Elbetteki ne yediğimiz ne kadar yediğimiz önemli? hastalık durumunda kullandığımız ilaçlar önemli ancak daha önemlisi İnsan gibi yaşıyor muyuz? Yani insan türüne uygun bir şekilde yeterince hareket ediyor muyuz? Kişisel olarak çağımızın temel hastalıklarının en temel kaynağının bu (yani kurduğumuz oturgan hayat ve hareketsizlik) olduğunu düşünüyorum ve bunu destekleyen yeterince bilimsel kanıt var.
Mevcut hayat düzeninde kendi kalbinizi korumak için mutlaka üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirmek ve hareket etmek yada spor yapmak zorundayız
İnsan türü artık eski kas yapısını kaybediyor (daha çok yağ dokusunda artış daha çok insülin drenci daha çok kalp krizi daha çok erken biten yaşam hikayeleri ;
daha az protein döngüsü daha çok kanser riski ve yine daha erken biten yaşam öyküleri ve oldukça dramatik bir son )
Bana kalırsa bu yazıyı okuyan kişi yazdıklarımı anladıysa bu satırdan daha fazlasını okumadan yapmıyor ise şu an spor yapmaya başlamalı. Bu iş yarına bırakılamaz kişi en çok kendi kalbine karşı sorumludur. İlk ve temel görevi bu olmalı insanın. Dün de spor yapmamış isek bu gün o sporu yapmak zorundayız bu yemek yemek kadar önemli hatta daha önemli.
İnsan türü terlemiyor (terlemek deyip geçmeyin 2 saatlik aktif bir sporda insan 2 litreye yakın sıvı kaybedebiliyor beraberinde atılan sodyum miktarını yabana atmamak gerekiyor) Acaba aldığımız sodyumun fazlalığı kadar atamadığımız sodyumda yüksek tansiyonda etkin olabilir mi? (bu soruyu araştıracağım)
Masa başında sandalyede kanepede günlerini geçirip sürekli yağ biriktiren değildir insan.
48 saate bir 30 dakika hızlı tempo yürüyüş kalbini korumak için büyük oranda yeterli
12 Aralık 2011 Pazartesi
8 Aralık 2011 Perşembe
kolesterol kolesterol ilaçları ve ilaç sanayi
Gündemdeki kolesterol, kolesterol düşürücü ilaçlar ve ilaç sanayi hakkındaki tartışma konusunda 3 madde ile açıklama :
özet
1. kolesterol ilaçlarının faydası kesindir
2. İlaç sanayi şirketleri insana sadece ve sadece faydalı oldukları sürece kar edebilirler
3. Kolesterol sağlıklı seviyeleri aştığında vücuda kesinlikle zarar verir
Öncelikle modern tıpbın özellikle tedavi edici yanı tamamen bilimsel veriler rehberliğinde ilerlemektedir ve kardiyoloji alanı bu konuda önder bir konumdadır. Yani kardiyoloji ile ilgili tüm ilaçlar ve ya uygulanan tedavi edici işlemler uzun yıllar boyu yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır ve sürekli hem yeni tedavi yöntenleri hem de mevcut tedavi yöntemlerinin etkinliğinin fayda / zarar oranı bir takım bilimsel veriler ile güncellenmektedir.
1. kolesterol ilaçlarının faydası kesindir
Kolesterol ilaçları uzun yıllar boyu yapılmış çalışmalarla faydası net olarak kanıtlanmıştır. Elbetti her zaman kolesterol tedavisinde birinci basamak yaşam biçimi değişikliğidir. Sağlıklı beslenme. Sağlıklı ve düzenli spor. Hareketli yaşam. Stresten uzak aşırı rekabetten uzak kinden ve düşmanlıktan uzak huzurlu bir hayat. Takdir edilecektir ki bu yaşam biçiminin değişmesinde bir doktor fazla aktif bir rol üstlenemez ve öneriden öteye gidememektedir. Yine de polikliniklerin tüm yoğun şartlarına rağmen biz bu yaşam biçimi değişikliğini anlatırız. Ancak başarılı bir şekilde uygulayabilen azdır.
Sonuçta özellikle yüksek riskli hastalarda yada kötü huylu kolesterolü çok yüksek kişlerde kolesterol değerlerini sağlıklı ölçülere indirebilmek için çoğu kez ilaç kullanılması gerekmetedir. Ve bu kişilerde kolesterol değerlerinin sağlıklı aralıklara getirilmesi kalp krizini, felci ve daha bir çok damarsal olayı önlediği net olarak kanıtlanmıştır. Tüm bu faydalar çok az olasılıklı bir yan etki karşılığında sağlanabilmektedir. Fayda / zarar oranı kesinlikli fayda yönünde ağır basmaktadır.
Elbette ki ideal olanı kişinin kolesterol değerlerini yaşam biçimini değiştirip ilaçsız normal aralığa getirmesidir ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda kolesterol ilacından yararlanmak bilimsel ve akılcı bir yöntemdir. (bir not olarak kolesterol ilaçları yüksek dozda kullanıldıklarında kolesterol düşürücü etkilerinden bağımsız damar iyleştirici yanları da saptanmıştır.)
2. İlaç sanayi şirketleri insana sadece ve sadece faydalı oldukları sürece kar edebilirler
Bir diğer nokta ilaç firmalarının ilaç satmak çabası konusundaki eleştiri. Bu eleştiri mevcut iktisadi sistemi hiç anlamamış ve dolayısıyla doğru çözüme ulaşma olasılığı çok düşük olan bir anlayışın temelsiz bir sonucudur ve pek bir faydası yoktur. evet ilaç sektörü çok büyük hatta devasa bir sektördür. Dünyanın silah ve petrolden sonraki 3. büyük sanayisi olduğu söylenmektedir. Ancak neden her büyük sanayi kötü iş yaparmış gibi tuhaf bir yorum yapılır ki. Evet silah sanayisi ürettikleri ile insanın ölümüne neden olur ancak ilaç sanayi insanların daha sağlıklı yaşaması amacına yönelmiştir. (ancak ve ancak bu amaç dorultusunda çalışır ve başarıya ulaşırsa kar elde edebilir ) Bu amaca yönelme bir temiz kalplilik değil tamamen bu sektörün karlılık yolunnun burdan geçiyor olmasıyla ilgilidir. Yani bir kimyasal molekülün ilaç olabilmesi ve kar getirebilmesi için net olarak faydalı olması ondan daha önce insanlara zarar vermyor olması yani ciddi yan etkileri olmaması gerekir başka türlü bir kimyasal madde ilaç olamaz. Ve satılamaz. Bu gün mucizevi bir madde bulun kalp krizini sıfırlıyor olduğunu düşünün onun ilaç olup satılabilir olması en az 10 yıllık bir araştırma sonucu ile olabilir. Bu da çok ciddi paralar gerektirir hiç bir devlet bunu bir kamu hizmeti olarak yürütemez. İçtiğiniz aspirinden antibiyotiğe kadar tüm ilaçlar çok ciddi parasal kaynaklar tüketilerek üretilmektedir. Mevcut iktisadi sistemde bu şirketlerin ayakta kalmak için bu ilaçları satmaya çalışmasından daha doğal bir durum yoktur. Ancak tüm ilaçlar piyasaya çıktıktan sonra bile çok ciddi bir şekilde takip edillir. Ve herhangibir olumsuz veri durumunda hemen piyasadan kaldırılır. Bu şirketler var olabilmek için bu kurallara uymak zorundadır. Ve kar etmelerinin temeli faydalı ilaçlar bulmak yada faydalı ilaçlar satmaya bağlıdır. Aksi takdirde yok olurlar. Eğer kar etme şekilleri ile günah keçişi seçilecekse insanlara aşırı kalori yükleyen gazlı içecek satıcıları yada burger firmalarını seçin ve mecburen insanlığın faydasına çalışmak zorunda olan bu ilaç şirketlerini gereksiz yere hedef almayın
3. Kolesterol sağlıklı seviyeleri aştığında vücuda kesinlikle zarar verir
Bir diğer notka; evet kolestorel vücut için faydalıdır. ancak belli aralıkların üstünde bir takım zararlı mekanizmalarda başat rol oynamaktadır. İnsanın olması gereken LDL kolesterol miktarı nedir sorusunu yanıtlamak için iki çalışma çok yol göstericidir. Bir tanesi günümüzde medeniyetten uzak yaşayan tamamin ilkel kabile hayatı yaşan inasnlarda yapılmış bir çalışma ve bulunan LDL değeri 50-70 arası. Bir diğer çalışma insana genetik olarak en yakın olan doğal ortamında yaşayan şempanze türünde yapılan çalışmada da yine LDL değeri 50 - 70 arasında bulunmuş. Yapılan incelemelerde her iki çalışmada da deneklerde hiçbir damar sertliği bulgusu saptanmamış. Yani damarları pırıl pırılmış. Ancak günümüz modern insanı için bu değerler özellikle belli yaşlardan sonra çok uzak hedeflar.Bu değerlerin çok üstünde LDL değerlerinde yaşıyoruz. Ve kanımızdaki yüksek kolesterol damarlarımızın yapısını biz hiç hissetmeden her gün usul usul bozuyor.
(bir gün kalp krizi ile acil servise gelindiğinde fark ediyor insan ancak bu süreç çok önceden başladı ta gençlik yılarında o aman kolesterolde neymiş yiyelim arkadaşlar denilin yıllarda başladı kalp kirizi ise bu uzun yıllar içinde gelişen damar hastalığının bir sonucu yada sonudur. )
Yeri gelmişken şu konuyada açıklık getirelim. Evet çoğunluklukla kalp krizinin oluşumunda temel sorumlu yırtılan damar yüzeyinin üzerine oturan pıhtıdır. Pıhtının oluşması için öncelikle damar yüzeyinde çizik şeklinde bir yırtılma olması gerekir ve normal damar yüzeyi yırtılmaz. İçinde uzun yıllar boyu kolesterol birikimi ile sertleşmiş yapısı bozulmuş damar yüzeyleri yırtılır. Eğer sizin damarlarınızda bu şekilde kolesterol birikimi ile bozulmuş damar yüzeyleri yok ise kalp krizi geçirme olasılığınız da yoktur.
özet
1. kolesterol ilaçlarının faydası kesindir
2. İlaç sanayi şirketleri insana sadece ve sadece faydalı oldukları sürece kar edebilirler
3. Kolesterol sağlıklı seviyeleri aştığında vücuda kesinlikle zarar verir
Öncelikle modern tıpbın özellikle tedavi edici yanı tamamen bilimsel veriler rehberliğinde ilerlemektedir ve kardiyoloji alanı bu konuda önder bir konumdadır. Yani kardiyoloji ile ilgili tüm ilaçlar ve ya uygulanan tedavi edici işlemler uzun yıllar boyu yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır ve sürekli hem yeni tedavi yöntenleri hem de mevcut tedavi yöntemlerinin etkinliğinin fayda / zarar oranı bir takım bilimsel veriler ile güncellenmektedir.
1. kolesterol ilaçlarının faydası kesindir
Kolesterol ilaçları uzun yıllar boyu yapılmış çalışmalarla faydası net olarak kanıtlanmıştır. Elbetti her zaman kolesterol tedavisinde birinci basamak yaşam biçimi değişikliğidir. Sağlıklı beslenme. Sağlıklı ve düzenli spor. Hareketli yaşam. Stresten uzak aşırı rekabetten uzak kinden ve düşmanlıktan uzak huzurlu bir hayat. Takdir edilecektir ki bu yaşam biçiminin değişmesinde bir doktor fazla aktif bir rol üstlenemez ve öneriden öteye gidememektedir. Yine de polikliniklerin tüm yoğun şartlarına rağmen biz bu yaşam biçimi değişikliğini anlatırız. Ancak başarılı bir şekilde uygulayabilen azdır.
Sonuçta özellikle yüksek riskli hastalarda yada kötü huylu kolesterolü çok yüksek kişlerde kolesterol değerlerini sağlıklı ölçülere indirebilmek için çoğu kez ilaç kullanılması gerekmetedir. Ve bu kişilerde kolesterol değerlerinin sağlıklı aralıklara getirilmesi kalp krizini, felci ve daha bir çok damarsal olayı önlediği net olarak kanıtlanmıştır. Tüm bu faydalar çok az olasılıklı bir yan etki karşılığında sağlanabilmektedir. Fayda / zarar oranı kesinlikli fayda yönünde ağır basmaktadır.
Elbette ki ideal olanı kişinin kolesterol değerlerini yaşam biçimini değiştirip ilaçsız normal aralığa getirmesidir ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda kolesterol ilacından yararlanmak bilimsel ve akılcı bir yöntemdir. (bir not olarak kolesterol ilaçları yüksek dozda kullanıldıklarında kolesterol düşürücü etkilerinden bağımsız damar iyleştirici yanları da saptanmıştır.)
2. İlaç sanayi şirketleri insana sadece ve sadece faydalı oldukları sürece kar edebilirler
Bir diğer nokta ilaç firmalarının ilaç satmak çabası konusundaki eleştiri. Bu eleştiri mevcut iktisadi sistemi hiç anlamamış ve dolayısıyla doğru çözüme ulaşma olasılığı çok düşük olan bir anlayışın temelsiz bir sonucudur ve pek bir faydası yoktur. evet ilaç sektörü çok büyük hatta devasa bir sektördür. Dünyanın silah ve petrolden sonraki 3. büyük sanayisi olduğu söylenmektedir. Ancak neden her büyük sanayi kötü iş yaparmış gibi tuhaf bir yorum yapılır ki. Evet silah sanayisi ürettikleri ile insanın ölümüne neden olur ancak ilaç sanayi insanların daha sağlıklı yaşaması amacına yönelmiştir. (ancak ve ancak bu amaç dorultusunda çalışır ve başarıya ulaşırsa kar elde edebilir ) Bu amaca yönelme bir temiz kalplilik değil tamamen bu sektörün karlılık yolunnun burdan geçiyor olmasıyla ilgilidir. Yani bir kimyasal molekülün ilaç olabilmesi ve kar getirebilmesi için net olarak faydalı olması ondan daha önce insanlara zarar vermyor olması yani ciddi yan etkileri olmaması gerekir başka türlü bir kimyasal madde ilaç olamaz. Ve satılamaz. Bu gün mucizevi bir madde bulun kalp krizini sıfırlıyor olduğunu düşünün onun ilaç olup satılabilir olması en az 10 yıllık bir araştırma sonucu ile olabilir. Bu da çok ciddi paralar gerektirir hiç bir devlet bunu bir kamu hizmeti olarak yürütemez. İçtiğiniz aspirinden antibiyotiğe kadar tüm ilaçlar çok ciddi parasal kaynaklar tüketilerek üretilmektedir. Mevcut iktisadi sistemde bu şirketlerin ayakta kalmak için bu ilaçları satmaya çalışmasından daha doğal bir durum yoktur. Ancak tüm ilaçlar piyasaya çıktıktan sonra bile çok ciddi bir şekilde takip edillir. Ve herhangibir olumsuz veri durumunda hemen piyasadan kaldırılır. Bu şirketler var olabilmek için bu kurallara uymak zorundadır. Ve kar etmelerinin temeli faydalı ilaçlar bulmak yada faydalı ilaçlar satmaya bağlıdır. Aksi takdirde yok olurlar. Eğer kar etme şekilleri ile günah keçişi seçilecekse insanlara aşırı kalori yükleyen gazlı içecek satıcıları yada burger firmalarını seçin ve mecburen insanlığın faydasına çalışmak zorunda olan bu ilaç şirketlerini gereksiz yere hedef almayın
3. Kolesterol sağlıklı seviyeleri aştığında vücuda kesinlikle zarar verir
Bir diğer notka; evet kolestorel vücut için faydalıdır. ancak belli aralıkların üstünde bir takım zararlı mekanizmalarda başat rol oynamaktadır. İnsanın olması gereken LDL kolesterol miktarı nedir sorusunu yanıtlamak için iki çalışma çok yol göstericidir. Bir tanesi günümüzde medeniyetten uzak yaşayan tamamin ilkel kabile hayatı yaşan inasnlarda yapılmış bir çalışma ve bulunan LDL değeri 50-70 arası. Bir diğer çalışma insana genetik olarak en yakın olan doğal ortamında yaşayan şempanze türünde yapılan çalışmada da yine LDL değeri 50 - 70 arasında bulunmuş. Yapılan incelemelerde her iki çalışmada da deneklerde hiçbir damar sertliği bulgusu saptanmamış. Yani damarları pırıl pırılmış. Ancak günümüz modern insanı için bu değerler özellikle belli yaşlardan sonra çok uzak hedeflar.Bu değerlerin çok üstünde LDL değerlerinde yaşıyoruz. Ve kanımızdaki yüksek kolesterol damarlarımızın yapısını biz hiç hissetmeden her gün usul usul bozuyor.
(bir gün kalp krizi ile acil servise gelindiğinde fark ediyor insan ancak bu süreç çok önceden başladı ta gençlik yılarında o aman kolesterolde neymiş yiyelim arkadaşlar denilin yıllarda başladı kalp kirizi ise bu uzun yıllar içinde gelişen damar hastalığının bir sonucu yada sonudur. )
Yeri gelmişken şu konuyada açıklık getirelim. Evet çoğunluklukla kalp krizinin oluşumunda temel sorumlu yırtılan damar yüzeyinin üzerine oturan pıhtıdır. Pıhtının oluşması için öncelikle damar yüzeyinde çizik şeklinde bir yırtılma olması gerekir ve normal damar yüzeyi yırtılmaz. İçinde uzun yıllar boyu kolesterol birikimi ile sertleşmiş yapısı bozulmuş damar yüzeyleri yırtılır. Eğer sizin damarlarınızda bu şekilde kolesterol birikimi ile bozulmuş damar yüzeyleri yok ise kalp krizi geçirme olasılığınız da yoktur.
3 Aralık 2011 Cumartesi
Spora başlarken
SPORA BAŞLARKEN
Özet
1.sağlınız için yapabileceğiniz en önemli şeyi yapıyorsunuz
2.ilk 2 ay hedef yok tek amaç sporu hayat biçimi haline getirmek
3.doğru nefes egzersizi yapın
4.diz üstü kaslarınızı çalıştırın karın ve bel kaslarınızı çalıştırın
-----------------------------------------------------------------------
(burada spordan kasıt kalp sağlı için faydalı tip 1 kas geliştiren spor kast ediliyor daha önce bu konuya değindim)
Spora başlarken
1. Kalp sağlığınız için çok önemli bir iş yapıyorsunuz bu gelecekte kalp krizi geçirmemek anlamına geliyor.
Bunun yanında
- felç geçirme riskiniz düşüyor,
-şeker hastası olma ihtimaliniz düşüyor,
-kemik erimesi azaltıyorsunuz,
- kanser olma riskiniz azalıyor,
-bilinçsel fonksiyonlarınız korunuyor Alzheimer ihtimaliniz azalıyor
-... bu mzaddeler artırılabilir (bahsettiğim tüm su olasılıklar bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
sonuç olarak sağlığınızı korumak yada daha iyi duruma getirmek için çok çok önemli bir iş yapmaya başladığınızın farkında ve motivasyonunda olun
2. Spora başladığınız ilk 2 ay hedef koymayın kilo verme yada kalp hızı hedefi gibi hedefler koymayın. Bu 2 ay öncelikle vücudunuz zihniniz spora alışsın ve hayat biçiminiz sporla şekillensin. 2 ay boyunca düzenli spor yapmayı başardığınızda artık hayatınıza sporu katmış olduğunuzu düşünebiliriz. Kararlılık için 2 ay önemli bir eşik süre
3.Doğru nefes almaya çalışın (diyafram nefesi ) bunu spor yaparken bir elinizi parmaklarınızı iyice açıp el ayanız göbek deliğine gelecek şekilde karnınıza diğer elinizi göğüs kafesinize yerleştirin nefes alırken karnınız şişsin göğüs kafesiniz hareket etmesin nefes verirken de karın içeri çöksün göğüs kafesi yine hareketsiz kalmalı bunu 10 kere tekrarlayın aklınıza geldikçe tekrarlayın
4.Diz üstü karım ve bel kaslarınızı çalıştırın. Egzersiz sırasında en çok diz sonra bel sakatlığı ihtimali artıyor. Bunun için diz üstü kasları çalıştırmak önemli (bu konuya dizi korumak yazısında değindim)
Mekik: sırt üstü yatın ayaklarınızı kaldırın dizler doksan derece kırık hafifçe omuzlarınız yerden kalkıp karın kaslarınızı sıkıştırın.
Ters mekik: Yüz üstü yatın ellerinizi el sırtında birleştirin el sırtınız belinize değsin el ayalarınız yukarı baksın göğüs kafesiniz hafifçe yerden kalksın.. (temel nefes kurallarına uyarak çalışın dirence karşı iş yapılırken nefes verilecek gevşerken nefes alınacak -örneğin mekik çekerken öne doğru karnınızı sıkıştırmak üzere omuzlar kalkarken nefes verin gevşeyip zemine omuzlarınızı korken nefes alın her harekette bir nefes nefes tutarak spor yapmak yok- ve tabi ki diyafram nefesi nefes alırken karın şişecek göğüs kafesi hareket etmeyecek nefes verirken karın çökecek göğüs kafesi yine hareketsiz)
Özet
1.sağlınız için yapabileceğiniz en önemli şeyi yapıyorsunuz
2.ilk 2 ay hedef yok tek amaç sporu hayat biçimi haline getirmek
3.doğru nefes egzersizi yapın
4.diz üstü kaslarınızı çalıştırın karın ve bel kaslarınızı çalıştırın
-----------------------------------------------------------------------
(burada spordan kasıt kalp sağlı için faydalı tip 1 kas geliştiren spor kast ediliyor daha önce bu konuya değindim)
Spora başlarken
1. Kalp sağlığınız için çok önemli bir iş yapıyorsunuz bu gelecekte kalp krizi geçirmemek anlamına geliyor.
Bunun yanında
- felç geçirme riskiniz düşüyor,
-şeker hastası olma ihtimaliniz düşüyor,
-kemik erimesi azaltıyorsunuz,
- kanser olma riskiniz azalıyor,
-bilinçsel fonksiyonlarınız korunuyor Alzheimer ihtimaliniz azalıyor
-... bu mzaddeler artırılabilir (bahsettiğim tüm su olasılıklar bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
sonuç olarak sağlığınızı korumak yada daha iyi duruma getirmek için çok çok önemli bir iş yapmaya başladığınızın farkında ve motivasyonunda olun
2. Spora başladığınız ilk 2 ay hedef koymayın kilo verme yada kalp hızı hedefi gibi hedefler koymayın. Bu 2 ay öncelikle vücudunuz zihniniz spora alışsın ve hayat biçiminiz sporla şekillensin. 2 ay boyunca düzenli spor yapmayı başardığınızda artık hayatınıza sporu katmış olduğunuzu düşünebiliriz. Kararlılık için 2 ay önemli bir eşik süre
3.Doğru nefes almaya çalışın (diyafram nefesi ) bunu spor yaparken bir elinizi parmaklarınızı iyice açıp el ayanız göbek deliğine gelecek şekilde karnınıza diğer elinizi göğüs kafesinize yerleştirin nefes alırken karnınız şişsin göğüs kafesiniz hareket etmesin nefes verirken de karın içeri çöksün göğüs kafesi yine hareketsiz kalmalı bunu 10 kere tekrarlayın aklınıza geldikçe tekrarlayın
4.Diz üstü karım ve bel kaslarınızı çalıştırın. Egzersiz sırasında en çok diz sonra bel sakatlığı ihtimali artıyor. Bunun için diz üstü kasları çalıştırmak önemli (bu konuya dizi korumak yazısında değindim)
Mekik: sırt üstü yatın ayaklarınızı kaldırın dizler doksan derece kırık hafifçe omuzlarınız yerden kalkıp karın kaslarınızı sıkıştırın.
Ters mekik: Yüz üstü yatın ellerinizi el sırtında birleştirin el sırtınız belinize değsin el ayalarınız yukarı baksın göğüs kafesiniz hafifçe yerden kalksın.. (temel nefes kurallarına uyarak çalışın dirence karşı iş yapılırken nefes verilecek gevşerken nefes alınacak -örneğin mekik çekerken öne doğru karnınızı sıkıştırmak üzere omuzlar kalkarken nefes verin gevşeyip zemine omuzlarınızı korken nefes alın her harekette bir nefes nefes tutarak spor yapmak yok- ve tabi ki diyafram nefesi nefes alırken karın şişecek göğüs kafesi hareket etmeyecek nefes verirken karın çökecek göğüs kafesi yine hareketsiz)
Spora yeni başlayanlar Diz eklemlerine dikkat
EGZERSİZ YAPARKEN DİZİNİZİ KORUYUN
Özet
Diz eklemlerini korumak için
1. 2 ay boyunca dizinizi yormadan spor temposunu yavaş yavaş artırın
2. düz zeminde yürüyün
3. diz üstü kaslarınızı çalıştırın
4. ayağınıza uygun iyi kaliteli bir ayakkabı ile egzersiz yapın
----------------------------------------------------
(Daha önceden doğru egzersiz şekli ile ilgili yazmıştım)
Uzun süre sağlıklı spor yapabilmek için eklemlere dikkat etmek gerekir.
Yürüyüş yada koşu gibi sporlarda başlangıçta diz ağrısı ve diz sakatlıkları riski yüksektir.
Bunu engellemek gerekir zira diz ağrısı varken egzersiz yapmak pek mümkün olmuyor.
1. Dizlerimizi (kemik eklem ve kaslarımızı) yavaş yavaş egzersize hazırlamalıyız. Bunu için başlangıçta egzersiz süresini ve temposunu düşük tutmak yavaş yavaş artırmak gerekir. Kişisel görüşüm uzun süredir spor yapmıyor iseniz ( > 1 aydan uzun) egzersize yeni başladı iseniz 2 aydan önce koşmaya başlamayın. Yaşınınz 40'ı geçmiş ise yada daha önce diz probleminiz var ise egzersize koşu eklemeyin hızlı tempo yürüyüş yeterli olacaktır.
2. Düz zeminde yürüyün açık havada yürüyenler için yokuş yukarı ya da aşağı yürümeyin koşu bantına yürürken eğim vermeyin
3. Diz üstü kaslarınızı çalıştırın basit bir mantıkla eklemin üstündeki kasların çalıştırılması o ekleme egzersiz esnasında binen yükü azaltacaktır.
Diz üstü kaslar için basit egzersiz önerileri
Sandalye yada kanepede otururken diziniz yaklaşık 90 derece kırıkken ayağınızı öne doğru uzatın eklem açısını sıfırlayın bu arada hareketi yaptığınız bacağın ön diz üstü kaslarını hafifçe sıkın kasıldığını hissedeceksiniz.
Bunu 25 kez tekrarlayın sonra diğer bacağa geçin. (Doğru nefes almak önemli her zaman ayak öne doğru uzatılırken nefes verilir diz ayak aşağı inerken nefes alınır. bu nefesi aynı zamanda diafram nefesi şeklinde yapmaya çalışın bu sayede diafram nefesi antremanı olur diafram nefesi alınırken göğüs kafesi değil karın hareket eder. Nefes alınırken karın şişer nefes verirken karın içeri doğru çöker.)
Ayakta durun çalışacağınız bacağın tersi el ile bir yerder tutunun düz olan diz eklemini arkaya doğru 90 derece kırın bu esnada arka diz üstü kasınızı hafifçe sıkın kasıldığını hissedin. 25'er kez yapın. Doğru nefes alın.
4.İyi ayakkabı ile egzersiz yapın diz kavisinizi destekleyen hafif tabanı esnek ayağınızı sıkmayan yürüyüş ayakkabıları seçin. Diz ve ayak eklemleri için mutlaka iyi bir ayakkabı şart lütfen alırken iyi araştırın ve vakit ayırın.
Özet
Diz eklemlerini korumak için
1. 2 ay boyunca dizinizi yormadan spor temposunu yavaş yavaş artırın
2. düz zeminde yürüyün
3. diz üstü kaslarınızı çalıştırın
4. ayağınıza uygun iyi kaliteli bir ayakkabı ile egzersiz yapın
----------------------------------------------------
(Daha önceden doğru egzersiz şekli ile ilgili yazmıştım)
Uzun süre sağlıklı spor yapabilmek için eklemlere dikkat etmek gerekir.
Yürüyüş yada koşu gibi sporlarda başlangıçta diz ağrısı ve diz sakatlıkları riski yüksektir.
Bunu engellemek gerekir zira diz ağrısı varken egzersiz yapmak pek mümkün olmuyor.
1. Dizlerimizi (kemik eklem ve kaslarımızı) yavaş yavaş egzersize hazırlamalıyız. Bunu için başlangıçta egzersiz süresini ve temposunu düşük tutmak yavaş yavaş artırmak gerekir. Kişisel görüşüm uzun süredir spor yapmıyor iseniz ( > 1 aydan uzun) egzersize yeni başladı iseniz 2 aydan önce koşmaya başlamayın. Yaşınınz 40'ı geçmiş ise yada daha önce diz probleminiz var ise egzersize koşu eklemeyin hızlı tempo yürüyüş yeterli olacaktır.
2. Düz zeminde yürüyün açık havada yürüyenler için yokuş yukarı ya da aşağı yürümeyin koşu bantına yürürken eğim vermeyin
3. Diz üstü kaslarınızı çalıştırın basit bir mantıkla eklemin üstündeki kasların çalıştırılması o ekleme egzersiz esnasında binen yükü azaltacaktır.
Diz üstü kaslar için basit egzersiz önerileri
Sandalye yada kanepede otururken diziniz yaklaşık 90 derece kırıkken ayağınızı öne doğru uzatın eklem açısını sıfırlayın bu arada hareketi yaptığınız bacağın ön diz üstü kaslarını hafifçe sıkın kasıldığını hissedeceksiniz.
Bunu 25 kez tekrarlayın sonra diğer bacağa geçin. (Doğru nefes almak önemli her zaman ayak öne doğru uzatılırken nefes verilir diz ayak aşağı inerken nefes alınır. bu nefesi aynı zamanda diafram nefesi şeklinde yapmaya çalışın bu sayede diafram nefesi antremanı olur diafram nefesi alınırken göğüs kafesi değil karın hareket eder. Nefes alınırken karın şişer nefes verirken karın içeri doğru çöker.)
Ayakta durun çalışacağınız bacağın tersi el ile bir yerder tutunun düz olan diz eklemini arkaya doğru 90 derece kırın bu esnada arka diz üstü kasınızı hafifçe sıkın kasıldığını hissedin. 25'er kez yapın. Doğru nefes alın.
4.İyi ayakkabı ile egzersiz yapın diz kavisinizi destekleyen hafif tabanı esnek ayağınızı sıkmayan yürüyüş ayakkabıları seçin. Diz ve ayak eklemleri için mutlaka iyi bir ayakkabı şart lütfen alırken iyi araştırın ve vakit ayırın.
20 Kasım 2011 Pazar
Kötümserlik Şüphe Kin öldürüyor. İyimserlik kalbin dostu
<Yüz bine yakın 50 ile 80 yaş arasındaki kadın bir dizi soru ile iyimser ve kötümser olarak iki gruba ayrıldı. 8 yıl izlenen bu kadınlarda iyimser olanlar daha uzun yaşmış, daha az kalp krizi ve inme (felç) geçirmişler. İyimserliğin kalp krizi, kalp hastalıklarına bağlı ölüm ve tüm nedenlerden ölüm risklerini yüzde 15 ile 30 oranında azalttığı görülmüş.
Yine bu çalışmada herkese karşı güvensiz, hiçbir şeyi beğenmeyip hepsinin arkasında bir çıkar amacı arayan, şüpheci ve husumet dolu olan kadınların ölüm riski daha güvenli rahat ve barışçıl olanlara göre yüksek bulundu. > (Bu bölüm Dr Murat Tuzcu'nun Kalbimizi Dinleyelim kitabından alınmıştır.
Bu çalışma kadınlar izlenerek yapılmış tabi ki bunun erkekler için geçerli olmadığını düşünmek anlamsız olur. Kötümserliğin şüpheciliğin ve kin duygusunun insan kalbine zarar verdiği ya da tersinin insan kalbini koruduğu açık. Bunun fizyolojik alt yapısı kesin değil bir takım teoriler mevcut zamanla daha net aydınlanacaktır. Şu an bu gerçeğin farkında olmak ve hayatımızı bir takım baş edemeyeceğimiz ve özellikle yapay olan stresten uzak tutmak gerekir. Ve iyimser olma yönünde kendimizi geliştirmeliyiz. Bu var olan problemleri görmemek değil onların çözüleceği yönünde bir bakış açısı geliştirmek gerekir.
Kin duygusu : (kişisel düşüncem.) Duyguların en güçlüsü yanında hiç bir duygu yetişmesine izin vermiyor. Bahçede yetişmiş dikenler gibi tüm toprağı kaplayabiliyor ve geride bir şey bırakmıyor. Bu duygudan olabildiğince uzak durmak gerek.
Sorunlar karşısında 3 maymunu oynamak değil sorunu görüp duyup çözüleceğini düşünmek çözümü için fikir üretmek ya da çaba göstermek ve farklı düşünceleri hoş görmek gerekir.
Sonuç İyimser bakmak, hoşgörü, çözümcü yaklaşmak çözmeye çalışmak, kinden uzak kalmak daha sağlıklı bir kalp demek diyebiliriz.
Kalbinizi koruyun
Yine bu çalışmada herkese karşı güvensiz, hiçbir şeyi beğenmeyip hepsinin arkasında bir çıkar amacı arayan, şüpheci ve husumet dolu olan kadınların ölüm riski daha güvenli rahat ve barışçıl olanlara göre yüksek bulundu. > (Bu bölüm Dr Murat Tuzcu'nun Kalbimizi Dinleyelim kitabından alınmıştır.
Bu çalışma kadınlar izlenerek yapılmış tabi ki bunun erkekler için geçerli olmadığını düşünmek anlamsız olur. Kötümserliğin şüpheciliğin ve kin duygusunun insan kalbine zarar verdiği ya da tersinin insan kalbini koruduğu açık. Bunun fizyolojik alt yapısı kesin değil bir takım teoriler mevcut zamanla daha net aydınlanacaktır. Şu an bu gerçeğin farkında olmak ve hayatımızı bir takım baş edemeyeceğimiz ve özellikle yapay olan stresten uzak tutmak gerekir. Ve iyimser olma yönünde kendimizi geliştirmeliyiz. Bu var olan problemleri görmemek değil onların çözüleceği yönünde bir bakış açısı geliştirmek gerekir.
Kin duygusu : (kişisel düşüncem.) Duyguların en güçlüsü yanında hiç bir duygu yetişmesine izin vermiyor. Bahçede yetişmiş dikenler gibi tüm toprağı kaplayabiliyor ve geride bir şey bırakmıyor. Bu duygudan olabildiğince uzak durmak gerek.
Sorunlar karşısında 3 maymunu oynamak değil sorunu görüp duyup çözüleceğini düşünmek çözümü için fikir üretmek ya da çaba göstermek ve farklı düşünceleri hoş görmek gerekir.
Sonuç İyimser bakmak, hoşgörü, çözümcü yaklaşmak çözmeye çalışmak, kinden uzak kalmak daha sağlıklı bir kalp demek diyebiliriz.
Kalbinizi koruyun
13 Kasım 2011 Pazar
Doğru egzersiz Doğru kas
Daha önceden Tip 1 kaslar kaliteli kaslar şeklinde bir tanımlama da bulunmuştum. Hem bunun gerekçesini açıklamak hem de hangi tip egzersizlerin faydalı olduğunu vurgulamak için kas tiplerini anlatmayı gerekli gördüm.
Vücutta kaslar; çizgili kaslar (iskelet kasları), düz kaslar ve kalp kası olarak üçe ayrılır.
Çizgili kaslar iskelet kasları,bizim hareket etmemizi sağlayan bizim istememizle kasılan kaslardır. Mikroskobik görüntüsü düzenli çizgiler içerdiği için çizgili kas denir. Bu bloggta kas denilince aksi belirtilmedikçe bu iskelet kaslarından bahsedilmiştir.
Düz kaslar, iç organlarımızdaki kastır örneğin barsaklarımızdaki kaslar bizim istemimiz dışında vücudun fizyolojisine göre çalışır. Mikroskop altında düzenli çizgilenmeler göstermez
Kalp kası ise bizim istemimiz dışında çalışır ancak mikroskobik görünümü çizgilenmeler içerir.
Egzersiz ile temel olarak iskelet kaslarımızda değişiklik olur. Ancak kalp kaslarında da egzersize bağlı değişimler olur örneğin koşmak hızlı tempo yürümek yüzmek bisiklet gibi kalp hızını artırıcı sporlar istirahat kalp hızını düşürür (bu kalp sağlığı açısından belirli sınırlan içerisinde oldukça iyi bir şeydir bir takım bilimsel veriler kalp istirahat kalp hızı azaldıkça -belli bir seviyeye kadar- ömrün uzadığını göstermiştir) Yine aşırı ağırlık kaldırmak gibi yüksek dirençli sporlarda kalp kası kalınlaşır (bu kalp sağlığı açısından iyi değildir.)
İskelet kasları kendi içinde tip 1 ve tip 2 olarak ikiye ayrılır
Örneğin maraton koşan sporcuda iskelet kasları tip1 kaslardır 100 metre koşucusunda ise tip 2 kaslar vardır. Yani uzun süreli çok tekrarlı düşük dirençli egzersizler (hızlı yürümek yavaş tempo koşmak az ağırlıkla çok tekrarlı çalışmak gibi ) tip 1 kasları geliştirirken kısa süreli az tekrarlı yüksek dirence karşı yapılan egzersizler (çok hızlı koşmak yüksek ağırlıklar kaldırmak gibi) tip 2 kasları geliştirir.
Bunun önemi nedir?
Tip 1 kaslar enerji tüketimi olarak oksijeni kullanan ve vücutta bir çok faydalı metabolik işlerde (daha sonra bunlara değineceğim) yer alan kaslardır tip 1 kasların faydalı olması insan sağlığını için oldukça önemlidir
Tip 2 kaslar enerji tüketiminde oksijensiz yolları kullanır vücutta tip 1 kasların gösterdiği yararlı etkileri yoktur.
Buradan neden bazı egzersizlerin faydalı ve sürekli önerildiği bazılarının önerilmediği kolayca anlaşılabilir.
Tip 1 kasları artırıcı egzersizleri teşfik ve vücuda faydalı kaslar olduğu için onlar kaliteli kaslar ismini verdim.
Vücutta kaslar; çizgili kaslar (iskelet kasları), düz kaslar ve kalp kası olarak üçe ayrılır.
Çizgili kaslar iskelet kasları,bizim hareket etmemizi sağlayan bizim istememizle kasılan kaslardır. Mikroskobik görüntüsü düzenli çizgiler içerdiği için çizgili kas denir. Bu bloggta kas denilince aksi belirtilmedikçe bu iskelet kaslarından bahsedilmiştir.
Düz kaslar, iç organlarımızdaki kastır örneğin barsaklarımızdaki kaslar bizim istemimiz dışında vücudun fizyolojisine göre çalışır. Mikroskop altında düzenli çizgilenmeler göstermez
Kalp kası ise bizim istemimiz dışında çalışır ancak mikroskobik görünümü çizgilenmeler içerir.
Egzersiz ile temel olarak iskelet kaslarımızda değişiklik olur. Ancak kalp kaslarında da egzersize bağlı değişimler olur örneğin koşmak hızlı tempo yürümek yüzmek bisiklet gibi kalp hızını artırıcı sporlar istirahat kalp hızını düşürür (bu kalp sağlığı açısından belirli sınırlan içerisinde oldukça iyi bir şeydir bir takım bilimsel veriler kalp istirahat kalp hızı azaldıkça -belli bir seviyeye kadar- ömrün uzadığını göstermiştir) Yine aşırı ağırlık kaldırmak gibi yüksek dirençli sporlarda kalp kası kalınlaşır (bu kalp sağlığı açısından iyi değildir.)
İskelet kasları kendi içinde tip 1 ve tip 2 olarak ikiye ayrılır
Örneğin maraton koşan sporcuda iskelet kasları tip1 kaslardır 100 metre koşucusunda ise tip 2 kaslar vardır. Yani uzun süreli çok tekrarlı düşük dirençli egzersizler (hızlı yürümek yavaş tempo koşmak az ağırlıkla çok tekrarlı çalışmak gibi ) tip 1 kasları geliştirirken kısa süreli az tekrarlı yüksek dirence karşı yapılan egzersizler (çok hızlı koşmak yüksek ağırlıklar kaldırmak gibi) tip 2 kasları geliştirir.
Bunun önemi nedir?
Tip 1 kaslar enerji tüketimi olarak oksijeni kullanan ve vücutta bir çok faydalı metabolik işlerde (daha sonra bunlara değineceğim) yer alan kaslardır tip 1 kasların faydalı olması insan sağlığını için oldukça önemlidir
Tip 2 kaslar enerji tüketiminde oksijensiz yolları kullanır vücutta tip 1 kasların gösterdiği yararlı etkileri yoktur.
Buradan neden bazı egzersizlerin faydalı ve sürekli önerildiği bazılarının önerilmediği kolayca anlaşılabilir.
Tip 1 kasları artırıcı egzersizleri teşfik ve vücuda faydalı kaslar olduğu için onlar kaliteli kaslar ismini verdim.
7 Kasım 2011 Pazartesi
Her şey tercih meselesi peki tercih eden biz miyiz.?
Hayat bize yemeği pazarlar
hayat bize egzersizi de pazarlar. Biz tercih yaparız. Peki tercihi biz mi yaparız?
Aslında Her şey bir tercih meselesi.Peki tercihi yapan kim? Neo'nun kırmızı hapı alırken Morpheus'un o sunumu karşısında başka bir tercih olasılığı var mıydı?
( Çağımız pazarlama çağıdır)
Ve her şey bir kâr meselesidir daha fazlası değil. Yoksa hiç bir insan ya da kuruluş düşünemiyorum ki insanları hasta etmekten mutlu olsun. Tüm mesele mevcut ekonomik sistemde var olabilme meselesidir yani kâr meselesidir. Daha çok burger satmak daha fazla gazlı içecek satmak zorundadır bu yüzden için diye gazı verecektir bize yoksa kendi varlığını kaybedecektir. Tercih kişiye kalmış gibidir ancak burda okadar çok pazarlama tekniği kullanılır ki bu durumda sade vatandaş edilgen olarak seçmek zorunda kalabilir.
Kişiye düşen görev doğru bilgiye ulaşıp kendini bilinçlendirmektir. Bize (doktorlara )düşen de bu doğru bilgileri sade vatandaşa iletmek (tabi ki önce kendimiz o bilince ulaşmalıyız)
Bu blogg'un amacı; mevcut bilimsel bilgilerle ve mevcut iktisadi sistemin analizi ile kalbinizi korumak için gerekli bilincin oluşturulmasıdır.
hayat bize egzersizi de pazarlar. Biz tercih yaparız. Peki tercihi biz mi yaparız?
Aslında Her şey bir tercih meselesi.Peki tercihi yapan kim? Neo'nun kırmızı hapı alırken Morpheus'un o sunumu karşısında başka bir tercih olasılığı var mıydı?
( Çağımız pazarlama çağıdır)
Ve her şey bir kâr meselesidir daha fazlası değil. Yoksa hiç bir insan ya da kuruluş düşünemiyorum ki insanları hasta etmekten mutlu olsun. Tüm mesele mevcut ekonomik sistemde var olabilme meselesidir yani kâr meselesidir. Daha çok burger satmak daha fazla gazlı içecek satmak zorundadır bu yüzden için diye gazı verecektir bize yoksa kendi varlığını kaybedecektir. Tercih kişiye kalmış gibidir ancak burda okadar çok pazarlama tekniği kullanılır ki bu durumda sade vatandaş edilgen olarak seçmek zorunda kalabilir.
Kişiye düşen görev doğru bilgiye ulaşıp kendini bilinçlendirmektir. Bize (doktorlara )düşen de bu doğru bilgileri sade vatandaşa iletmek (tabi ki önce kendimiz o bilince ulaşmalıyız)
Bu blogg'un amacı; mevcut bilimsel bilgilerle ve mevcut iktisadi sistemin analizi ile kalbinizi korumak için gerekli bilincin oluşturulmasıdır.
Çağımız yaşam biçiminin ürettikleri: kalp krizi, kanser hangisini alırsınız?
Özet: Fazla enerji alıyor onu harcayamıyoruz fazla hayvansal protein alıyoruz metabolize edemiyoruz.
Sonuçlar:
1.Enerji metabolizması bozukluğu insülin direnci, kolesterol yüksekliği .... son nokta kalp krizi.
2.Protein metabolizması bozukluğu ... son nokta kanser.
Yapılması gereken 1. doğru beslenme
2. vücudumuzun kaliteli kas miktarını artıran egzersiz
Dünya kalp dernekleri hem de kanser dernekleri haftada bir gün den fazla et (kırmızı et ya da tavuk eti) tüketimini önermez (balık eti kalp dernekleri tarafından balık yağı nedeniyle en az haftada iki gün önerilir. Yine aynı kuruluşlarca belirtilmiştir ki egzersiz yapmak kalp krizi ve kanseri riskini azaltır.
Yaşadığımız yüzyılda toplumları iki temel gruba ayırabiliriz. Gıdalara kolay ulaşan insanların çoğunlukta olduğu toplumlar ve gıdalara kolay ulaşan insanların azınlıkta olduğu insanlar. Bu bloggta temel olarak gıda ulaşımının yaygın ve kolay olduğu toplumlardaki yanlış beslenme davranışları üzerine değerlendirmeler yapılacaktır.
Bir parantez ...( Dünya sağlık örgütünü yakın zamanda yayınladığı rakamlara göre dünya üzerinde obez insan sayısı aç insan sayısını geçmiş durumda!!!)
Yüzyılın iki temel öldürücü hastalığı sırasıyla kalp krizi ve kanserdir. İkisininde temel nedeni yanlış beslenme davranışları ve yeterince hareket etmememiz sonucu gelişen enerji depolanması (yağlanma) ve düşük kaliteli kas miktarı.
1. Kalp krizi:
Enerji metabolizmasındaki bozukluk. Fazla kalorili (enerjili ) besin alınımı ve az enerji harcanması nedeniyle vücudun artan fazla enerjiyi depolaması sonucu gelişen bir dizi bozukluğun son noktasıdır kalp krizi. Vücuda alınan ve harcanamayan fazla enerji depolanmaya başlar. Önce bel çevresinde bel kalça kavisini bozan birikim sonra ayva göbeği derken otururken her geçen yıl bir kat daha çıkılan klasik göbek formasyonu gelişiyor. Bu erkekler için balkon benzetmesi ile kadınlar için ise doğumlara bağlı bir kalıntı bahanesi ile yumuşatılır. Ancak bu göbek enerji metabolizmamızdaki bozukluğun yıllar içindeki net bir göstergesidir göbek. Ve sonu kalp krizi ile biten ciddi bir hastalık belirtisidir. Varsa eğer göbeğinizle barışmayın o bir hastalık belirtisidir bir an önce o göbeğin eritilmesi gerekir.
Enerji döngüsündeki bozukluğun diğer ayağı hareketsizlik nedeniyle gelişen kas kitlesi azlığıdır. Kaliteli skelet kası (tip 1 islelet kası daha sonra kalp kası konusuna değiniceğim) vücutta arttıkça insülin direncinin gelişmesi azalır bu kas kitlesi glukozu ve diğer enerji metobolitlerini daha aktif bir şekilde kullanır. Sonuçta bu kaliteli kasları oluşturacak hareketli yaşam biçimi enerjinin daha fazla yakılmasını sağlarken vucutta enerji depolanmasınu önlüyor.
2.Kanser:
( kanser bilimi -onkoloji - uzmanı değilim bu konuda yazdığım temel görüş olan protein döngüsü (protein turnover) kendi tanımlamam ve kişisel görüşümdür) Buradaki temel patoloji alınan (özellikle hayvansal kaynaklı) protein metabolizmasındaki bozukluktur. Yani aldığımız fazla hayvansal proteinler nedeniyle protein döngüsünde protein fazlalığı oluşuyor. Bunun bir nedeni de vücut kas kitlemizdeki azlık. Fazla protein alıyoruz ancak onu kullanacak kaslarımız ise her geçen gün azalıyor (bu hem toplumsal olarak her yeni nesil için hem de bireysel yaşamımızda yaşlanmakla birlikte kas kitlemizdeki azalış olarak değerlendirilebilir ) Farelerde yapılan bir deneyde bir gurup fareye az hayvansal proteinli diyet diğerine ise çok hayvansal proteinli diyet veriliyor her iki guruba da kansorejen madde veriliyor ve sonuçta yüksek hayvansal proteinli diyetle beslenen gurupta kanser gelişirken az hayvansal proteinli diyetle beslenen gurupta kanser gelişmiyor. Bu deneyi ben şöyle yorumluyorum: Vucudumuza onun döndürebileceğinden daha fazla hayvansal protein almamalıyız. Yapılması gereken hayvansal protein alımını azaltırken vucudumuzun kaliteli kas miktarını artırmalıyız.
Sonuçlar:
1.Enerji metabolizması bozukluğu insülin direnci, kolesterol yüksekliği .... son nokta kalp krizi.
2.Protein metabolizması bozukluğu ... son nokta kanser.
Yapılması gereken 1. doğru beslenme
2. vücudumuzun kaliteli kas miktarını artıran egzersiz
Dünya kalp dernekleri hem de kanser dernekleri haftada bir gün den fazla et (kırmızı et ya da tavuk eti) tüketimini önermez (balık eti kalp dernekleri tarafından balık yağı nedeniyle en az haftada iki gün önerilir. Yine aynı kuruluşlarca belirtilmiştir ki egzersiz yapmak kalp krizi ve kanseri riskini azaltır.
Yaşadığımız yüzyılda toplumları iki temel gruba ayırabiliriz. Gıdalara kolay ulaşan insanların çoğunlukta olduğu toplumlar ve gıdalara kolay ulaşan insanların azınlıkta olduğu insanlar. Bu bloggta temel olarak gıda ulaşımının yaygın ve kolay olduğu toplumlardaki yanlış beslenme davranışları üzerine değerlendirmeler yapılacaktır.
Bir parantez ...( Dünya sağlık örgütünü yakın zamanda yayınladığı rakamlara göre dünya üzerinde obez insan sayısı aç insan sayısını geçmiş durumda!!!)
Yüzyılın iki temel öldürücü hastalığı sırasıyla kalp krizi ve kanserdir. İkisininde temel nedeni yanlış beslenme davranışları ve yeterince hareket etmememiz sonucu gelişen enerji depolanması (yağlanma) ve düşük kaliteli kas miktarı.
1. Kalp krizi:
Enerji metabolizmasındaki bozukluk. Fazla kalorili (enerjili ) besin alınımı ve az enerji harcanması nedeniyle vücudun artan fazla enerjiyi depolaması sonucu gelişen bir dizi bozukluğun son noktasıdır kalp krizi. Vücuda alınan ve harcanamayan fazla enerji depolanmaya başlar. Önce bel çevresinde bel kalça kavisini bozan birikim sonra ayva göbeği derken otururken her geçen yıl bir kat daha çıkılan klasik göbek formasyonu gelişiyor. Bu erkekler için balkon benzetmesi ile kadınlar için ise doğumlara bağlı bir kalıntı bahanesi ile yumuşatılır. Ancak bu göbek enerji metabolizmamızdaki bozukluğun yıllar içindeki net bir göstergesidir göbek. Ve sonu kalp krizi ile biten ciddi bir hastalık belirtisidir. Varsa eğer göbeğinizle barışmayın o bir hastalık belirtisidir bir an önce o göbeğin eritilmesi gerekir.
Enerji döngüsündeki bozukluğun diğer ayağı hareketsizlik nedeniyle gelişen kas kitlesi azlığıdır. Kaliteli skelet kası (tip 1 islelet kası daha sonra kalp kası konusuna değiniceğim) vücutta arttıkça insülin direncinin gelişmesi azalır bu kas kitlesi glukozu ve diğer enerji metobolitlerini daha aktif bir şekilde kullanır. Sonuçta bu kaliteli kasları oluşturacak hareketli yaşam biçimi enerjinin daha fazla yakılmasını sağlarken vucutta enerji depolanmasınu önlüyor.
2.Kanser:
( kanser bilimi -onkoloji - uzmanı değilim bu konuda yazdığım temel görüş olan protein döngüsü (protein turnover) kendi tanımlamam ve kişisel görüşümdür) Buradaki temel patoloji alınan (özellikle hayvansal kaynaklı) protein metabolizmasındaki bozukluktur. Yani aldığımız fazla hayvansal proteinler nedeniyle protein döngüsünde protein fazlalığı oluşuyor. Bunun bir nedeni de vücut kas kitlemizdeki azlık. Fazla protein alıyoruz ancak onu kullanacak kaslarımız ise her geçen gün azalıyor (bu hem toplumsal olarak her yeni nesil için hem de bireysel yaşamımızda yaşlanmakla birlikte kas kitlemizdeki azalış olarak değerlendirilebilir ) Farelerde yapılan bir deneyde bir gurup fareye az hayvansal proteinli diyet diğerine ise çok hayvansal proteinli diyet veriliyor her iki guruba da kansorejen madde veriliyor ve sonuçta yüksek hayvansal proteinli diyetle beslenen gurupta kanser gelişirken az hayvansal proteinli diyetle beslenen gurupta kanser gelişmiyor. Bu deneyi ben şöyle yorumluyorum: Vucudumuza onun döndürebileceğinden daha fazla hayvansal protein almamalıyız. Yapılması gereken hayvansal protein alımını azaltırken vucudumuzun kaliteli kas miktarını artırmalıyız.
2 Kasım 2011 Çarşamba
Spor yapan mı sağlıklı normal kilolu olan mı?
Yapılan çalışmalar spor yapan obez kişilerin spor yapmayan normal kilolu kişilere göre daha az kardiyovasküler olay geçirdiğini göstermiştir. Sonuç olarak spor yapmak sadece kilo kontrolü için değil aynı zamanda bir takım damar koruyucu etkileri için de yapılmalı. Normal kilodaki bir kişide spor yapma motivasyonunda olmalı. Aslında bakış açısı şu olmalı insan organizmasının doğalı sporlu yaşamdır biz spor yapmayarak normalin dışına çıkıyoruz. Bu yüzyılda spor dediğimiz eski zamanalarda insan türünün doğal yaşam biçiminin bir parçası idi.
Sonuç olarak: Spor yapmak normal kilolu olmaktan daha önemli ancak en sağlıklısı spor yapıp normal kilolu olmak
Sonuç olarak: Spor yapmak normal kilolu olmaktan daha önemli ancak en sağlıklısı spor yapıp normal kilolu olmak
28 Ekim 2011 Cuma
Kalp krizi kader değildir. Doğru beslen boş kalori alma
Öncelikle bu blogta sıklıkla baş vuracağım kendi tanımlamalarım olan boş kalori zararlı kalori faydalı kalori kavramlarını açıklamakta fayda var.
Faydalı kalori: Birim kalori başına vücuda alınan faydalı madde miktarının > sıfırdan fazla olması
Boş kalori: Birim kalori başına alınan vucuda faydalı ve zararlı madde miktarını sıfır olması
Zararlı kalori: Birim kalori başına vücuda alınan zararlı madde miktarının sıfırdan fazla olması
Örneklerle açıklayalım: Elma yerken kalori alınır ancak bununla birlikte birtakım vitaminler ve lifler de alınır bunlar vücut için gerekli ve faydalıdır dolayısıyla elmadaki kalori faydalı kaloridir
Bir çok gazlı içecekte yine cipslerde ciddi oranda kalori var iken beraberinde vücut için zararlı bir çok madde de alınır (zararlı kalori).
Çaya atılan şeker boş kaloridir gereksiz kalori olmasının dışında beraberinde zararlı bir madde yada faydalı bir madde içermez (tabi üretim ve işlenme koşullarına göre zararlı bir takım bileşenler içerebilir)
Sonuçta kalori hesabı yaparken sadece matematiksel toplam kalori miktarına bakmak değil birim kalori başına
alınan faydalı bileşik miktarına bakmalıyız. Zararlı kalorileri tamamen hayatımızdan çıkarmalı boş kalorilerden olabildiğince uzak durmalıyız.
Aslolan zararlı ve boş kalorilerin hayatımızdan çıkarılması faydalı kalorilerde herhangi bir hesap yapmamamızdır. Ancak evrimsel süreç yaşam biçimimizi belirgin bir şekilde değiştirirken fizyolojimiz buna henüz uyum sağlayabilmiş değildir. Sonuçta sürekli harekete ve enerji harcamaya uyumlu insan organizması masa başında televizyon karşısında hareketsiz bir yaşama sürüklenmiş üstelik birde (dünyanın çoğunluğu) çok kolay kaloriye ulaşabilir hale gelmiştir. Buda sürekli kilo artışı getirmektedir. Mevcut hareketsiz hayatımıza olabildiğince hareket katmak ve harcayabileceğimizden daha fazla kalori tüketmemek gerekir.
Hazin bir çelişki dunya sağlık örgütünün rakamlarına göre dünyanın bir yanında açlıktan ölümler olurken dünyadaki obez sayısı aç insan sayısını geçmiş durumda
Faydalı kalori: Birim kalori başına vücuda alınan faydalı madde miktarının > sıfırdan fazla olması
Boş kalori: Birim kalori başına alınan vucuda faydalı ve zararlı madde miktarını sıfır olması
Zararlı kalori: Birim kalori başına vücuda alınan zararlı madde miktarının sıfırdan fazla olması
Örneklerle açıklayalım: Elma yerken kalori alınır ancak bununla birlikte birtakım vitaminler ve lifler de alınır bunlar vücut için gerekli ve faydalıdır dolayısıyla elmadaki kalori faydalı kaloridir
Bir çok gazlı içecekte yine cipslerde ciddi oranda kalori var iken beraberinde vücut için zararlı bir çok madde de alınır (zararlı kalori).
Çaya atılan şeker boş kaloridir gereksiz kalori olmasının dışında beraberinde zararlı bir madde yada faydalı bir madde içermez (tabi üretim ve işlenme koşullarına göre zararlı bir takım bileşenler içerebilir)
Sonuçta kalori hesabı yaparken sadece matematiksel toplam kalori miktarına bakmak değil birim kalori başına
alınan faydalı bileşik miktarına bakmalıyız. Zararlı kalorileri tamamen hayatımızdan çıkarmalı boş kalorilerden olabildiğince uzak durmalıyız.
Aslolan zararlı ve boş kalorilerin hayatımızdan çıkarılması faydalı kalorilerde herhangi bir hesap yapmamamızdır. Ancak evrimsel süreç yaşam biçimimizi belirgin bir şekilde değiştirirken fizyolojimiz buna henüz uyum sağlayabilmiş değildir. Sonuçta sürekli harekete ve enerji harcamaya uyumlu insan organizması masa başında televizyon karşısında hareketsiz bir yaşama sürüklenmiş üstelik birde (dünyanın çoğunluğu) çok kolay kaloriye ulaşabilir hale gelmiştir. Buda sürekli kilo artışı getirmektedir. Mevcut hareketsiz hayatımıza olabildiğince hareket katmak ve harcayabileceğimizden daha fazla kalori tüketmemek gerekir.
Hazin bir çelişki dunya sağlık örgütünün rakamlarına göre dünyanın bir yanında açlıktan ölümler olurken dünyadaki obez sayısı aç insan sayısını geçmiş durumda
14 Ekim 2011 Cuma
Biraz önce dahiliye yoğun bakımda yatan bir hasta için konsültasyona gittim. Hemşire hanımı beklerken hemşire deskinin hemen karşısında yatan genç delikanlıyı gördüm. Öyle melek gibi uyuyor Özgür'müş adı. Şaşırdım.
-Neden yatıyor bu çoçuk burda?
-Süisid (İntihar) girişimi intoks (ilaç zehirlenmesi)
Parasetomol almış yüksek dozda.
Öyle etkileyici ve üzücü ki capcanlı bir beden toy ve öyle huzurlu bir uykuya dalmış görünüyor ki sanki gülümsüyor uykusunda. Bu delikanlının hayatına kastedeceği düşüncesi hiç uyanmıyor insanda. Bilincin altında bir huzur var üstü belli kirlenmiş.
-A be delikanlı sen ne zaman büyüdün de hayatı tanıdın da onu sonlandırma kararı verdin.
Hemşire hanımla konsültasyon için geldiğin hastanın dosyasını incelerken konuşuyoruz. Kız meselesiymiş.
-Ah Ah daha o yürek ne sevgiler yaşayacak ne aşk acıları böyle erken vazgeçmek var mı genç.
Diyorum ki hemşire hanıma 'Doyasıya mutlu olması gerekirken bu genç onun borda olması biz erişkinlerin bir hatasının izdüşümü.
Sonra garip bir çelişki konsülte ettiğim hastanın başındayım burtan genç de görünüyor. Biri 15'inde biri 85'inde. 85'inde 2 hafta önce mide perforasyonu (delinmesi ) nedeniyle ameliyat olmuş: Sonra solunum yetmezliği tedavisi başlanmış bu gün ani bir mide kanaması geçirmiş. Şimdi kalp hızı yüksek kardiyoloji değerlendirmesi isteniyor. Bir hayat mücadelesi sağlık çalışanları ile birlikte verilen hayatta kalma mücadelesi. Öte yanda hayat dolu bir bedenin hayatın çelişkilerine takılışı ve düşüşü. Hata bizin hayatı o genç yaşta destekleyemeşimiz. Bu gencin burda olması biz yaş almışların ortak eksilkliği ve hatasıdır.
Sonra hemşire hanımla empati kurup kendi hayatlarımızdan çoçuklarımızla olan ilişkilerimizden konuşuyoruz. Allah korusun diyoruz.
Biraz fazla şımartılıyor gibi geliyor yeni nesil hemşire hanıma.
Bense tam tersi etkili ilgi veremediğimizi düşünüyorum çoçuklarımıza. Kendimizi tam olarak veremiyoruz onlara. Tek şuçlusu biz değiliz. Yada hiç değiliz. Ama temel suçlu da biziz göremeyişimizden görmezden gelişimizden bizi bizden ayıra bu fazla ve gereksiz yorucu hayatı.
Kaçımızın enerjisi ve isteği kalıyor evde çoçuklarıyla oynamak vakit geçirmek can kulağıyla onları dinlemek için. Onların bizinle vakit geçirmek isteyip başaramayınca bizden yüz değilde güç bulamayınca başlattıkları isyan koparıveriyoruz bağımızı. İnce ince usul usul örülüyor aramızdaki duvar. Zaman çok iyi bir duvar ustasıdır kimi zaman hep birlikte içindesindir duvarın -ne mutlu onlara- kimi zaman ayrı ayrı...
Günün yorgunluğunda bir nefes almak için açıp televizyonu yada bilgisayarı sanal dünyaya yollarken çocuğumuza örülür duvar. Ve biz suçlu değiliz sadece yorulmuşuz da yorulmakla kalmamışız üzülmüşüz kızmışız kırılmışız ve birazda tüketmişiz özümüzü. Bir soluk almak ...
Ama zaman usta olduğu kadar duyarsız ve sinsi kimi zaman acımasız örüyor inceden ve usul usul duvarını. Ve sonra seslenince aslında çarpıp duvara geri geliyor sesimiz geç kaldıysak artık hiç duymuyor ki bize ve kendine körpeliği ile toyluğuyla bir hayat kurmaya çalışıyor hatalarıyla. Şans bazen işler çok zora girmiyor. Ama bazende melek yüzlü bu Özgür gibi alabildiğine tersine gidiyor işler.
Ne olursa olsun seninle oynamak konuşmak vakit geçirmek istiyorsa çoçuğun hala şansın varken hiç reddetme. Hiç bir iş ondan öncelikli ve önemli değil aslında biliyor ve çok unutuyorsun. Ne olacak bir Einstein değiliz ki öyle dünyayı değiştirecek fikirler buluşlar geliştiriyor değiliz ki. (bir parantez açmalıyım ki yeterince sevilmemiş ilgilenilmemiş çoçukların büyüyüp yönettiği bir dünya alıyor Enstein'bir atom bombası yapıyor. Keşke o kadar çalışmasaydı Enstein bulmasaydı diyor insan. Yoksa o hoşgörüsüz erdemsiz insafsız yönetici tayfı nasıl bulsun atom bombasının formülünü.
Ve son söz genç kalpleri koruyup yaşatacak yere dezorganize hayatta dalgaya ters çırpınıp tüketiyoruz tüm enerjimizi ve zamanımızı. Farkına varan da pek yok hanı dalganın da deniz'in de.
-Neden yatıyor bu çoçuk burda?
-Süisid (İntihar) girişimi intoks (ilaç zehirlenmesi)
Parasetomol almış yüksek dozda.
Öyle etkileyici ve üzücü ki capcanlı bir beden toy ve öyle huzurlu bir uykuya dalmış görünüyor ki sanki gülümsüyor uykusunda. Bu delikanlının hayatına kastedeceği düşüncesi hiç uyanmıyor insanda. Bilincin altında bir huzur var üstü belli kirlenmiş.
-A be delikanlı sen ne zaman büyüdün de hayatı tanıdın da onu sonlandırma kararı verdin.
Hemşire hanımla konsültasyon için geldiğin hastanın dosyasını incelerken konuşuyoruz. Kız meselesiymiş.
-Ah Ah daha o yürek ne sevgiler yaşayacak ne aşk acıları böyle erken vazgeçmek var mı genç.
Diyorum ki hemşire hanıma 'Doyasıya mutlu olması gerekirken bu genç onun borda olması biz erişkinlerin bir hatasının izdüşümü.
Sonra garip bir çelişki konsülte ettiğim hastanın başındayım burtan genç de görünüyor. Biri 15'inde biri 85'inde. 85'inde 2 hafta önce mide perforasyonu (delinmesi ) nedeniyle ameliyat olmuş: Sonra solunum yetmezliği tedavisi başlanmış bu gün ani bir mide kanaması geçirmiş. Şimdi kalp hızı yüksek kardiyoloji değerlendirmesi isteniyor. Bir hayat mücadelesi sağlık çalışanları ile birlikte verilen hayatta kalma mücadelesi. Öte yanda hayat dolu bir bedenin hayatın çelişkilerine takılışı ve düşüşü. Hata bizin hayatı o genç yaşta destekleyemeşimiz. Bu gencin burda olması biz yaş almışların ortak eksilkliği ve hatasıdır.
Sonra hemşire hanımla empati kurup kendi hayatlarımızdan çoçuklarımızla olan ilişkilerimizden konuşuyoruz. Allah korusun diyoruz.
Biraz fazla şımartılıyor gibi geliyor yeni nesil hemşire hanıma.
Bense tam tersi etkili ilgi veremediğimizi düşünüyorum çoçuklarımıza. Kendimizi tam olarak veremiyoruz onlara. Tek şuçlusu biz değiliz. Yada hiç değiliz. Ama temel suçlu da biziz göremeyişimizden görmezden gelişimizden bizi bizden ayıra bu fazla ve gereksiz yorucu hayatı.
Kaçımızın enerjisi ve isteği kalıyor evde çoçuklarıyla oynamak vakit geçirmek can kulağıyla onları dinlemek için. Onların bizinle vakit geçirmek isteyip başaramayınca bizden yüz değilde güç bulamayınca başlattıkları isyan koparıveriyoruz bağımızı. İnce ince usul usul örülüyor aramızdaki duvar. Zaman çok iyi bir duvar ustasıdır kimi zaman hep birlikte içindesindir duvarın -ne mutlu onlara- kimi zaman ayrı ayrı...
Günün yorgunluğunda bir nefes almak için açıp televizyonu yada bilgisayarı sanal dünyaya yollarken çocuğumuza örülür duvar. Ve biz suçlu değiliz sadece yorulmuşuz da yorulmakla kalmamışız üzülmüşüz kızmışız kırılmışız ve birazda tüketmişiz özümüzü. Bir soluk almak ...
Ama zaman usta olduğu kadar duyarsız ve sinsi kimi zaman acımasız örüyor inceden ve usul usul duvarını. Ve sonra seslenince aslında çarpıp duvara geri geliyor sesimiz geç kaldıysak artık hiç duymuyor ki bize ve kendine körpeliği ile toyluğuyla bir hayat kurmaya çalışıyor hatalarıyla. Şans bazen işler çok zora girmiyor. Ama bazende melek yüzlü bu Özgür gibi alabildiğine tersine gidiyor işler.
Ne olursa olsun seninle oynamak konuşmak vakit geçirmek istiyorsa çoçuğun hala şansın varken hiç reddetme. Hiç bir iş ondan öncelikli ve önemli değil aslında biliyor ve çok unutuyorsun. Ne olacak bir Einstein değiliz ki öyle dünyayı değiştirecek fikirler buluşlar geliştiriyor değiliz ki. (bir parantez açmalıyım ki yeterince sevilmemiş ilgilenilmemiş çoçukların büyüyüp yönettiği bir dünya alıyor Enstein'bir atom bombası yapıyor. Keşke o kadar çalışmasaydı Enstein bulmasaydı diyor insan. Yoksa o hoşgörüsüz erdemsiz insafsız yönetici tayfı nasıl bulsun atom bombasının formülünü.
Ve son söz genç kalpleri koruyup yaşatacak yere dezorganize hayatta dalgaya ters çırpınıp tüketiyoruz tüm enerjimizi ve zamanımızı. Farkına varan da pek yok hanı dalganın da deniz'in de.
12 Ekim 2011 Çarşamba
Kalp krizi bir tercihtir
Kalp krizi bir tercihtir.
Bunu biz mi seçiyoruz yoksa hayat mı bize o seçimi yaptırıyor ?
Ayşe Emre'nin kitabından (Önce kalbim) bir alıntı bu soruyu yanıtlıyor sanırım
< Yunan mitolojisinde tıp tanrısı Asklepios'un kızı, sağlık tanrıçası Hygei'aya tapınanlar için sağlık, olayların doğal düzeni kabul edilir ve hayatlarını akıllıca yönetebilen insanlara bahşedilen olumlu bir niteliktir.>
Burda temel nokta şu hayatlarını akıllıca yönetebilen insanlar
Bunun için önce sağlıklı yaşam için gerekli bilgi donanımına ulaşmak gerekiyor. Bunu yaparken bilmiş görünen cahillerden kaçınmak ayırt edebilmek gerek öyle çoklar ki. Bir kişinin doğru şeyler söyleyip söyelemediğini test etmek için onun yaşamına bakmak gerekir. Eğer yaşamı ile ilgili bilgi kısıtlı ise bedenine bakın bu her şeyin aynasıdır. Size bir dobişko sağlıklı beslenmekten bahsediyor ise orda ya yanlış bir bilgi vardır yada özümsenememiş ezbere bilgiler. Kişi bilgiyi özümseyememiş ise (yani bilginin özüne ulaşamamış ve kendi özüyle birleştirememiş ise) bu bilgi size onun tarafından ulaştırılamaz. Bazı kişilerin konuşması bizi aydınlatır hiç yeni bir şey söylemeselerde.
Bu blog'ta doğru bulduğum bilgi kaynaklarına yöneltmekte bir araç olacak.
Bunu biz mi seçiyoruz yoksa hayat mı bize o seçimi yaptırıyor ?
Ayşe Emre'nin kitabından (Önce kalbim) bir alıntı bu soruyu yanıtlıyor sanırım
< Yunan mitolojisinde tıp tanrısı Asklepios'un kızı, sağlık tanrıçası Hygei'aya tapınanlar için sağlık, olayların doğal düzeni kabul edilir ve hayatlarını akıllıca yönetebilen insanlara bahşedilen olumlu bir niteliktir.>
Burda temel nokta şu hayatlarını akıllıca yönetebilen insanlar
Bunun için önce sağlıklı yaşam için gerekli bilgi donanımına ulaşmak gerekiyor. Bunu yaparken bilmiş görünen cahillerden kaçınmak ayırt edebilmek gerek öyle çoklar ki. Bir kişinin doğru şeyler söyleyip söyelemediğini test etmek için onun yaşamına bakmak gerekir. Eğer yaşamı ile ilgili bilgi kısıtlı ise bedenine bakın bu her şeyin aynasıdır. Size bir dobişko sağlıklı beslenmekten bahsediyor ise orda ya yanlış bir bilgi vardır yada özümsenememiş ezbere bilgiler. Kişi bilgiyi özümseyememiş ise (yani bilginin özüne ulaşamamış ve kendi özüyle birleştirememiş ise) bu bilgi size onun tarafından ulaştırılamaz. Bazı kişilerin konuşması bizi aydınlatır hiç yeni bir şey söylemeselerde.
Bu blog'ta doğru bulduğum bilgi kaynaklarına yöneltmekte bir araç olacak.
kalp krizi bir kader değildir
Yüzyılımızın en ölümcül hastalığı kalp krizidir ve bir kader değildir farkında olmayarak yapığımız bir tercihtir. Yada yaptığımız seçimlerin toplamının gelecek zamandaki bir izdüşümüdür.
İlk sigara ya başladığımızda yada yıllarca bırakıp uzanırken uzatılmış bir sigaraya içme diyen iç sesimizi bastırırken ...
Spor yapmak yerine yatıp televizyonun karşısına izlediğimiz dizelerle zaman kaybederken...
Ölçüsüzce tıkabasa yerken...
Hayatın tadının kapağın altında sanıp kafaya diktiğimiz gazlı içeçeklerle susuzluğumuzu giderirken...
Hayatın anlansız meselelerine kafayı takıp tüm vucudumuzu ağır bir psikolojik strese maruz bırakırken...
Dostluklarımızı günün telaışına satarken...
Erdemi hayatımızdan dışlarken...
Hep bir tercih yapıyoruz aslında ve bu tercihlerin gideceği yol belli
Son sadece bir zaman meselesi
O zamada geliyor bir gün
Burda ben işin tıbbi yanlarına ve tibbi yanlışlarına değineceğim
İlk sigara ya başladığımızda yada yıllarca bırakıp uzanırken uzatılmış bir sigaraya içme diyen iç sesimizi bastırırken ...
Spor yapmak yerine yatıp televizyonun karşısına izlediğimiz dizelerle zaman kaybederken...
Ölçüsüzce tıkabasa yerken...
Hayatın tadının kapağın altında sanıp kafaya diktiğimiz gazlı içeçeklerle susuzluğumuzu giderirken...
Hayatın anlansız meselelerine kafayı takıp tüm vucudumuzu ağır bir psikolojik strese maruz bırakırken...
Dostluklarımızı günün telaışına satarken...
Erdemi hayatımızdan dışlarken...
Hep bir tercih yapıyoruz aslında ve bu tercihlerin gideceği yol belli
Son sadece bir zaman meselesi
O zamada geliyor bir gün
Burda ben işin tıbbi yanlarına ve tibbi yanlışlarına değineceğim
11 Ekim 2011 Salı
Kalp krizi bir kader midir?
Bu soruyu sor kendine
Gözünü kapak kalp krizi nedeniyle acil serviste anjio ekibinin sana müdahele etmek için hazırlandığı göğsünde ölümcül bir ağrı hissederken düşün ve hatırla bu soruyu.
Bu benim kaderim miydi?
Değiştirebilir miydim?
Nasıl değiştirebilirdim?
Gözünü kapak kalp krizi nedeniyle acil serviste anjio ekibinin sana müdahele etmek için hazırlandığı göğsünde ölümcül bir ağrı hissederken düşün ve hatırla bu soruyu.
Bu benim kaderim miydi?
Değiştirebilir miydim?
Nasıl değiştirebilirdim?
6 Ekim 2011 Perşembe
4 emir
1. kilonu kontrol et
2.düzgün beslen
3.sporunu yap
4. bekleme şimdi yap
geçen zaman kalbinden geçiyor
2.düzgün beslen
3.sporunu yap
4. bekleme şimdi yap
geçen zaman kalbinden geçiyor
Kaydol:
Yorumlar (Atom)