasını sağlar.
Özetle saçımızın ıslaklığı ve teriminizin üzerimizte kuruması çok fazla
vücut ısısında kayıp oluşturur ısı kaybıda bir takim mikropların üremesi için
uygun ortam oluşturur . Bu durumda kış günlerinde bu soğuk algınlığı
hastalıklarına yakalanma riskini çok artırır.
Bir önemli ısı kaybı mekanizmasıda hava akımına maruz kalmak. Bu esnada da
vücut çok fazla ısı kaybeter. Bu eskilerin dediği cereyanda kalma meselesidir
ve özellikle soğuk hava akımı vucut ısısında ciddi kayıplara neden olur eğer bu
maruziyet çok uzun sürerse yukarıda bahsettiğim mekanizmalarla soğuk algınlığı
başlar. Klimaların hasta etmesindeki temel neden bu sürekli soğuk hava akımı
oluturmalarıdır. Hatta kışın sıcak hava üfleseler de oluşturdukları hava akımı
hastalık için ortam oluşturucudur.
Sonuç ıslaklık ve hava akımı ile ısı kaybına engel olmak ve zorunlu
durumlarda süreyi minimum tutmak çok önemli.
Diğer konu yeterli bağışıklık
Efektif kalp egzersizi damar çeperlerine yapışmış koruyucu kan hücrelerin
dolaşımda aktif bir şekilde var olmasını sağlar bu nedenle düzenli spor yapan
insanlar soğuk algınlığına karşı daha dirençlidirler. Bu etkiyle Yaklaşık % 33
oranında dolaşımdaki koruyucu kan hücre sayısı artırılabilir. Bu nedenle
efektif yani kalp hızının en az 20 dk boyunca maksimal kalp hızlarının % 65
lerinde attığı koşu tempolu yürüyüş gibi sporlarla bağışıklık sistemini
güçlendirmek gerek. Bu etkiyi efektif olmayan sporlardan yani kalp hızını
istenilen seviyelere getirmeyen sporlardan beklemek gerekir. Tabi spor sonrası
terli kalmamak çok önemli o ter üzerimizde soğursa artan bağışıklık hücre
sayısı yeterli gelmeyecek soğuğa bağlı mekanizmalarla hastalık süreci
başlayacaktır.
Sağlıklı beslenme bağışıklık için çok önemli. Yeterli kalori dengesi çok
önemli aşırı kalori kısıtlaması bağışık sistemini zayıflatabilir. Eğer kilo
verme sürecinde isek ayda 1 ya da 2 kilodan daha fazla verdiren kalori
kısıtlamaları hastalık riskinin arttığı dönemlerde daha da sakıncası olacaktır.
Beslenmede yeterli meyve sebze dolayısıyla yeterli vitamin ve mineralın
alınması yine yeterli sıvının alınması çok önemli.
Bir diğer önemli konu virüslere maruziyetin bu dönemlerde artmış olması.
Soğuk havalar insanların daha fazla kapalı ortamda birlikte kalmasına neden
olmakta. Bu da hastalıkla enfekte kişilerden diğerlerine bulaşın geçmesi
riskini artırmakta. Solunum yolu enfeksiyonları damlacık yoluyla olur bu da
havadan değil ellerimizden bize bulaşır. Hasta kişinin öksürmesi hapşurması ile
solunum yolundan gözle göremediğimiz damlacıklarla çıkan mikroplar çevreye
saçılır. Bizde bu damlacıkların bulaştığı bir takım noktalara elle temas ederiz
sonra elimizi burnumuza götürüp o mikrobu kendi solunum yolumuza taşırız. Eğer
taşıdığımız mikrop miktarı vücudun baş edemeyeceği miktarın üzerinde ise ve o
onda vücut hastalığa karşı sovunması düşük ise ( örneğin vücut ısısı düşmüş ya
da başışıklık sistemi yeterince güçlü değil ise ) mikroplar vücut içinde
çoğalır. Belirli bir sayın üstüne çıkması ile hastalık başlar. Damlacık yolu
ile bulaşları önlemek için iki temel yöntem var. (bir ) Hasta olan kişilerin
olduğu yerde bulunmamak. Bu konuda zorunlu hallerde yapılacak bir şey yok.
Örneğin öğretmen sınıfta hasta bir çocuk var diye ders anlatmamazlık edemez. Bu
nedenle öğretmenlik, doktorluk, hemşirelik, askelik vb riskli mesleklerdir. Bu
zorunlu işlerin dışında kış aylarında AVM gibi kapalı mekanlara fazla gitmemek,
çouklaı yine AVM'lerde ya da restoranlarda bulunan oyun parklarında oynatmamak
(bunlar kapalı genelde yeterince havalanmayan, ve hasta çocukla temas ve bulaş
riskinin çok yüksek olduğu yerler ) gerekir.
Damlacık yolu ile bulaşan hastalıklardan korunmak için ikinci ve çok önemli
yöntem yeterli el hijeni. Elimizi özellikle riskli bölgelerde bulunduğumuzda
yeterince yıkamış olmamız hastalığın bulaş yolunu kıracaktır. Bunun için el
dezenfektanları da kullanılabilir El dezenfektanları el derisini tahriş etme
riski var çok el yıkamanın da böyle bir riski var. Bu durumlarda yeterince
yıkamak mantığı faydalı olabilir. Örneğin evde hasta birisi yok iken iki de bir
el yıkamanın bir anlamı yok. Evdeki el yıkama miktarı minimuma düşürülebilir.
Ancak örneğin bir doktor, bir öğretmen iş çıkışı elini çok iyi yıkamalı bu iyi
yıkamayı eve bekletmemeli. İş yerinden çıkmadan hemen önce iyice yıkamalı
sonrasında örneğin eve girmeden el dezenfektanı kullanması faydalı olabilir
(böylece evdeki kişileri de hastalığın bulaşma riskinden korumuş olacaktır ) .
İş sırasında da bir kaç kez el yıkamakta fayda var. Ancak burada el derinizin
durumuna göre fayda zarar hesabı yaparak bu sıklığı ayarlamakta gerek. Bu el
derisi problemlerini önlemek için düzenli el kremi kullanmak akılcı olacaktır.
Ayrıca eldiven kullanmak soğa bağlı deri problerinden koruyucu olacartır.
Özetle damlacık yolu ile bulaştan korunmak için ellerin yıkanması temizliği
ve mümkün olduğunca zorunlu haller dışında hasta kişelerin olabileceği
kalabalık ortamlarda bulunulmaması gerekir.
Temel hedef öncelikle hastalıktan korunmak olmaktadır. Yukarıdaki bir dizi
yöntem hastalıktan korunma konusunda faydalı olacaktır. Başka bir yazı da da
hastalık sürecinde iyileşmeyi hızlandırmak ve hastalığın başka kişilere
bulaşını önlemek konusunu irdelemeyi düşünüyorum.
Sağlıklı günler dileğiyle .
03/01/2015
Kaydol:
Yorumlar (Atom)