18 Ocak 2021 Pazartesi

AŞI ve TEREDDÜTSÜZ AŞI OLMAK , AŞI OLMAKLA İŞ BİTİYOR MU?

 Pandeminin yeni bir aşamasına geçtik; ulaşılabilir aşı dönemi. 

Koruyucu hekimliği mesleğin temel felsefesi olarak gören bir hekim için aşılama her zaman olumlu baktığım bir yöntemdir. Türkiye koşullarında şu an ulaşılabilir aşı Sinovac firmasının ürettiği inaktif virüs aşısı. Sağlık çalışanı olarak öncelik grubundaydım ve tereddütsüz aşımı oldum. 

Bana aşı olmadan şu soru sorulmuştu; Hiç tereddüt duymadan aşı olabilecek misin? 

Bu soruyu düşündüğümde şu yanıta ulaştım: Eğer bu aşı FAZ III çalışması olarak hastanemize gelseydi de gönüllü olarak bu çalışmaya katılırdım. Çünkü bir an önce bu aşamanın geçilmesi klinik olarak etkin bir aşıya ulaşılması mevcut koşullarda çok önemli bir yöntem. Bu çalışmaya denek olarak katkı sağlamaktan hiç çekinmezdim. Yaşadığımız topluma karşı sorumluluğumuz var, hepimiz bir yerinden bu sorumluluğu almalıyız. FAZ III çalışmasına gönüllü katılabilecek birisi için direkt aşıyı olmak daha kolay bir seçenek. Zira çalışmada plasebo ( yalancı aşı) kolunda olma olasılığı da vardı. Bu açıdan baktığımda hiç tereddütsüz aşı oldum. 

Şunu da bilmek gerekir ki FAZ III aşamasına gelmiş ilaçlar yan etki açısından büyük ölçüde güvenirliğini kanıtlamış ilaçlardır. Elbette ki üçüncü aşamayı geçip uygulanabilir hale geldiği Faz IV aşamasında da bazen beklenmedik yan etkiler saptanabiliyor ancak bu olasılık düşük. 

Pandemi yaşıyoruz, milyonlarca insan ölüyor iken bir aşıya burun kıvırmak ilkesel olarak doğru gelmiyor. Kendimizi hastalıktan korumaya çalışmak sadece bireysel hayatımız için değil toplum hayatı için de büyük önem taşıyor. Kişi enfekte olup o hastalığı atlatsa bile yaydığı kişilerden bazıları bu hastalığı atlatamayabilir. Bu nedenle sorumluğumuzu anlamak ve ona göre davranmakta büyük yarar var. Gereğinden fazla şüphe için uygun bir dönem değil. 

Sağlık otoritelerince kabul görmüş bir aşıya ulaşılmış ise o aşıyı olmak bireysel ve toplumsal hayatımız için önemli ve doğru yolda atılmış bir adımdır düşüncesindeyim. 

Şunu da eklemeyim aşı olmakla da iş bitmiyor. Hala pandemi koşulları devam ediyor. Hiçbir aşı yüzde yüz korumuyor, sosyal mesafe kurallarına dikkat etmeyiz. Bir yandan da sağlığımızı geliştirici yaşam biçimi değişikliklerine davranışlarına özel göstermeye devam etmeliyiz. 

SAĞLIKLI GÜNLER DİLEĞİYLE

Dr. Deniz

26 Nisan 2020 Pazar

SAYI AZALMASI YANILTICI BİR DURUM OLABİLİR. Salgın Matematiği Üzerine 4: Doğal Olarak Sönen Odaklar Odak Birleşmesi

Bu konuda yazdığım diğer 3 yazı okunmuş var sayıma ile bu yazıyı yazıyorum.
Muhtemelen bu konuda yazacağım son yazı bu olacak.
Salgının artışı kilim desenleri ile modellenmişti. Bu kilim desenleri alınan maksimum önlem ile kişinin minimum çevresel temasa uluştırılması ile ortalama 4 kişiye hastalığı bulaştırması (aile ve an yakın arkadaş çevresi ile ortalama toplam 4 kişi )  Bu yeni bulaş kişileri benzer çevrede olacağı için yeni kişilerin buluştırdığı kişi sayısı azalıyor ama toplam bulaştırıcı kişi sayısı arttığı için yeni hasta kişi sayısı artıyordu. ortalama her t zamanda kilimin çevresi + 4 kişi daha artıyordu.
yani t10'da yeni 40 vaka tahmin eden bir modelleme.
Bu odaklar maksimum odak söndürücü önlem alınarak söndürülebilirdi.  Şu anda ise odaksal yaklaşımdan çok genel önlemler hakim. Bunun sonucunda ise odaklar doğal olarak birbirirlerini sınırlandırıyorlar. A bölgesindeki odak B bölgesi ile sınırlanıyor ve doğal sönmeler gelişiyor,Aşağıdaki şekilde 8 odaklı salgında zamanla A, B C ve D odakları sönüyor.
           Örnek bir hesaplama
Bu sönmelerin 25. güne denk geldiğini var sayalım. Tüm odakların 25. günde olduğu da bu varsayımda olsun.
Bir gün önce 24 x 4 x 8 odak= 96 x 8 = 768 yeni vaka
25. gün odaklar doğal sınırlarına ulaştığı için 4 odak söndü
25 x  4 x 4 odak = 100 x4 = 400 yeni vaka
(25. günde yeni vaka sayısı azalma ama esasen bu sınırlandırılmış odaklardaki doğal gelişim. )
Burada sanki vaka sayısı azalıyormuş düşüncesi uyunabilir.
       Potansiyel Hata
Oysa ki bu salgının doğal gelişimi. Bu şekilde odaklar birleşik halde yine genişlemeye devam edecek. Eğer bu sayısal azalma önlemlerin azaltılması ile sonuçlanırsa kişisel temas olanağı artacak ve 4 çarpanı yükselip yeni odaklar oluşturabilir. Bu ise odakların gelişim hızını yeniden artırabilir.

İzolasyon önlemlerinin azaltılması çok iyi hesaplanması gereken bir durum. Sonu kötü sonuçlanabilir. Şu anda bir aşı bulunmadığı durumlarda hastalığın yayılarak toplum bağışıklığı kaçınılmaz bir sonuç gibi duruyor. Bu riskli bir süreç. Hastalığın seyir ve hızı ve gelişebilecek mutasyon riskleri hakkında çok az bilgimiz var.

31 Mart 2020 Salı

SALGININ YALIM HIZINI AZALTMADA ÖNEMLİ BİR STRATEJİK YAŞLAŞIM: COVİD + KİŞİLERE LOJİSTİK DESTEK

  Hasta sayısı arttıkça genel durumu iyi olan COVİD + kişiler evlerinde izolasyon önerileri ile hastaneden gönderilecekler. Hatta hastanelerdeki yerler tamamen dolduğu için COVİD + kişiler ya da olası vakalar genel duruumu iyi ise ilaçları reçete edilip hiç hastaneye yatırılmadan gönderilecekler. Bu beklenen doğal bir durum.
  Genelde bir kişi COVİD + ise eşi de COVİD + oluyor. Ev içi bulaş oranı yüksek. Bu durumda bu aile gıda ihtiyacını karşılamak için mecburen markete gidecek, ilaç ihtiyacı için mecburen eczaneye gidecek. Bu durumlarda kişi ne kadar özense de etrafına bulaştırma riski olacak. Ve ihtiyaçları için mecburen evden çıkacak.
  Bu durumu öncelemek için COVİD + kişilere lojistik destek vermek gerekir. Evlerinde izole olacakları zaman boyunca market eczane gibi zorunlu ihtiyaçları karşılayacak bir oluşuma ihtiyaç vardır. Bu mahalle muhtarları, ilçe ya da il belediyeleri tarafından  ya da STK (sivil toplum kuruluşlarınca)  ile gönüllülerden  oluşturulabilir.
  Bu salgının en az hasar ile atlatılabilmesi için her şeyin en ufak ayrıntısına kadar hesaplanması gerekir (gerekirdi, gerekiyor, gerekecek).
 VE  EN TEMEL FELSEFE: Birimiz hepimiz için hepimiz birimiz için.
Birlik duygusu olmadan başarı ile çıkamayız. Bu bir savaş bir mikroorganizma ile verilen genetik bir savaş. Bildiğimiz savaşlardan ayrı ama ortak noktası her savaşta ve her mücadelede birlik olan kazanır. İnsan türünün en önemli evrimsel gücü birlik olabilmesi bunu kolaylıkla organize edebilmesidir. Eski çağlarda bile bu üstünlüğünü kolaylıkla harekete geçiren insan türü şimdi de bunu yapabilmeli.

Salgın Matematiği Üzerine-3: ODAK TAŞINMASI YENİ ODAKLAR OLUŞUMU

Bu yazıların anlaşılması için Salgın matematiği üzerine 1 ve 2. yazıların okunması gerekir.
O yazılarda gerekli tanımlar yer almaktadır.
Bu yazıda Odakların nasıl taşınabildiği ve buradaki küçük dikkatsizliklerin nelere yol açabileceği irdelenecektir.
Bir salgın odağında yaşayan asemptomatik ya da henüz tipik semptomlar oluşturmamış dolayısıyla tanısı konulmamış bir kişi var sayalım. Bu kişi normal çevresinden başka bir çevreye gidiyor. Örneğin okullar tatil edildi. İstanbul'dan memleketine, köyüne gidip ailesini görüp gelecek. Bir günlük bir ziyaret ya da bir süre orada yaşayacak. Esasen T1 zamandan sonra kişinin orda kalıp kalmadığının bir önemi yok. Yani yakın çevresine hastalığı bulaştırdıktan sonra isterse odaktan çıksın odağın gelişimine hiç bir etkisi olmuyor.
Bu yazıda şu örnek üzerinden gidelim. Kişi kendi hastanesinde çalışırken daha önce belirlenmiş bir geçici görev nedeniyle başka bir hastaneye bir günlüğüne gidiyor. Kişi esasen fark edilmemiş bir COVİD taşıyıcısı. Gittiği hastanede sekreter, bir hemşire, bir personel ve konsültasayona gelen bir hasta ile 15 tane poliklinik hastası ile teması olduğunu var sayalım. Daha fazla temas kuşkusuz var ama sağlık çalışanı olduğu için buna son derece dikkat ediyor. Ama tüm dikkatlere rağmen 1 kişiye bulaş olduğunu var sayalım. Sonra da measi bitimi doktor normalde görevli olduğu ilçesine dönüyor. (Bu şekilde görevlendirmeler şu anda durdu ama salgının başlangıcında devam ediyordu. )
Bu durumda aşağıda olduğu gibi sadece odak bir yönde hafif kayacak ama odak gelişimi ise normal matematiğinde devam edecek.
Bu görevlendirme tersine de işleyebilirdi. Yani doktor odak olmayan bir bölgeden gidip orada enfekte olup kendi yaşadığı çevreye getirebilirdi.
Okulların tatil olması ile özellikle İstanbuldan memleketlerine dönen insanlar gittikleri yerde yeni odaklar oluşturdular.
Yine Umre dönüşleri ile enfekte olan kişiler yeni odaklar oluşturdular. Bu noktalarda alınan önlemler yeterli olmadı. Daha net daha kesin önlemler gerekir. Hala daha odak taşınmaları devam ediyor. Kişiler COVİD+  olmalarına rağmen eczaneye gidip ilaç almak durumunda kalıyor.
Temel önlem yeni odaklar oluşturmama üzerine olmalıdır.
Şekil 1) Odaktaki asemptomatik bir kişi  farklı enfeksiyon olmayan bir bölgeye gidiyor ve sadece bir kişiyi enfekte edip geri dönüyor. (hikaye bu kişinin bir günlük geçici görevi ) odaktaki V0 geri döndüğü için yok. ama V1 bir kişi artık v0 gibi odağı geliştiriyor.

Şekil 2) Yeni gelişen odak bu şekilde bir yöne (resimde sola ) kayarak aynı gelişimini gösteriyor sonuç doğal olarak tüm çevrenin enfekte olduğu kilim modeline dönecek.



30 Mart 2020 Pazartesi

CORONA SALGINI OLDUĞU BU DÖNEMDE PNOMOKOK (Zature) AŞISI YAPTIRMALI MIYIZ?

(Kardiyoloji uzmanı olduğum için bu soruların cevabını ilgili uzmanlık alanlarından edinmek daha doğru olacağını söyleyerek başlamalıyım. Sıklıkla bu soruyla karşılaştığım için verdiğim yanıtların bir özetini buraya yazıyorum.
Temel olarak sağlığın korunması ilgi alanım olduğu için bu yazının size fikir verebileceğini umuyorum. Ama son kararınızı enfeksiyon hastalıkları uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı gibi Pnomoni enfeksiyonu ile ilgilenen uzman doktorlara sorarak almanızı öneririm. )

Zatürre (Tibbi ismi Pnömoni) yazıda mesleki yakınlık gereği pnömoni kelimesini daha sık kulandım

Zatürre (pnömoni) enfeksiyonu toplum kökenli ve hastane kökenli olmak üzere ikiye ayrılır. Bu yazıda temel konumuz toplum kökenli pnömonidir.

Bilinen bir immün yetmezliği (vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan fonksiyonlarda eksikliği)  olmayan kişinin toplumdan kazandığı pnömoni toplum kökenli pnömoni (TKP) olarak tanımlanmaktadır. ABD’de yılda 5.6 milyon kişide TKP oluştuğu ve bunların 1.1 milyonunun hastanede tedavi gerektirdiği hesaplanmaktadır. TKP olgularının %22 ile %50’sinin hastaneye yatırıldığı ve %6’sının yoğun bakımda tedavi gerektirdiği bildirilmektedir. Ayaktan tedavi edilen hastalarda mortalite (ölüm oranı) %1-5 arasında iken; hastanede tedavi edilen olgularda ortalama mortalite (ölüm oranı) %12'ye; özellikle de yoğun bakım desteği gerektiren hastalarda ise %40'a ulaşmaktadır. (kaynak  https://file.toraks.org.tr/TORAKSFD23NJKL4NJ4H3BG3JH/mesleki-kurslar-2-ppt-pdf/Tevfik_Ozlu.pdf )
Dr. Tevfik Özlü'nün hazırladığı metinde yer olan oranlara baktığımızda TKP'nin ne kadar yaygın ve önemli bir hastalık olduğu ortadadır. İlginç olan ise bu pnömoniyi sıklıkla oluşturan ekten Streptococcus pneumoniae bir aşısı var olmasına rağmen bu kadar enfeksiyon ve ölüm gerçekleşmektedir. (elbette S. pneumoniae dışında da etkenler bu hastalığı oluşturabilir ama daha az sıklıkla görülüler)

Pnömokok aşıları S. pneumoniae enfeksiyonuna karşı koruyuculuk sağlar. Özellikle risk grubu kişilerde (ileri yaş, kronik hastalıkları olanlarda - şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp damar hastalığı vb) bu aşının yapılması önerilir. 5 yıllık bir koruyuculuğu vardır. Alerjik reaksiyon dışında önemli  bir yan etkisi yoktur.
Başlıkta bahsettiğim konuya yani CORONA salgını olan bu dönemde zature aşısı yapılsın mı?
 Kişi riskli grupta ise zaten yapılmış  olmalıydı. Ama yaptırmamış. Şimdi yaptırsın mı? Yaptırabilir. Ama bu dönemde hastaneye gidip aşı yaptırma olası COVİD  enfeksiyonu açısından bir risk oluşturmaktadır. Almanya başbakanı Merkel bu  aşıyı yaklaşık 3 hafta önce yaptırdı. Ancak Merkel'e aşı yapan doktorda CORONA virüs + saptandı. Sonra Merkel karantina süreci yaşadı. Bu esnada COVİD hastalığına yakalanabilirdi.
Bu riski almayı gerektiren bir durum var mı? Şu anda toplum virüs salgını nedeniyle izole, yakın temas çok azaldı, kişisel temizlik kurallarına çok dikkat ediliyor. Bu önlemler toplum kökenli zature ihtimalini de oldukça azaltıyor. Bakteriyel bir enfeksiyon riski bu koşullarda çok belirgin azalmış olacaktır. Yani bundan 2 ay öncesine göre kişinin toplum kökenli zature olma ihtimali çok düşmüştür.
COVİD enfeksiyonu ile yatan kişilerde üstüne bakteriyel bir enfeksiyon oluşursa bu hastane kaynaklı enfeksiyon olma olasılığı çok daha yüksek bu durumda ise etken başka bakteriler olacaktır. dolasıyla kişinin  yaptırdığı Pnömokok aşısı burada işe yaramayacaktır. Bu durumlarda zaten ilgili doktor gerekli antibiyotik tedaviyi başlayacaktır. Bu açıdan da bakılınca zature aşısı büyük bir önem arz etmemektedir.
Sonuç olarak risk grubunda olmayan kişilerin pnömokok aşısı yaptırmasının bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Ki aşırı talep nedeniyle zaten aşı yapılması gereken risk grubu kişiler aşıya ulaşamamaktadır.
Risk grubu kişiler olası COVİD enfeksiyonu riskini  sıfır olduğu koşullarda aşı yapabilmesi mümkün ise olabilirler. Ama hastane koşullarında aşı olmak potansiyel COVİD enfeksiyonu riski oluşturduğu için faydadan çok zarar getirebilir. Her tıbbi öneri de olduğu gibi burada da risk fayda analizi yapılması gerekir. 
Sağlıkla kalın
Dr. Deniz

25 Mart 2020 Çarşamba

(SALGIN MATEMATİĞİ ÜZERİNE:2) SADECE TANI KONULARAK O KİŞİLER HASTANEYE YATIRILARAK SALGIN ODAĞININ SÖNDÜRÜLMESİ MÜMKÜN DEĞİL . YENİ STRATEJİLERE İHTİYAÇ VAR

Daha önceki yazıda salgın odaklarının gelişimi ve kilim desenlerini anlatmıştım.
Bu yazı o yazının devamı niteliğindedir. Anlaşılabilmesi için öncelikle o yazının okunması gerekir.
https://drdenizdemirci.blogspot.com/2020/03/salgin-anatomisi-uzerine-bir-deneme.html

Dünyada yaygın olarak yapılan hasta kişileri tespit edip onları hastane ya da kilinik durumlarına göre otel vb  gözetim yapılacak yerlerde yatırıp toplumdan izolasyonları sağlanmaktadır.
Bu yöntem belirli ölçüde etkili olabilir. Ama tam ve kesin etki sağlamayacaktır.
Kilim modelinde bunu örneklemeye çalıştım
t14 zamanda bir odaktan bir bölgeden 38 kişi çıkardım. Şekilede bakılırsa temelde yapılım bu odağın en dış çevresinden olmakta aslında 38 kişinin sadece siyahla boyalı karalerde temsil edilen 4 kişisi temel yayılma hattından çıkmış oldu.

Şekil 1) t 14 bir odaktan bir bölgeden çıkarılan vakaları temsil eden şekil

T15 zamana geldiğinde potansiyel yayılımdan 15 + 4 = 60 sadece 3 kişi eksik kaldığını görüyoruz. Yeni vaka 57.

 şekil 2 T15 yayılımı mor renk. 3 vaka eksik

T16 ya geldiğimizde önceki 3 eksiğe 2 eksik daha katılıyor. Böylece ilk 2 t zamanda sanki vaka sayısı azalıyormuş gibi bir görüntü oluşuyor



t17'de ise yavaş yavaş eksikler tamamlanmaya başlıyor.
odak dış çevredeki potansiyel vaka eksillerini tamamlamaya başlıyor. t15 in iki eksiği tamamlanıyor. 17nin potansiyel dış çevresinde ise bir eksik kalıyor. Böylece toplamda  17 x 4 -1 +2 ile yeni vaka sayısı beklenenden bir fazla oluyor.


 Şekil 3) t 17 eksikler tamamlanmaya başlıyor ( bu ve bir sonraki şekilde sadece olayın geçtiği sol üst köşe resmi alınmıştır.





T18 de potansiyel çevresel yayılımda eksikli yok. T 16 daki potansiyel vaka eksiği tamamlanıyor. Yeni vaka 18x4 + 2 ile artışa geçiyor.

Şekil 4) T18 potansiyel çere yayılımda eksik yok t 16 daki ik eksik tamamlanıyor




t 19 ise t 15 'de kalan bir eksikilği daha tamalıyor ve odak çevre yayılımı tam olarak normale dönüyor.
Şekil 5) t 19 odak çevresel yayılımı tamamen normale döndü.


Bu şekil ve matematiksel model odak içinde tanı konularak eksiltilen vakaların yayılıma bir etkisi olmadığını gösteriyor. Yani 1 vaka tanımlandı izole edildi potansiyel 4  ya da 6 yeni vaka yayılımı azalacak diye  söz söyleme  bu modellere göre kesinlikle yanlıştır. Saptanan kişi odağı başlatacak olan 0. vaka değil ise odak eksiği tamamlıyor.

Yapılması gereken bir pozitif vaka saptandığında o vakayı izole etmenin yanında o kişinin içinde bulunduğu odağı saptayıp sınırlandırmak gerekiyor. Odağın kuşatılması birinci öncelikli işlem odak kuşatılmadığı zaman her t zamanda bulaş artıyor. Ve kuşatma zorlaşıyor.

yapılması gereken

vakayı tespit et ( semptomatik kişi hastanede ya da asemptomatik kişi toplum taramasında)
pazitif vakaların içinde olduğu odakları tespit et
odakları kuşat
Kuşatılmış odaktaki tıbbi yardım gereken kişileri bul
Kuşatılmış odaktaki negatif kişileri bul ve onları güvenli bölgeye al
Odağın zamanla sönmesini sağla
Odak söndüğü zaman bu bölgeyi güvenli bölge ilan et dış çevreden koru.

Dr. Deniz
bu salgın için hala yapılacak bir şeyler var.
yayılımı olduğu gibi kabul etmek zorunda deyiliz
akil birliği ile yeni stratejiler geliştirip salgınının daha büyük boyutlara gelmesini önleyebiliriz.














24 Mart 2020 Salı

CORONAVİRUS SALGINI İHMALLER DİZİSİ OLDU. BİR LİDER HARİÇ İMPARATORU SAYGIYLA SELAMLIYORUM

  2020 Ocak ayının başından beri bu salgını takip ediyorum. Bir hekim bir kardiyoloji uzmanı, kalp sağlığını ve bütüncül olarak sağlığı korumayı kendisine misyon edinmiş bir kişi olarak tüm dikkatimi bu salgına verdim. Çünkü hayatı korumak şu anda bu hastalıktan insanları korumakla direkt ilgili. Şu anda gerisi yalan.
  Bu süreçte hayat o kadar hızlı aktı ki. İnsanların ve toplum önde gelenlerinin, ülke yöneticilerinin, çok önemli sivil toplum yöneticilerinin ardışık ihmalleri ile doldu bu süreç. Demeçler 180 derece değişti. Hep garip bir aymazlık, umursamazlık hakimdi. Örnek gösterebileceğim bir lider yoktu ta ki dün sosyal medyada o videoyu izleyene kadar.
 Bir lider bir futbol takımı teknik direktörü
(Konuşmasından bölümleri aynı olarak aktarıyorum)
https://www.youtube.com/watch?v=zUBNIfp6cE8

" Yav Benim çocuklarımın canı neden önemli değil ya,
 Çocuklarım derken futbolcularımı söylüyorum,
Kendi evlatlarımı tabi ki,
Ama herkesin evladı
.
.
.
Yav arkadaş istediğinizi şampiyon ilan edin
Oynamayalım kardeşim
Eğer birilerine zarar gelecekse
Yav nedir bu ben bunu anlamadım ki. "

Sayın hocam ben de anlamadım. Neden aylar önce tüm dünya 2 hafta bilemedin 3 hafta hayat tatil edilebilir ve tüm dünya bu gün bu salgını minimum hasarla atlatmış olabilirdi. Bunu bir kardiyoloji uzmanı olarak ben gördüm yazdım da başkası görmedi mi. Gördü elbet ama neden durmadı dünya. Şimdi bu ölümün bu evladın bunca atanın hesabını kim verebilir. Hesap verilse de gidenleri kim getirebilir.
Yıllardır hekimliğin gereği binlerce insan gördüm, binlerce konuşma dinledim. Artık kim neyi ne niyetle söylüyor ilk cümlesinde anladığımı düşünüyorum. Bu konuşma koronavirüs salgını ile basın karşısında yapılmış (benim izleyebildiğim kadarıyla ) en samimi en gerçekçi en doğru konuşmaydı.
Şimdi daha iyi anlıyorum neden Fatih Terim'e  İMPARATOR dendiğini ve hak veriyorum. Evet bir Galatasaraylıyım ama çok zaman oldu futbolu takip etmeyeli. Fanatizm, futbol hayranlığı duyguları benim çok uzağımda. Demokrasiye inanan bir kişiyim ama şimdi diyorum ki keşke bu süreçte Fatih Terim dünyayı yöneten bir İmparator olsaydı.
"Yaw benim evlatlarımın canı neden önemli değil ya." deseydi.
İnanın bu bakış açısı dünyada yüz binlerce insanı hasta eden  on binlerce insanı öldüren bu salgını başladığı yerde bitirirdi. Aslında bu kadar kolay çözümü olan bir durum şimdi insanlık için bir felakete doğru gidiyor. Hiç bir liderde bu duyarlılık yok, olmadı yakın zamanda da olacak gibi değil. Her insanın bir insan evladı olduğunu ve kendi evladından ayırmamak gerektiğini söyleyen bir başka lider yok. Belki de kim bilir lidersiz bir dünya doğrusu.
 "Oynamayalım kardeşim birilerine zarar gelecekse diyen bir başka lider yok.
Maalesef herkes oyuna devam etti. Ve maalesef oyunu bitirmekte hep geç kalındı. Ve hala çoktan bitirilmesi gereken oyunlar devam ediyor. Ve bunlara "Yav nedir bu ben bunu anlamadım ki" diyecek bir lider yok.
Benim için bu konuşma Koronavirus salgınının tarihine geçecek derecede önemli, samimi ve önlem alınmasını vurgulayan bir konuşmaydı.
Futboldan tamamen uzaklaştım bir maç izleme gibi isteğim hiç yoktu ama İmparator iyileşecek, biz Tüm Türkiye bu salgını bir şekilde atlatacağız. Ve bir maça gidip  imparatora saygıyla selam vereceğim.
Duyarlılık bu salgını çözecek olan  ve insanlığın en önemli üstünlüğü birlik olmak.
Dr Deniz

Konuşmanın linki: https://www.youtube.com/watch?v=zUBNIfp6cE8



23 Mart 2020 Pazartesi

HASTALIKLARA KARŞI VUCUDU DİRENÇLİ HALE GETİRMEK PEKİ COVİD-19 BULAŞMADAN ÖNCE DAHA DİRENÇLİ HALE GELEBİLİR MİYİZ?

Covid- 19 salgınına karşı bireysel olarak yapılabilecekler iki temel başlık altında toplanabilir.
1) Bulaşı önlemek ya da olabildiğince geciktirmek
2) Bulaşın kaçınılmaz olduğu bir varsayımda bedeni bu hastalığa karşı daha dirençli hale getirmek

Bu yazının konusu ikinci madde.

Kişi kendisini COVİD-19 hastalığına karşı daha dirençli hale getirebilir mi?
(Bu yazının kapsamı hastalığa karşı savunma hücrelerinin direnci değil hastalık oluşmuş kişide bedenin kapasitesi üzerinedir.  Genel olarak savunma hücrelerini direncini artırma konusu başka bir yazıda ele alınacaktır)

Bu salgın ve hastalıkla ilgili bilgi dağarcığı her gün artıyor ancak henüz bir çok konu net değil. Bu nedenle sorduğumuz soruların henüz net cevabını alamıyoruz.
Ama yavaş yavaş bazı bilgiler yaklaşımlar oluşmaya başlıyor.
COVİD + bir kişi için hastalığın dercesine göre bir takım ilaçlar tedavi protokolleri oluşmaya başladı. Bu konuda sağlık çalışanları, bilim insanları yoğun gayret içindeler. Bu yazıda ise ben tıbbi tedavi dışında insanların kendisini bu hastalığa karşı nasıl kuvvetli hale getirebilir sorusunu yanıtlamaya çalışacağım.

Hastalık daha çok solunum yetmezliği ile kişileri ağır klinik tablolara sürüklüyor. Kişinin kalp akciğer kapasitesi güçlü ise bu hastalığı atlatma ihtimali yükseliyor. Vücudun hastalığa karşı oluşturduğu savunma mekanizmaları ve virüsün yayılması özellikle akciğerde iltihaplanma (zature) ile sonuçlanıyor. İlerleyen süreçte bir şekilde vücut bu hastalığı sınırlamayı başarabiliyor. Ancak bazı kişiler bu sınırlanma evresine gelmeden önce özellikle solunum yetmezliğine bağlı nedenlerle ölüyor. Gençlerde kalp akciğer kapasitesinin daha güçlü olması muhtemelen daha az ölümcül vaka ile sonuçlanmasını sağlıyor.  Uzun süredir spor yapıyor olmanın bu hastalıkta koruyucu olacağını gösteren bulgular var. O halde bedenimizi kalp akciğer kapasitesini artıran egzersizlerle güçlendirmeliyiz. Olası enfeksiyon durumunda daha kuvvetli olmamızı sağlayacaktır. Bu günlerde evde kalındığına göre ev içi kardiyo sporları yapılması kişiyi kuvvetlendirecektir. Bunu ihmal etmemek gerekir. Evde geçirilen her günün yarım saat bir saatini kardiyo egzersizi ile geçirmek büyük fayda sağlayabilir.

(İlginç bu blog kalp sağlığı için yapmıştım daha önceki yazılarda hep kalp sağlığı ile ilgili önerilerde bulunuyordum ta ki bu salgın ortaya çıkana kadar. Kalp sağlığı için yazdığım onca yazıda da hep günlük kardiyo sporunuzu eksik etmeyin diyordum. Yine aynı yere geldik)

Sağlıkla kalın
ve Şimdilik bir süre evde kalın
Salgın Sonrasında birlikte maratonlara katılırız.
Dr. Deniz Demirci



21 Mart 2020 Cumartesi

VIRAL HASTALIKLAR, BULAŞ HASTALIK OLUŞUMU, VİRÜS YÜKÜ ÜZERİNE

Viral ya da mikroorganizmalara bağlı gelişen hastalıklar alınan mikroorganizma yüküne bağlıdır. Bağzı mikroorganizmalar çok az sayıda bazıları ise çok yüksek sayıda bulaş durumunda hastalık yapabilirler. COVİD-19  için bu sayı zamanla daha net ortaya çıkacaktır. Ama genel olarak bir virüs yükü kavramını biliyor olmalıyız. Buna göre önlem almalıyız.
Virüs yükü: İlgili virüsün bulaşan miktarı
Hastalık yapan en az virüs miktarı: Bir virüsün ortalama bir kişide hastalık yaptığı ortalama sayı.

Bir kişinin viral bir hastalığı oluşması için o virüse maruziyeti ve kişinin direnç seviyesini geçen miktarda virüs ile karşılaşması gerekir.
Virüse maruziyet COVİD için temelde hasta kişilerle yakın temas ile gerçekleşiyor. Hastalık belirtisi vermeyen taşıyıcı kişilerle de bu bulaş söz konusu. Ancak kişinin solunum yolu sekresyonları ile bulaştığı için semptomsuz bir kişide iyi hijen koşullarına dikkat ediyor ise bu sekresyonların çevreye pek fazla yayılması beklenmez. Ama hasta kişiler öksürerek, aksırarak bu virüsleri çevreye yaymaktadır.
Kişinin alacağı virüs miktarı hasta kişi ile ne kadar yakın ve ne kadar uzun temas ettiği ile ilişkili. Bu temasın en aza indirilmesinde fayda var. Kişiden uzak almak ya da yakın olmak gerekiyor ise süreyi kısa tutmak.

Alınan virüs miktarını (yükünü ) düşük tutmak önemli. Hastalık oluşması için bir diğer nokta virüs yükünün kişinin hastalıklara karşı koruyuculuk gösteren direncini geçmesi gerekir. Bu durumda direncin artırılması kişinin hastalık ihtimalini azaltacaktır.
Vucut direncini artıran konuları daha önce yazmıştım ( Sağlıklı beslenme, Düzenli Eğzersiz, Düzenli uyku kanıtlanmış olanlar bunlar)

Sağlıkla Kalın
 Sağlıklı kalın

19 Mart 2020 Perşembe

SALGIN MATEMATİĞİ ÜZERİNE BİR DENEME YAZISI, SALGIN ODAKLARI TEORİK YAYILIM HIZI ÖNLEM YÖNTEMİ

 Korona virüs salgını maalesef hızlı bir şekilde ülkemizde yayılıyor. Tüm dünyada yapılan ortak hata sadece hasta enfekte kişileri tespit ve tedaviye yönelinmesi.  Güney Kore gibi taşıyıcı semptomsuz kişileri tespit etmeye yönelik yaklaşımlarda geliştiren ülkeler var. Bu ülkeler salgını daha iyi yavaşlatabiliyorlar. İtalya'nın bir kasabasında yapılan V0 çalışmasında kasabadaki tüm insanlar taranıyor ve % 70 oranında asemptomatik taşıyıcı saptanıyor. Bu kasabada salgın tamamen durdurulmuş durumda.
Bizde de tedavi ile birlikte eş zamanlı olarak toplum taraması yapılması odak yayılımların olduğu yerleşim yerleri tespit edilip izolasyonları sağlanmalı bu odak bölgelerdeki vakaların tamamını tespit edip hasta olmayan kişilerden uzaklaştırılması . Hasta kişilerin izolasyon altında iyileşmelerinin sağlanması gerekir.

SALGIN ODAĞI
Benim hesaplama ortalama bir kişinin t1 zamanda 4 kişiyi enfekte edeceği varsayımı üzerine.
Tanımlar:
V0 odağı başlatan kişi
UID (Undefined infekte person) TKİK (tanı konulmamış infekte kişi)
t zaman: enfekti bir kişinin en yakın çevresini enfekte edebileceği minimum süre
t1: V0 kişinin en yakın çevresini enfekte edebileceği minimum süre
t2 zaman ise V1 kişilerin en yakın çevresini enfekte edebileceği ya da V0 kişinin ikincil çevresini enfekte edeceği süre.
t zamanları bu mantık ile artıyor.
şekil 1 Odakların oluşumunu gösteriyor t 4 zamana kadar. Her t zaman artışında yeni vakalar eklenerek odak büyüyor.
Şekil 2 ) 14 günlük bir odak
Burada 14 gün boyunca hiç müdahele edilmemiş eşit etkilişim varsayımı ile bir odağın büyümesi şematize ediliyor. Yanda da yeni vaka ve toplam vaka artış grafiği mevcut .
Şekil 3) Kilim deseni Renklendirilmiş 14 günlük odak.
Her t zaman ayrı renklere boyanınca böyle bir desen oluşuyor. Burada önemli olan nokta odak içinde bireysel bir  ya da bir kaç kişinin tespit edilmesi karantinaya alınması ya da hastalık nedeniyle vefat etmesi sonucu değiştirmeyecektir. Çevresel etkileşim ve dışa doğru böyüme bu evrenin dışındaki nüfusa doğru ilerleyecektir.
Müdahele edilmez ise odaklar genişleyecek yeni odaklar oluşacaktır.
Şekil 4) kontrolsüz eş zamanlı bir çok odağın olduğu salgın
Bu büyük bir kilim oluşturyor. Herbiri aktif odak bu durumda salgının sonuçları ile baş etmek çok zor.
Yapılması gereken


Şekil 5) Çevrelenmiş. Dış evrenden izole edilmiş odak.
Burada salgın oluştaran bir bölge güvenli sınırlar içerisinde çevreleniyor.
Çevrelenen odak içerisinde enfekte ve enfekte olmayan kişiler var. Hızlı bir şekilde odak içindeki enfekte olmayan kişilerin tespiti tam izolasyonu aynı tamanda kesin enfekte olan kişilerin saptanması ve karantina sürece başlatıyor. Olası hastaların kesin sonuçlarına ulaşılıyor. Son olası enfekte hastanın kesin enfekte olduğu gün ve bu kişinin tam karantina sürecinden sonra 20 gün bekleniyor dış çevre izolasyonu kaldırılıyor. Dış çevrede başka odaklar var ise bu kez Bu söndürülmüş odak dış çevreden korunması için koruma kalkanına alınıyor.
 Mutlaka toplum içinde odakları saptayıcı davranmak gerekir. Toplum içinde var olak UID (TKİK Tanı konulmamış infekte kişilerin) tespitini sağlamak gerekir.
İzolasyonu belirsiz sınırsız ve kişilerin kararına bırakmak yeterli olmayacaktır. Sokağa çıkma yasakları bile bu konuda yeterli olmuyor. Odak bölgelerin tespit edilip o odağın söndürülmesine çalışılmasının halk sağlı açısından büyük faydası olacağını düşünüyorum.

10 Mart 2020 Salı

COVID-19 CORONA VİRUS / JAPONYA ÖRNEĞİ / SALGINDAN KORUNMANIN YOLLARI ÜZERİNE

Bugünlerde yazılarım daha çok bu virüs salgını ile ilgili olmaya başladı. Doğal olarak koruyucu yaklaşım şu anda potansiyel korunulması gereken sorun bu olduğu için yazılarım da bu yönde oluyor.
Koronavirus salgınının artık tüm dünyaya yayılacağını söylemek basit bir öngörü olur.  Tespit edilmeyen çok az ülke kaldı.
Bu konuda Türkiye'de bilim kurulu ve Sağlık bakanlığı ortaklaşa etkin önlemler almaya çalışıyor. Şuana kadar başarılı bir şekilde götürdükleri ortada.
Sağlık Bakanının bu gün yaptığı açıklamalar da oldukça yerinde idi.
Toplumu potansiyel salgına karşı salgın başlamadan uyarmak ve gerekli önlemleri almak potansiyel salgının yayılım hızını ve büyüklüğünü azaltabilir.
Salgının kontrol altına alınmasında Japonya iyi bir örnek. Çinden sonra İlk yayılan ülkelerden birisi olmasına rağmen toplam hasta sayısı diğer ülkelerin oldukça altında. İtalya ya da İran'da ilk vaka tespiti Japonya'ya göre çok daha yeni olmasına rağmen bu ülkelerdeki vaka sayısı Japonya'daki vaka sayısından çok çok yüksek seviyelere hızla ulaştı.
Japonya bizim için salgının yayılım hızının ve büyüklüğünün düşük tutulabileceği konusunda iyi bir örnek.
Güney Kore ise ölüm oranlarının düşüklüğü konusunda iyi bir örnek.
Bu örneklerin ilgili kurumlarca da incelendiğini düşünüyorum.

POTANSİYEL SALGIN DURUMUNDA YAPILACAKLAR
Resmi Kurumların yapacağı konular  (bu yazının kapsamı dışındadır)
Bireysel Olarak yapılacaklar
Bunu 3 made ile özetleyebilirim.
SORUMLULUK,
TEMİZLİK,
DİRENÇ
1) SORUMLULUK Her birey hem kendisi hem de toplumu için sorumluk içinde davranmalıdır.  Üzerine düşen görevleri itina ile yerine getirmelidir. Örneğin bakanlık gerekli olmadıkça yurt dışı seyahati yapmayın diye bir uyarıda bulunduysa buna itina gösterip yurt dışı programlarını iptal etmeli. 
Her bir hasta kişi (özellikle Tanı konulmamış Covid enfekte kişi) toplumda yayılma için bir odak noktası olacaktır. Bu kişi sayısının olabildiğince düşük tutulması gerekir. Bu nedenle bakanlığın ya da bilim kurulunun önerileri dikkatle takip edilmeli ve uyulmalıdır.
Ayrıca toplum psikolojisini bozacak panik havası oluşturacak sosyal medya paylaşımları yapmamak ya da bunları yaymak gerekir.
Bilgi kirliliği oluşturmamaya özen göstermek gerekir.
Her kişi ve kurum sorumluluklarını yeterince iyi yerine getirse toplumun salgını düşük bir hasarla atlatma şansı artacaktır (Japonya örneği)
2) TEMİZLİK Virüs bildiğim kadarıyla dış ortamda 8 gün canlı kalabiliyor. Dolayısıyla tanı konulmamış enfekte kişiden bulaşan bir virüs uzunca bir süre çevre için tehdit oluşturmakta. Salgın oluşursa virüs ile temas etme ihtimali çok yüksek. Bu nedenle temizlik özellikle ellerin iyi yıkanması virüsün hastalık yapacak dokulara ulaşmasını engelleyebilir.

3) DİRENÇ Genel vücut direncini yüksek tutmak. Bu sağlıklı yaşam için yapılması gerekenleri sıralamak anlamına geliyor
sıralayalım
- Düzenli egzersiz yapmak
- Dengeli beslenmek
- İyi uyumak
- Aşırı yorgunluktan ve stresten kaçınmak
- Vücut dengesini bozacak soğuk ya da sıcağa maruz kalmamak


3 Mart 2020 Salı

SOLUNUM YOLU HASTALIKLARINDAN KORUNMANIN YOLLARI / KoronaVirüs'ten Korunmanın yollarına dair

      Sevgili Kalbimi Koruyorum Rehber Kitap okuru, bu kitabın 95. sayfasında "Soğuk Algınlığı ve Solunum Yolu Hastalıklarından Korunmanın Yolları" başlıklı bir bölüm var.  Bu bölümü özellikle gribal enfeksiyonların oluşturabileceği zararlardan korunulması için okuyucu ve kalbimi koruyorum üyelerini bilgilendirmek üzere yazmıştım. İleri görüşlü bir konu başlığı olduğunu bu günlerde daha iyi hissediyorum.
       Günümüzde önemli bir sorun halini alan COVID-19 ( korona  virüs ) enfeksiyonundan korunmak için de aynı prensiplerin faydalı olduğunu düşünüyorum. Kitap okurlarının bu bölümü tekrar ve dikkatli bir biçimde okumasını öneriyorum.
       Kitapta detaylarını okuyacağınız üzere kısaca değinecek olursam, temel olarak enfeksiyon oluşturacak virüsten korunmak için hijyen kuralları ( başta el yıkama) ve vücut direncini güçlü kılacak noktalara değinilmektedir

3 Şubat 2020 Pazartesi

CORONAVIRUS nCoV 2019 (2. yazı) - 3 Şubat 2020 vaka sayıları -

Koronavirüs (Coronavirus) ile ilgili bir süredir takip ettiğim grafiğin güncel olanını aşağıda paylaşıyorum. Bu grafikte 20 ocak 2020'den beri vaka sayıları var. Son kaynak yine bloomberg sitesi.
Bu grafik  Çin için vaka sayısındaki artış kontrol edilebilmiş değil hatta son iki günde vaka artış hızı yükselmiş durumda.
Çin virüs yayılımını kontrol etmeye çalışıyor ancak bir noktada başarılı olunamıyor. 20 ocaktan bu yana 2 hafta geçti ancak 2. hafta itibari ile vaka sayısı artışı bir önceki güne göre tekrar % 20'lerin üzerine çıkmış durumda. Yaklaşık 5 günde vaka sayısı ikiye katlanıyor.
Dünyada artış hızı son 3 günde bir önceki güne göre % 10'ların altına inmiş durumda.


1 Şubat 2020 Cumartesi

2019-nCoV Coronavirus


Bu blogg'un temel amacı kalp sağlığı ile ilgili bilgilerimi paylaşmak. Bunun da önemli bir kısmı kalp sağlığını koruyucu bilgiler oluşturuyor. Bir süreliğine bu Blogg'un temel konusu dışına çıkıp Coronavirüs ile ilgili edindiğim bilgileri burada paylaşmaya çalışacağım.

Temel korunma yöntemleri ne olabilir ?   
   Sağlığı korumak bütüncül sağlık bakış açısı ile birlikte enfeksiyon hastalıklarından da korunmayı da kapsıyor. Bu konuda yapılabilecekler bazen sınırlı olabiliyor. Günümüzde yaşanan Coronavirus salgınında olduğu gibi. Hızla yayılan bu virüs insan sağlığı için ciddi tehdit oluşturuyor. Henüz etken virüsün özellikleri net bilinmediği için korunma yolları da netlik içermiyor. Aşısı yok, özel bir antiviral tedavisi yok (henüz).
Bilindiği kadarıyla damlacık enfeksiyonu ile bulaşıyor. Damlacık enfeksiyonu ile bulaşan tüm viral hastalıklarda elleri yıkamak ve yakın temastan uzak kalmak en temel korunma yöntemi. Bu basit temel konu dışında beden sağlığımızın olabildiğince güçlü tutulması yine önemli bir koruyuculuk noktası olacaktır. Yani yeterince iyi beslenmek, hasta olunmayan dönemler için düzenli egzersiz, iyi uyku, yeterli sıvı alımı vücut direncini güçlü tutacaktır. Ancak böyle bir viral hastalıktan korunma temelde ülke ve dünya çapında uygulanacak halk sağlığı  önlemleri ile mümkün olabilecektir.

 Coronavirüs yayılım hızı 
1 şubat itibari ile Çin ana kara ve Çin hariç dünya ülkelerindeki yayılım hızını karşılaştırdığım grafikler (kaynaklar 1 şubat için https://www.bloomberg.com/graphics/2020-wuhan-novel-coronavirus-outbreak/ )   
 31 ocak verisine net ulaşamadım 1 şubat ve 30 ocak rakamlarının ortalamasını aldım)30 ocağa kadarki (https://gisanddata.maps.arcgis.com/apps/opsdashboard/index.html#/bda7594740fd40299423467b48e9ecf6=

30 ocak 2020'ye kadar olan grafik ise aşağıdaki gibi 

Dünyadaki yayılım hızı Çin'dekinden farklı değil sadece Dünyada vaka sayısı Çin hariç tutulunca oldukça az. Son iki gün için vaka artış oranı Çin'de % 18 iken Çin hariç Dünya'da %25. Dünya'daki durum Çin'in Aralık 2019'da ilk vakalar tanımlandığındaki durumu gibi bir şey olabilir. Artış hızı böyle devam ederse Tüm dünya Çin'in yaşadığı zorlukları yaşayabilir. 
Virüsün ölümcüllük oranı net değil. Şimdilik dünyada Coronavirüs'e bağlı olduğu bilinen 259 vakanın tamamı Çin sınırları içinde bildirilmiş vakalar. Taburcu olan hasta sayısı ise 243. Hala sonuçlanma noktasında ölüm iyileşme oranından daha yüksek . Son iki gün için ölüm sayısındaki artış % 18 Bu Çin'deki son iki gün vaka artış oranı ile aynı. Rakamlar henüz net olmamakla birlikte bu virusün ölümcüllük oranının yüksek ama hastalık başlama ve ölümle sonuçlanma süresinin uzun olduğu anlamına geliyor olabilir. Daha net bilgiler bilim insanlarının araştırmaları sonucunda ortaya çıkacaktır. Şu an için tüm dünyanın bu konuyu en ön plana alması gerektiği açıktır. 
Bu nedenle hızlı bir şekilde en etkin önlemlerin alınması gerekir. Tüm ülkelerin işbirliği içinde çalışması tüm kamu kuruluşlarının etkin hızlı ve şeffaf bir çalışma prensibinde olmaları gerekir. Bilgiyi hızlı ve net paylaşıp komplo teorileri oluşturmaktan hoşlanan kişilere fırsat verilmemesinde fayda var. Bilgi kaynağının her zaman güvenilir kamu kurumları, üniversiteler ya da diğer köklü araştırma şirketleri olmasında fayda var. 


14 Aralık 2018 Cuma

BESLENME FELSEFESİ , ( Yakın zamanda yayımlanan PURE çalışmasını okurken...)

    Hipokrat insanların nasıl besleneceği ve ne kadar egzersiz yapacağı konusunda doğru önerilerin bir çok hastalıktan korunmayı sağlayacağını söylemiş. Yıllar önce, yaklaşık 2500 yıl önce. Nasıl beslenmeliyiz? Ve nasıl ve ne kadar egzersiz yapmalıyız?  Bu sorular 2500 yıldır yanıt aradığımız sorular.
   Doğru yanıta yaklaşıyor muyuz?  Bilim yaklaşıyor olabilir. Ama insan hayatı doğru çizgiden her geçen gün, her yeni teknolojik gelişimle uzaklaşıyor. Bilgi bizi doğruya yönlendirirken hayatımızın akışı doğrudan uzaklaşıyor. Hayat yolunu, tüm insanlık hep birlikte yürüyoruz. Kimimiz en ortasında kimimiz en önde kimimiz biraz uzağında kalabalığın. 20- 60 yaşında insanları düşünelim, uzak kalabilen kaç kişi var, akıllı telefondan, sanal dünyadan, yapay zekadan. Uzak kalabilenler ise akıllı telefonlardaki sanal dünyaya yapışmış insan sürüsünden ayrılmaksızın ama biraz uzaklarından yürüyor.
Böyle bir dünya da yakın zamanda yayımlanam PURE çalışmasının adından bahsetmek istedim. Çalışmayı daha detaylı inceleyip özetlemeye çalışacağım ama meraklı gözlerden kaçmış ise fark ettirmek istedim. PURE çalışması klasik bilgilerde ve kılavuz önerilerinde önemli değişikliklere neden olacak. 2500 yıllık  (belki daha da eski) soruya hala net cevap veremediğimiz ama cevaba yaklaştığımız düşüncesindeyim. Ama bizim jenerasyonumuz  cevabı net cevabı bilemeyecek.
       "Bilgi yavaş yavaş evriliyor.Sonuçta bin yıllık sorular bunlar"
        "Bilgi yolumuza aydınlatan ışık, ışık açık olduğunda yolu bulmak kolay
         ama henüz aydınlanmadığında yolu nasıl bulacağız ?
         İşte bu felsefenin işi, bilimsel gerçek bilgileri referans alarak
            henüz bilimin aydınlatmadığı bir yolda yönümüzü bulabilmek,
               benim için felsefenin tanımı bu.
         Bir gün o yol gerçek bilgi ile tamamen aydınlanana kadar felsefe ile yönümüzü bulabiliriz."
Kalbimi koruyorum Rehber kitapta vurguladığım besleme kitabının da temelini oluşturan felsefeyi anımsatmak istiyorum. Minimum (olabilecek en az ) düzeyde endüstriyel beslenme.
Beslenmenin içeriğinde en önemli sorunun bizim hayatımızda olduğu gibi gıdaların da doğal hayatlarının bozulması.
İnsan bedeni doğal hayatla baş edebilecek ya da uyum sağlayabilecek çok uzun yıllara dayanan evrimsel süreç geçirdi. Ancak gıdalardaki hızlı endüstriyel dönüşüm evrimsel sürecin bizde oluşturduğu uyum gücünün dışında kalıyor. Benim düşünceme göre,baş etmekte güçlük yaşadığımız şey bu: Bedenimizin uyumluluğu olmayan gıdalara maruz kalması.
Beslenmenin içeriğinden önce beslenme felsefesinin insana daha çok katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bireysel sağlığımızı korurken öncelikli yönelimimizin beslenme felsefesi olmalı,   
       "Felsefe beslenme içeriğini düzenlemekte bize yardımcı olacaktır."
 Günümüz pazarlama çağının beslenme bilincimizi tamamen bozduğu, beslenmeyi bedenin bir ihtiyacın giderilmesinden alıp, zevk, statü baş edilmez haz şekline çevirdiği bir dünyadayız. İçerikten önce felsefeye, bilince dönmeliyiz. Evrimsel uyum gücümüzü hatırlamalıyız.

11 Eylül 2017 Pazartesi

YAKIN GELECEKTE 100. YAŞ KUTLAMAALARI RUTİN OLABİLİR Mİ?


KARDİYOLOJİDE YAKIN TARİHLİ HEYECAN VERİCİ GELİŞMELER BİZE NE DİYOR OLABİLİR?

YAKIN GELECEKTE 100. YAŞ KUTLAMAALARI RUTİN OLABİLİR Mİ?

Kardiyoloji ile ilgili yeni çalışmalarını sonuçlarını gördükçe, heyecan verici bir dönemde olduğumuzu içtenlikle söyleyebilirim. Eğer 10 yıl daha kalp krizi (ya da yeni bir kalp krizi)  geçirmemeyi başarabilirseniz,  belki hiç kalp krizi geçirmeyeceksiniz. Benzer durum kanser hastalığı içinde geçerli gibi görülüyor. Modern tıp bir 10 yıl sonra ortalama ömre 30 ile 50 yıl civarında bir süre katabilir.

Yakın zamanda kalp krizi vb. kalp damar olaylarını önleme konusunda etkin yeni tedavi olasılıkları gündeme geliyor. Özellikle monokonol antikorlar ile yapılan çalışmalar kardiyoloji pratiğini kökten değiştirmek üzere. Birkaç dekad (10 yıl) sonra hiç kalp krizi görmeyebiliriz. İki üç yıl öncesine kadar yapılan çalışmalarda teorik olarak LDL kolesterol ( halk arasında kötü kolesterol diye bilinir) seviyesinin 36 mg/dl’ye indirilmesi ile kalp krizinin ortadan kalkacağı ön görülüyordu. Ancak o dönemlerde bu seviyelere indirebilecek ilaçlar yoktu ve veriler tahmini idi. Şimdi ise PCSK9 inhibitörleri denilen deri altına enjeksiyon şeklinde ayda bir ya da iki kez yapılan ilaçlar ile LDL seviyeleri çok daha aşağılara indirilebiliyor. Ağustos 2017’de çıkan bir çalışmada (yayımlanalı daha bir ay olmadı) çok düşük LDL kolesterol seviyelerinde bile yan etkide artış olmadığını gösteriyor. Ön görülerin aksine LDL seviyesi 10 mg/dl altına indirildiğinde bile hala faydalı etki görülüyor. Yani 36 mg/dl altına indirilmesi kalp damar olaylarını ciddi oranda azaltsa bile tam önlemiyor ki 10 mg/dl altında bile olay önleme konusunda istatistiksel anlamlı sonuçlar çıkıyor. İki üç yıl önceki öngörüleri destekliyor ama daha da düşük seviyelerin önleyiciliği ile ilgili net veriler geliyor.  

Şurası net ki artık LDL kolesterol seviyeleri anlamlı bir yan etki olmaksızın çok çok düşük seviyelere kadar indirmek mümkün. Dolayısıyla düşük LDL kolesterol seviyeleri ile ilgili konuda ön görü değil artık net istatistiksel çalışmalar yapılıyor. Çok yakın zamanda daha da net veriler elde edilecek.

İşin heyecan verici yanı bir yandan LDL kolesterol seviyeleri çok düşürülebiliyorken bir yandan da LDL kolesterolün oksitlenmesi (oksidasyonu) önlenebiliyor. (LDL Oksidasyonu kalp damar olaylarını gelişmesinde anahtar rol oynayan bozukluk detaylı bilgi için kalbimi koruyorum rehber kitapta neden kalp krizi geçiriyoruz bölümüne bakmanızı öneririm) Yine ağustos 2017 yılında çıkan bir makalede – yayımlanalı daha bir ay olmadı- canakinubad isimli molekül LDL kolesterol seviyesine etki etmeden oksitlenmeyi azaltıyor ve kalp damar olaylarını belirgin bir şekilde azaltıyor. İlginç olanı ise yeni başlayan akciğer kanseri sıklığını azaltıyor. Kanserden ölümleri ise çok belirgin bir şekilde azaltıyor.  Yan etki olarak enfeksiyona bağlı ölüm riski artıyor. Ama çalışma oksitlenmeyi azaltmanın önemini çok net bir şekilde kanıtlamış oldu. Bu yolla hem kalp damar olayları hem de kanser ihtimali belirgin bir şekilde azalmış durumda.

Gelecek bize şunu vaat ediyor. LDL kolesterol seviyesini ve onun oksitlenme miktarını azaltmak mümkün. Bu şekilde bir karma tedavi ile kalp krizinin tamamen ortadan kaldırmak çok mümkün.

Muhtemelen beraberinde kanser azaltılacak. Hatta oksidasyonun Alzheimer oluşundaki önemi de düşünüldüğünde bu hastalığında azaltılabileceğini öngörmek mümkün.

İnsanlık içen 100 yaş kutlamaları yakın çağda rutin bir aktivite olması mümkün. Şimdiden marketing (pazarlama) firmaları en güzel 100. Yaş kutlamaları için “event”’ler (eğlenceler) pazarlamaya başlasa iyi ederler. Sonra pazar payları geride kalabilir.

Bilim ve sanayi yoğun bir çaba içinde çalışıyorlar ve elbette ki onları kamçılayan güç para “kar” gücü. Ama motivasyon ne olursa olsun çok yoğun ve saygıdeğer bir çaba içindeler. Özellikle modern tıp ve bilim insanları etik, ön yargısız, akılcı ve takdire şayan bir çaba ile önümüzü aydınlatıyor insan sağlığına müthiş katkıda bulunuyorlar.

Peki bu dönemde bireye, her bir insana düşen nedir?   Aslında cevap çok net: Sağlıklarını korumak için çaba göstermek. Bu bloggta, kalbimikoruyorum kalbimikoruyorumrehberkitap facebook sayfalarında ve bizzat yayınlanmış olan kalbimi koruyorum rehber kitap’ta bu konuda yazıyorum.

10 yıl sonra bu güne müthiş ilaçlar reçete edebileceğiz. Şimdi ise size kalbimikoruyom felsefesini anlamanızı öneririm. 10 yıllık çaba size belki 50 yıl artı ömür olacaktır. Daha fazlasını ben hayal edebiliyorum yazmayışım ise konuşmak için çok erken.

Sağlıklı günler dileğiyle

Sağlık emektir.

Dr Deniz  Demirci.

27 Temmuz 2017 Perşembe

KALBİMİ KORUYORUM REHBER KİTAP

 
 
Bir düş benimkisi
Tüm çocukların
Tüm insanlığın ve tüm canlıların
Hatta cansız bildiğimiz örneğin dağın, taşın bile
Sağlıklı olabildiği bir dünya düşü
İnsanlığın yeniden içindeki iyiliği keşfebildiği bir dünya
Bu kitap ise bir damla katkı sağlamak çabası
Bu düşe

22 Şubat 2017 Çarşamba

kalbim: Kalp krizlerini ne kadarı önlenebilir ?

kalbim: Kalp krizlerini ne kadarı önlenebilir ?: Bu blogg yıllar önce kurulduğundan beri şunu söylemek istiyor: Kalp krizleri kader değildir. Bilinçsizce yapılan tercihlerin zamanla ortaya...

Kalp krizlerini ne kadarı önlenebilir ?

Bu blogg yıllar önce kurulduğundan beri şunu söylemek istiyor: Kalp krizleri kader değildir.
Bilinçsizce yapılan tercihlerin zamanla ortaya çıkan sonucudur.

Yıllardır koruyucu kardiyoloji ile ilgili çalışmalar yapıyorum. Bir takım projeler üretmeye çalışıyor, bu konuda eğitimler veriyorum. Bildiğim, gördüğüm gözlemlediğim sonuçlar var. İnsanın kalbini koruma çabası gerçekten mütiş sonuçlar elde etmesini sağlıyor.

Peki bilimsel çalışmalar bunun ne kadar  mümkün olacağını söylüyor. Yani koruyucu kardiyoloji kapsamında yapılanlar kalp krizlerini ne kadar önlüyor ?
Cevap çok çarpıcı. Avrupa kardiyoloji derneğinin son koruyucu kardiyoloji kılavuzundaki bilgi.
% 80
Evet kişinin alacağı koruyucu önlemler % 80 olasılıkla kalp krizleri önlenebilir.
Hatta bu kapsamda yapılanlar kanser oranlarını da % 40 azaltabilir diyor aynı kılavuz.
Bu rakamları iyi düşünmek ve yorumlamak gerek.  

Bu rakamı şöyle de yorumlayabiliriz. Kalp krizi geçiren her yüz kişiden sekseni önlenebilir bir kalp krizine maruz kalmış.

Yada şöyle diyelim önleyebilmek daha yüksek olasılıkken insanlar daha düşük olasılığa maruz kalıyor.
Tuhaf bir durum değil mi?
Kalp krizi kader değil. Bu geleceği değiştirmek mümkün.

21 Ocak 2016 Perşembe

Derin ve Sarsıcı bir hüzün Vakitsiz gelen bir kalp krizi #MustafaKoç Oysa #kalpkrizi önlenebilir.

Bir kardiyoloji uzmanı olarak bu blogda mı yoksa bir ekonomist olarak ekonomi bloğunda mı yazmalıyım diye düşündün Mustafa Koç'un vefatı için duyduğum derin üzüntüyü.
Sonra elbette Kalbim Bloggu bunun doğru yeri dedim.
Derin üzüntü çünkü (geçiyorum ülkeye büyük katkıları vs...)  iki kız çocuğu sahibi bir baba erkenden ve vakitsizce vefat ediyor. Ve onca imkan varken. Bir kalp krizi önlenemiyor.
Bu blogda ve kalbimi koruyorum projelerinde hep anlatmaya çalıştığım, hep korunmak gerektiğini söylediğim konunun hazin bir örneğini yaşadık. Genç ve üretken yaşlarda bir insanın kaybı. Çok fazla seveni olan bir ülkenin kaderinde etkin ekonomik faaliyetlerinde tek başına çok önemli bir yer tutmuş bir insanın vaktinden çook erken kaybı. Bu hazin hikayeyi biliyorum. Çok örneğini görüyorum kahramanlar hep böyle ülkeye mal olmuş çok tanınmış insanlar olmuyor. Ama her insan kendi hikayesinin kahramanıdır elbet.
Çok hazin bir hikaye. Genç yaşta kalp krizi ve o krizden vefat eden bir insan ve giden babanın ya da annenin ardından dökülen göz yaşları hele de kız çocukları olunca, o gözden düşen damlalar içimi yakıyor. Çünkü
Ben tüm kalp krizlerinin önlenebileceğini ya da çok geç yaşlara ötelenebileceğini düşünüyorum.
O zaman bu göz yaşları boş yere akıyor ya da vaktinden çook önce akıyor diye üzülüyorum.
Yazılarımda bunun yol ve yöntemlerinden bahsediyorum.
Kimse bana Mustafa Koç'un kalp krizinin önlenebilir ya da ötelenebilir olmadığını söyleyemez. Ama yapılması gereken alınması gereken önlemler vardır ve çoğunluğu kişinin kendi üzerine düşen görevlerdir. Bu görevleri yerine getirmeye çok yıllar önce  başlanmış olmalıydı. Bu gün yaptığımız doğru hareketler 10 yıl sonraki bir krizi önleyici olacaktır. Ya da tersinden söyleyecek olursak, 10 yıl sonraki bir krizi önlemek istiyorsak bu günden bir şeyleri düzeltmeye başlamalıyız.