7 Ocak 2016 Perşembe

SOĞUK ALGINLIĞI VE SOLUNUM YOLU HASTALIKLARINDAN KORUNMANIN YOLLARI

(Elbette ki kalbi korumak tüm vücut sağlığını korumak ile mümkün olacaktır. Bilgimin yettiği kadarıyla soğuk algınlığından korunma yollarını paylaşmak istedim )
 
SOĞUK ALGINLIĞI VE SOLUNUM YOLU HASTALIKLARINDAN KORUNMANIN YOLLARI.

 

 Kış koşullarında solunum yolu hastalıkları sıklığı artıyor daha dikkatli olmakta fayda var. Burada iki temel nokta var. ( bir )Vucudun fazla soğuğa maruz kalması ve (iki ) bağışıklık gücünün görece düşük kalması.

Görece Fazla soğuğa maruz kalma şöyle oluyor. Esintili ve soğuk havalarda vücudumuz çok ısı kaybediyor bu nedenle uygun giyinmek özellikle kat kat giyinmek aradaki hava katmanları sayesinde soğa karşı koruyucu oluyor. Diğer nokta özellikle başımızın bere şapka atkı ile korunması. Burnumuzda daha düşük ısılarda yaşayabilen bir takım virüsler yerleşik olarak bulunur bunlar baş bölgesinin ısı kaybı ile daha hızlı üreme şansı bulurlar. Yapıyarı gereği yaklaşık 33 , 34 derecede daha aktifler. Bu nedenlede burunda yaşarlar. Burun vucudun geneline göre daha düşük ısılıdır. vucut ısısı düşünce bu virüsler için uygun ortam oluşur ve muhtemelen sayıları artıp solunum yolunun daha ilerisine doğru ilerlelerler ve bir takım maddeler salgılayarak diğer mikrorlarında çoğalabileceği ortamlar oluşturup solunum yolunun temel bağışıklık mekanizmalarını zayıflatırlar. Soğuk algınlığı ile artan solunum yolu hastalıklarında bu mekanizmanın önemi burda yatmaktadır. Bu nedenle vücudun ısı kaybına engel olmak gerekir, engel olunamayan bir durum sözkonusu ise soğuğa maruziyet süresini minimuma indirmek gerekir. Örneğin yağmurda ıslandığınız bir an önce kurulanmak gerek. Islaklık vucut isısı ile buharlaşmaya neden olur. Buharlaşma ortamdan çok fazla ısı çeker saçların ıslaklığı kışın hastalıklar için çok önemli bir risk oluturur. Islak saçlar kururken (ki bu ancak ve ancak) buharlaşma ile olur.Siz bunu her zaman gözlerinizle göremeyebilirsiniz. Bu buharlaşma başınızdan çok fazla ısı kaybı oluşturur. Herkesin bildiği bir bilgi vardır. Piknikte karpuz soğusun diye kesilir ve bir süre güneşin altına konur bu esnada buharlaşan karpuz suyu karpuzun soğumasını sağlar.

Özetle saçımızın ıslaklığı ve teriminizin üzerimizte kuruması çok fazla vücut ısısında kayıp oluşturur ısı kaybıda bir takim mikropların üremesi için uygun ortam oluşturur . Bu durumda kış günlerinde bu soğuk algınlığı hastalıklarına yakalanma riskini çok artırır.

Bir önemli ısı kaybı mekanizmasıda hava akımına maruz kalmak. Bu esnada da vücut çok fazla ısı kaybeter. Bu eskilerin dediği cereyanda kalma meselesidir ve özellikle soğuk hava akımı vucut ısısında ciddi kayıplara neden olur eğer bu maruziyet çok uzun sürerse yukarıda bahsettiğim mekanizmalarla soğuk algınlığı başlar. Klimaların hasta etmesindeki temel neden bu sürekli soğuk hava akımı oluturmalarıdır. Hatta kışın sıcak hava üfleseler de oluşturdukları hava akımı hastalık için ortam oluşturucudur.

Sonuç ıslaklık ve hava akımı ile ısı kaybına engel olmak ve zorunlu durumlarda süreyi minimum tutmak çok önemli.

Diğer konu yeterli bağışıklık

Efektif kalp egzersizi damar çeperlerine yapışmış koruyucu kan hücrelerin dolaşımda aktif bir şekilde var olmasını sağlar bu nedenle düzenli spor yapan insanlar soğuk algınlığına karşı daha dirençlidirler. Bu etkiyle Yaklaşık % 33 oranında dolaşımdaki koruyucu kan hücre sayısı artırılabilir. Bu nedenle efektif yani kalp hızının en az 20 dk boyunca maksimal kalp hızlarının % 65 lerinde attığı koşu tempolu yürüyüş gibi sporlarla bağışıklık sistemini güçlendirmek gerek. Bu etkiyi efektif olmayan sporlardan yani kalp hızını istenilen seviyelere getirmeyen sporlardan beklemek gerekir. Tabi spor sonrası terli kalmamak çok önemli o ter üzerimizde soğursa artan bağışıklık hücre sayısı yeterli gelmeyecek soğuğa bağlı mekanizmalarla hastalık süreci başlayacaktır.

Sağlıklı beslenme bağışıklık için çok önemli. Yeterli kalori dengesi çok önemli aşırı kalori kısıtlaması bağışık sistemini zayıflatabilir. Eğer kilo verme sürecinde isek ayda 1 ya da 2 kilodan daha fazla verdiren kalori kısıtlamaları hastalık riskinin arttığı dönemlerde daha da sakıncası olacaktır.

Beslenmede yeterli meyve sebze dolayısıyla yeterli vitamin ve mineralın alınması yine yeterli sıvının alınması çok önemli.

Bir diğer önemli konu virüslere maruziyetin bu dönemlerde artmış olması. Soğuk havalar insanların daha fazla kapalı ortamda birlikte kalmasına neden olmakta. Bu da hastalıkla enfekte kişilerden diğerlerine bulaşın geçmesi riskini artırmakta. Solunum yolu enfeksiyonları damlacık yoluyla olur bu da havadan değil ellerimizden bize bulaşır. Hasta kişinin öksürmesi hapşurması ile solunum yolundan gözle göremediğimiz damlacıklarla çıkan mikroplar çevreye saçılır. Bizde bu damlacıkların bulaştığı bir takım noktalara elle temas ederiz sonra elimizi burnumuza götürüp o mikrobu kendi solunum yolumuza taşırız. Eğer taşıdığımız mikrop miktarı vücudun baş edemeyeceği miktarın üzerinde ise ve o onda vücut hastalığa karşı sovunması düşük ise ( örneğin vücut ısısı düşmüş ya da başışıklık sistemi yeterince güçlü değil ise ) mikroplar vücut içinde çoğalır. Belirli bir sayın üstüne çıkması ile hastalık başlar. Damlacık yolu ile bulaşları önlemek için iki temel yöntem var. (bir ) Hasta olan kişilerin olduğu yerde bulunmamak. Bu konuda zorunlu hallerde yapılacak bir şey yok. Örneğin öğretmen sınıfta hasta bir çocuk var diye ders anlatmamazlık edemez. Bu nedenle öğretmenlik, doktorluk, hemşirelik, askelik vb riskli mesleklerdir. Bu zorunlu işlerin dışında kış aylarında AVM gibi kapalı mekanlara fazla gitmemek, çouklaı yine AVM'lerde ya da restoranlarda bulunan oyun parklarında oynatmamak (bunlar kapalı genelde yeterince havalanmayan, ve hasta çocukla temas ve bulaş riskinin çok yüksek olduğu yerler ) gerekir.

Damlacık yolu ile bulaşan hastalıklardan korunmak için ikinci ve çok önemli yöntem yeterli el hijeni. Elimizi özellikle riskli bölgelerde bulunduğumuzda yeterince yıkamış olmamız hastalığın bulaş yolunu kıracaktır. Bunun için el dezenfektanları da kullanılabilir El dezenfektanları el derisini tahriş etme riski var çok el yıkamanın da böyle bir riski var. Bu durumlarda yeterince yıkamak mantığı faydalı olabilir. Örneğin evde hasta birisi yok iken iki de bir el yıkamanın bir anlamı yok. Evdeki el yıkama miktarı minimuma düşürülebilir. Ancak örneğin bir doktor, bir öğretmen iş çıkışı elini çok iyi yıkamalı bu iyi yıkamayı eve bekletmemeli. İş yerinden çıkmadan hemen önce iyice yıkamalı sonrasında örneğin eve girmeden el dezenfektanı kullanması faydalı olabilir (böylece evdeki kişileri de hastalığın bulaşma riskinden korumuş olacaktır ) . İş sırasında da bir kaç kez el yıkamakta fayda var. Ancak burada el derinizin durumuna göre fayda zarar hesabı yaparak bu sıklığı ayarlamakta gerek. Bu el derisi problemlerini önlemek için düzenli el kremi kullanmak akılcı olacaktır. Ayrıca eldiven kullanmak soğa bağlı deri problerinden koruyucu olacartır.

Özetle damlacık yolu ile bulaştan korunmak için ellerin yıkanması temizliği ve mümkün olduğunca zorunlu haller dışında hasta kişelerin olabileceği kalabalık ortamlarda bulunulmaması gerekir.

Temel hedef öncelikle hastalıktan korunmak olmaktadır. Yukarıdaki bir dizi yöntem hastalıktan korunma konusunda faydalı olacaktır. Başka bir yazı da da hastalık sürecinde iyileşmeyi hızlandırmak ve hastalığın başka kişilere bulaşını önlemek konusunu irdelemeyi düşünüyorum.

Sağlıklı günler dileğiyle .


03/01/2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder